Kramponlupisagor -

2016 AVRUPA ŞAMPİYONASI E GRUBU ÖN-ANALİZİ VE DEĞERLENDİRMESİ

S Ayaz B
S Ayaz B
  • 06.06.2016

Şükür ki futbol fikstürünün kuraklıktan öldüğü, Ramazan ayının durgunluğunun mental anlamda futbol severleri vurduğu Haziran ayında yardımımıza Euro 2016 yetişiyor. 10 Haziran günü Fransa – Romanya maçı ile start alacak turnuvada bizde site ekibi olarak kendi ön görülerimizi ve değerlendirmelerimizi paylaşmak istedik ve E Grubunun değerlendirmesi de şahsıma düştü.

 

 

Oynanacak müsabakaların sonucunda hangi takımların bir üst tura çıkabileceğini kestirebilmek adına oldukça zor bir grup var ortada.

 

Kâğıt üzerinde Belçika ve İtalya grubun ilk iki sırasını paylaşmaya aday olarak gözükse bile İsveç ve İrlanda’yı da küçümsememek gerektiğine inanıyor ve elemelerde ortaya koydukları performans ve istatistikleri de baz aldığımda bu iki takımı yabana atmamak gerektiğini düşünüyorum.

 

Özellikle ilk maçlar sonucunda oluşacak puan durumu mental ve duygusal kırılmalar açısından önemli olacaktır.

 

 

 

 

Fikstürü şöyle koyalım;
fikstür grup

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Takımları sıra ile değerlendirecek olursak;

 

 

 

BELÇİKA;

 

 

 

 

Otoriteler tarafından turnuvanın gizli favorileri arasında gösterilen ve yurtdışı bahis bürolarının da 12.00 oran vererek ciddi bir biçimde şans verdikleri Belçika’ya ben açıkçası pek güvenemiyorum ve bunun için birçok sebebim var.

 

 

 

 

Belçika’nın turnuvaya katılmak için lider olarak bitirdiği eleme grubuna kısaca bir göz atmak lazım. Galler – Bosna Hersek – İsrail – Güney Kıbrıs ve Andorra gibi Avrupa futbolunda söz sahibi olmayan (son birkaç senedir yaptığı ataklarla Bosna’yı belki biraz ayrı plana koyabiliriz) ülkelerin arasından Lukaku – Hazard – Dembele ve De Bruyne, Vertonghen, Alderweireld, Courtois ve Witsel gibi bugün Avrupa’nın her takımında forma giyebilecek kapasitede oyuncular ile grubu lider bitirmeleri açıkçası sürpriz değildi.

 

Dolayısı ile ellerini kollarını sallaya sallaya rahat bir birincilik alıp, kendilerini zorlayabilecek her hangi bir takım ile oynamadan Fransa’ya gelmeye hak kazandılar.  Mart ayında Portekiz ile oynayarak kendilerini test eden ekip özellikle savunmada sıkıntılar yaşamış ve Ronaldo’yu durduramamıştı. İsviçre ile oynadıkları son hazırlık müsabakasında da vasat bir oyun ortaya koydular ve bireysel beceriler ile sonuca gidebildiler. Belçika da gözüme en çok çarpan sıkıntı defans hatlarının ağır olması ve özellikle süratli kanat oyuncularına karşı önlem alamamaları.

 

Hücum hattı ne kadar efektif ise defans hatlarında da Vertonghen – Alderweireld gibi isimlere rağmen dengesizlik mevcut. Grup aşamalarında oynadıkları 10 maçta sadece 5 gol yiyen ve bu alanda en başarılı takım olan ekip son 2 hazırlık maçında ise 3 gol yedi. Kanımca ekip Vincent Kompany’nin yerini doldurabileceğe benzemiyor.

 

 

 

 

Turnuvanın 25.8 yaş ortalaması ile en genç takımı olan Belçika’nın rakiplerinin aksine nispeten kolay bir eleme grubundan geldiğini varsayıp kendilerinin ayarında takımlar ile maç yapmadığını düşünürsek kırmızı şeytanların işini bir hayli zor görüyorum. Belçika’nın bir başka şanssızlığı ise gruptaki ilk maçlarını İtalya ile oynayacak olmaları. Olası bir yenilgide bu genç takımın panik yaşayacağı ve kalan maçlarda tökezlemesi benim için sürpriz olmayacaktır.

 

 

Belçika’nın en büyük avantajı 2012 senesinden beri takımın başında bulunan ve 2014 Dünya Kupasında bu genç ekibe Çeyrek Final oynatma başarısını göstermiş, bana göre ekibini mental anlamda kritik maçlara çok iyi hazırlamayı başaran teknik direktör Marc Wilmots. Lakin, Wilmots’un saha içi lideri olarak hangi oyuncusunu seçeceği benim için merak uyandırıyor. Kompany gibi doğal bir liderin olmaması ekibi bence oldukça olumsuz yönde etkileyecektir.  

 

 

 

 

Ekibin kaderinin İtalya’ya karşı oynayacakları ilk maçta şekilleneceğini düşünüyor ve sonuç ne olursa olsun bizlere keyifli, bol gollü ve pozisyonlu maçlar izleteceklerini düşünüyorum. 

 

 

 

 

Belçika adına bana göre en önemli 3 oyuncu;

 

  • De Bruyne
  • Eden Hazard
  • Romelu Lukaku

 

 

 

 

İTALYA;

 

 

Bu yazıyı yazarken en fazla zorlandığım kısım şüphesiz ki İtalya olacaktı ve oldu da. İtalya’ya dair söyleyebileceğimiz en net şey teknik direktör Antonio Conte’nin bu turnuvanın ardından milli takımı bırakıp Premier Lig de Chelsea’nin yolunu tutacağı. Bu durumun Gök Mavililer adına pozitif bir motivasyon kaynağı olacağı aşikar.

 

 

İtalya her ne kadar son zamanlarda büyük bir değişiklik yaşasa da bildiğimiz İtalya. Defansta her zamanki gibi sertler ve öncelikleri maçı kazanmak değil kaybetmemek. Bunu da eleme gruplarında mağlubiyet almadan gruptan çıkmayı başaran dört takımdan biri olarak kanıtladılar ve 10 maçta kalelerinde 7 gol gördüler.

 

 

Gök Mavililerin savunma hattı her zamanki gibi şampiyon Juventus’un kemik kıran hattından oluşuyor. Kalede Buffon – önünde de Bonucci/Barzagli ve Chiellini olunca rakip forvetlerin maça ne kadar arzulu ve istekli başlayabileceği tartışılır. Zaten İtalya eğer bu turnuvada bir sürpriz gerçekleştirebilecekse bu ileri alanda oynayacağı baskılı hücuma dayalı futbol ile değil defans hattının maçı kilitledikten sonra ekibin duran toplar ile ya da kontra ataklar ile bulabileceği goller ile mümkün olacak.  

 

 

Roberto Baggio, Filipo İnzaghi gibi efsane isimlere alışkın olan benim yaş grubumu Simone Zaza,  Pelle, Immobile ve El-Shaarawy gibi ikinci sınıf isimler ile heyecanlandırmak pek mümkün değil. Yine de Insigne gibi şapkadan tavşan çıkarabilecek bir oyuncuya sahip olması böyle kısa süreli turnuvalarda büyük bir koz olabilir.

 

 

 

İtalya’nın turnuvadaki kaderini şekillendirecek olan orta sahası olacaktır. Florenzi, De Rossi, Candreva gibi hem fizik gücü, hem oyun IQ’su yüksek oyuncular günlerinde olduğu müddetçe İtalya’nın turnuvada yenemeyeceği takım yok. Gerçi savunma hatlarını da düşünürsek ‘kolay kolay yenileceği takım yok’ demek daha doğru ve yerinde olacaktır.

 

 

İtalya yapısı gereği ve turnuvalardaki tecrübesinden dolayı istediğini elde etmeyi bilen bir takım. Başında da Conte gibi oyunu iyi okuyabilen bir teknik adam varken gruptan çıkma ihtimallerini Belçika’dan daha fazla buluyorum.

 

 

 

İtalya adına bana göre en önemli 3 oyuncu;

 

 

  • Gianluigi Buffon
  • Lorenzo Insigne
  • Alessandro Florenzi

 

 

 

 

İRLANDA CUMHURİYETİ;

 

 

 

Kuzey İrlandalı Martin O’Neill ile birlikte güzel bir ritim yakalaya ve keyif veren bir futbol oynayan İrlanda şahsımın en fazla sempati duyduğu takımlardan. Yeteneksiz ama hırs ve mücadele ile bir şeyler yapmaya çalışan ekip için yolun sonu grup sonunculuğu gibi gözükse de ellerinden geleni yapacaklardır.

 

 

İrlanda’nın buraya gelme yolu hiç kolay olmadı. Eleme gruplarında Almanya, Polonya ve İskoçya gibi kendilerinden daha kuvvetli sayılabilecek takımlar yer alırken, sadece 2 mağlubiyet görüp grubun 7 gol ile en az gol yiyen takımı olmalarına rağmen ancak üçüncü sırayı alıp play-off hakkı elde edebilmişlerdi.

 

Ekibin grup aşamasında Almanya ile oynadığı 2 maçtan 4 puan çıkardığını da hatırlamış olayım. Play-off’ta ise Bosna Hersek’i iki maçın sonunda elemeyi başaran ekip Fransa’ya katılma hakkı kazandı ve bunu fazlasıyla hak ettiler.

 

 

Öncelikle İrlanda her ne kadar Avrupa futbolunda pek adı sanı duyulmamış bir takım olabilir ama bu turnuvanın en tecrübeli kadrosuna sahip ekiplerinden bir tanesi. Takım 29.8 yaş ortalaması ile turnuvanın en yaşlı kadrosu konumunda ve özellikle Premier Lig tecrübesi yaşamış, hala da yaşamaya devam eden bir sürü üst düzey futbolcuya sahip. Slovakya ile oynanan son hazırlık maçı için çağrılan 31 futbolcunun 28 tanesinin aktif olarak İngiltere de oynamayı sürdürdüğünü belirtmekte fayda var.

 

 

İrlanda Cumhuriyeti’nin en büyük sıkıntısı forvet hattında. İleri uçta hala 35 yaşındaki Robbie Keane, 32 yaşındaki Kevin Doyle, 33 yaşındaki Jonathan Walters ve 30 yaşındaki Shane Long görev alıyor.

 

Grupta attıkları 19 golün 11 tanesi Cebeli Tarık’a karşı atılmış goller ve bunu çıkardığımızda 8 maçta toplamda 8 gol atmış oluyorlar ve bu istatistik nazarımda ciddi bir sıkıntı.

James Mclean, James McCarthy ve McGeady gibi oyuncular ile orta sahada bir şeyler yapmaya çalışacak olan takımın sınırlı hücum gücü yüzünden gruptan çıkabilmesi maalesef pek muhtemel görünmüyor ama kalbim onlardan yana.

 

Son 4 hazırlık maçında da gol atmış olmaları onları morallendirecektir.

 

 

İrlanda Cumhuriyeti adına bana göre en önemli 3 oyuncu;

 

  • Shane Long / Robbie Keane
  • James McCarthy
  • James McClean

 

 

 

 

İSVEÇ;

 

 

 

Rezalet ötesi futbol oynamasına rağmen eleme grubunu Zlatan İbrahimoviç sayesinde üçüncü bitirip play-off’a kalan, yine Zlatan İbrahimoviç sayesinde play-off da ebedi rakibi Danimarka’yı geçmeyi başaran, Zlatan İbrahimoviç sponsorluğundaki İsveç’in bu turnuvada bir şeyler yapabilmesi hiç şaşırtmayacağı üzere tabii ki yine Zlatan İbrahimoviç’e bağlı.

 

Eleme maçlarında 10 maçta 11 gol atmayı başaran Zlatan, Paris St Germain de fantastik bir sezon geçirmiş ve çıktığı 51 maçta 50 gol atmayı başarmıştı. Zlatan için bu turnuvanın bir önemi daha var. Oyuncu eğer bir gol daha atmayı başarabilirse turnuva tarihinde dört Avrupa Şampiyonasında gol atmayı başarmış ilk oyuncu olacak.

 

Zlatan’ın rekor kırmak için yaşadığını ve aktif futbol oynamaya devam eden bir efsane olduğunu düşünürsek bu rekoru kıracak ve muhtemelen bu son turnuvasında İsveç’i gruptan çıkarmak için elinden geleni yapacaktır.

 

Sarı- Lacivertli ekip 2009 senesinden beri ciddi bir başarıları olmamasına rağmen teknik direktör Erik Hamren ile çalışmaya devam ediyor.

 

Takımın orta sahası Sebastian Larsson ve CSKA Moskova orta sahasının belkemiği Wernbloom dan oluşabilecek dirençli bir orta saha ama teknik direktör Hamren bu orta sahayı tercih etmek yerine 34 yaşında Kalström ve Hamburg da forma giyen Ekdal’i tercih ediyor.

 

Bana göre pek doğru yapmıyor ama kendisi şüphesiz benim göremediğim bir şeyler görüyordur.

 

Palermo da oldukça iyi bir sezon geçiren genç oyuncu Hiljemark ise bu turnuvada piyasa yapıp değerlenebilir, açıkçası ben kendisinden patlama yapmasını bekliyorum. İsveç’in bu sezonu kendi kulüplerinde istikrarlı ve başarılı geçiren iki oyuncusu daha mevcut.

 

Sürati ve seri oyuncu ekarte etmesi ile tanıdığımız Jimmy Durmaz ve Panathinaikos da 34 maçta 18 gol atmış Marcus Berg.

 

Takım eğer Zlatan’a eşlik edebilecek 3-4 oyuncu çıkartmayı başarırsa İsveç’in gruptan çıkmak için hatırı sayılır bir şansı var çünkü İtalya’nın da İrlanda’nın da maç kazandırabilecek bir Zlatan’ı yok ama İsveç’in Zlatan’ı var.

 


 

Sonuç olarak futbol olarak çok fazla aksiyon ve zevkli maçlar beklediğim bir grup değil E Grubu.

Belçika kağıt üzerinde en iyi topu oynayacak ekip gibi duruyor ama onlarında yaş ortalaması ve tecrübesizlik gibi sıkıntıları var.

Benim futbol görüşüme ve bilgime dayanarak bu grup için öngördüğüm sıralama;

 

  1. İtalya
  2. Belçika
  3. İsveç
  4. İrlanda Cumhuriyeti

 

Lakin, İtalya eğer Belçika’yı yenmeyi başarırsa İsveç’in Belçika’nın önünde tamamlayıp Zlatan’ın kariyerinin muhtemelen bu son turnuvasında bir tur daha göreceğini düşünüyorum.

 

 

Seyir zevki bol ve gollü bir turnuva diliyorum.

 

 

 

  • S. Ayaz B.

@elpolloloco31

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım