Kramponlupisagor -

Erdal Vahid ile Türk Futbolunun Geleceği Üzerine Keyifli Bir Sohbet

Erdal Vahid ile Türk Futbolunun Geleceği Üzerine Keyifli Bir Sohbet
  • 09.06.2016

KONUK: ERDAL VAHİD @ErdalVahid  – FOOTALENT Ege Bölgesi Temsilcisi   

 

Röportaj: S Ayaz B.      @elpolloloco31

 

08.06.2016

 

 

Kramponlu Pisagor (@kramponlupisago) ekibi olarak her hafta görüşlerine değer verdiğimiz ve gönül verdiği sporu iyi bildiğine inandığımız bir isimle röportaj yapmaya çalışacağız.

 

 

İlk röportajımız Türkiye’deki genç cevherlerin keşfedilmesini sağlayan, onların iyi birer futbolcu olabilmesi için çabalayan Scouting, Analiz ve Menajerlik şirketi FOOTALENT’ın (www.footalent.com.tr) Ege Bölgesi Temsilcisi, Bay Erdal Vahid ile gerçekleştirildi;

 

e.v rprtj

                                                                                                                                                         (Erdal Vahid/Cengiz Ünder)

 

Erdal Bey, öncelikle röportaj teklifimize olumlu döndüğünüz için teşekkür ederiz. 

 

Futbolun saha dışı dinamiklerini ve oyuncuların saha dışı yaşamlarını iyi bilen biri olarak okuyucularımızı deneyim, tecrübe ve bilgilerinizden faydalandırmayı amaçlıyoruz.

 

Röportajı olabildiğince saha içindeki taktik/teknik konulardan uzak tutmaya çalışacağız.

SORU – CEVAP

Ayaz B: Ülkemizdeki futbol seyircisine göre Türk futbolcular ‘’yeteneksiz’’ olarak görülmekte ve esas sorunun ‘’alt yapılarda’’ olduğu sıklıkla dillendirilmekte.

 

Özellikle alt liglerde haftada birkaç maçı tribünde izleyen birisiniz. Peki, sizce, Türk futbolcusu hakikaten doğuştan ‘’yeteneksiz’’ mi? Yoksa sorun tam olarak nerede?

 

 

ERDAL VAHİD: Asla yeteneksiz değil aksine doğal olarak futbola yatkın olduğumuzu düşünüyorum. Bunu görmek için özellikle 14 yaş altındaki bir futbol turnuvasını izlemeniz yeterli. Asıl soru bundan sonrası, yani kısaca genç yaştaki futbolcunun eğitimi.

 

Öncelikle bu ülkede maalesef ciddi bir tesis sorunu var, bundan daha önemlisi tesislerde eğitimi vermesi gereken donanımlı eğitmen sorunumuz var. Diğer bir temel sorun da kulüplerimizin yapıları. ‘’Dernekler Kanunu’’ yüzünden kulüplerimizin %90 ı her sene yeni bir yönetim seçiliyor.

 

 

Bu kadar kısa sürede faaliyet göstermeye çalışan bir yönetim hemen başarı isteği ve çabası ile yola çıkıyor ama bu yönetim görevde sadece bir sezon kalabiliyor. Bu durum maalesef uzun vadeli planları engelliyor ve kimse sorununun ana nedeni olan tesis ve eğitime yatırım yapmıyor. Kısaca ana sorunumuz ‘’dernekler usulü kulüp yapıları’’. Kulüplerimizin şirketleşmesi ve uzun vadeli planlar yapması şart. Sadece bu konu başlı başına bir röportaj konusu olabilir.

 

 

 

e.v rprtj 2

                                                                                                                                                           (Erdal Vahid/İbrahim Serdar Aydın)

Ayaz B: 2009 yılında yayınlanan bir makalede Türkiye nüfusu temel alındığında, 52 Avrupa Ülkesi arasından en az lisanslı futbolcu çıkaran 49. Ülke olarak belirtilmiş.

Şu anda da lisanslı futbolcu sayısı 300.000 civarında. Almanya gibi bir ülkede 7 milyon lisanslı futbolcunun 275.000 tanesi Türk kökenliyken, Türkiye’de bu rakam neden bu kadar düşük?

 

ERDAL VAHİD: Cevap bir önceki soruda saklı aslında. Tamamen eğitim, eğitici ve tesisleşme ile alakalı ve tabii ki devlet politikasında da bu hususta çok önemli eksiklikleri var.

 

Sporun en temel eğitimi 4 yaşından itibaren jimnastik eğitimi ile başlamalı, sonra anatomi ve yetenek olarak yönlendirilmeli. Bunu devlet Avrupa’daki gibi ücretsiz olarak sağlamalı ama maalesef bu bizim ülkemizde şimdilik bir ütopya.

 

 

Ben iki çocuğuma da erken yaşta jimnastik eğitimi verirdim ama bunun için ekonomik olarak çok ciddi bir güç lazım. Herkesin bu bütçeleri karşılayabilmesi mümkün değil. 2 sene önce oğlumun aylık jimnastik ücreti 170 Türk Lirasıydı. Bunu taban aldığınızda ailelerin çocuklarını spora yönlendirememesi pek anormal sayılmaz. İşte bu ve benzeri konular bu eksikliğimizin başlıca sebebi bence.

 

 

 

 

Ayaz B: Hepimizin bildiği üzere Borussia Dortmund daha birkaç gün önce Danimarka’da yetişmiş, 18 yaşındaki genç yetenek Emre Mor’u renklerine bağladı.

Bizim ülkemiz Emre Mor ismini henüz yeni yeni duymaya başlamışken, Borussia Dortmund kim bilir kaç aydır oyuncuyu takip ediyordu.

 

 

Ek olarak; Türkiye’de özellikle ‘’3 BÜYÜKLER’’ diye andığımız kulüpler neden yıllardır bu tarz cevherleri kendileri parlatamıyor ya da başka takımlardayken keşfedemiyor?

 

 

ERDAL VAHİD: Emre Mor ismini insanlar yeni duyuyor olabilir ama bizim gibi bu sektörün içinde doğru bir organizasyonu olanlar için sürpriz değil. Misal, ben oyuncunun oynadığı coğrafya kendi sorumluluk alanımın dışında kalmasına rağmen bir seneden fazladır biliyordum yeteneğini.

 

Bu arada hala önemli eksikleri olduğunu söylemek lazım ama doğru gelişim gösterebildiği takdirde potansiyelinin yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Diğer sorunun cevabıysa tamamen forma bulamamak ile alakalı. Biz oynayabilecek fırsatlar yaratamıyoruz diyelim kısaca.

 

Ne kadar idman yaparsan yap, bunu sahada tatbik edip kendini deneyemezsen gelişemezsin, her şey bu kadar basit. En basit hali ile izah etmeye çalıştım, bu husustan da ayrı bir röportaj konusu çıkabilir.

 

 

e.v rprtj 3

                                                                                                                                   (Erdal Vahid/Cerem Talha)

 

 

 

 

 

Ayaz B: Oyuncu portföyünüze de baktığımızda Altınordu Futbol Kulübü ile olan yakınlığınız gözümüze çarpıyor. Kulübün başkanı Seyid Mehmet Özkan Bey’in özellikle genç Türk sporcusuna verdiği önemi biliyor ve severek takip ediyoruz.

 

Altınordu bugün belki de kulüp olarak Türkiye’nin futbolcu fabrikasına dönüşmüş durumda. Altınordu’nun yaptığını başka kulüplerimizde örnek alamaz mı? Bunu yapmak çok mu zor bir şey?

 

ERDAL VAHİD: Altınordu müthiş bir organizasyon, futbolumuza çok önemli yetenekleri sunuyor ve bundan sonrada sunmaya devam edecek.

 

Bu suretle orada çalışma şansına eriştiğimiz oyuncuların daha da çok olması doğal. Altınordu bir şirket, bu suretle gerek kurumsal, gerek ise eğitim anlamında uzun vadeli planları yaparak, buna uygun fiziki şartları da oluşturarak çok kısa sürede muhteşem işler başardılar ve eminim ki çok daha önemli işlere imza atacaklar.

 

 

Bunu yapmak çok mu zor, şeklen değil ama ülkemizde zor. Mehmet Bey gibi çok ama çok kararlı, tutkulu ve kendini bu işe adamış birini bulmak da zor. Mehmet Beyin kendi sözü ile ileteyim “Kanıta ve Kayıda Bağlı” bir organizasyon Altınordu.

 

Bu elbette yapılabilir ama önce kararlılık ve sabır lazım. Altyapıya harcanan rakamların maddi boyutu büyük takımlardan birinin bir adet yabancı oyuncuya verdiği senelik ücretten çok farklı değil. İnşallah bu örnekler çoğalır, zira Altınordu bir örnek olmaya başladı. Başarılı olmalarını da ülke futboluna sağlayacağı yarar göz önüne alınırsa çok ama çok istiyorum. Olacaklar da.

 

 

Ayaz B: Vaktinizin büyük bir kısmı geleceğin potansiyel yetenekleriyle beraber geçiyor. Bize yeni nesil Türk futbolcuları için neler söyleyebilirsiniz? Karakterleri nasıl?

 

Egolarını kontrol altında tutabilmek kolay mı? İş ahlakına ve etiğine sahipler mi? Yeni nesle karşı gelecekte beklentilerimizi nasıl tutmalıyız?

 

ERDAL VAHİD: Özünde gerçekten çok ama çok özel çocuklar ile çalışıyoruz ve ben onlarla çalışmaktan inanılmaz keyif alıyorum. Onların hayallerini paylaşabilmek, onların özel anlarında yanlarında olabilmek inanılmaz güzel bir duygu.

 

Örneğin, bir kardeşimizin ilk A takım forması giydiği maçtan sonra stadın önünde onu bekliyordum, içeriden çıktı ve gözleri buğulu beni gördü ve direkt geldi sarıldı, ağlamaya başladı. “Abi ben hayatım boyunca bugün için çalıştım” dedi. Herkes bize bakıyordu ve ben de çok duygulandım, gözlerim yaşardı. 

 

Bu kadar güzel duyguları kolay kolay tadamazsınız, bunu hiçbir bedel ödeyerek sağlayamazsınız. Yaptığımız işin benim açımdan en güzel yanı bu. Biz organizasyon olarak bu çocuklarla 15-16 yaşından itibaren çalışmaya başlıyoruz ve onların hayallerini yaşıyoruz, paylaşıyoruz ve gerçekleştirmeleri için çabalıyoruz. Bizim yaptığımız işi en iyi anlatacak cümleler galiba bunlar.

 

 

Kişisel olarak eğitim eksiğimiz ülkenin gerçeği ve en önemli husus. Çocukların bu anlamda eksikleri olabiliyor, biz de elimizden geldiği üzere bunları doğru şekilde yönlendirme yaparak aşmaya çalışıyoruz. Yeni nesilde en büyük sorun tez canlı olmaları. Hem maddi, hem manevi boyutta her şeyin çok çabuk gerçekleşmesini bekliyorlar. Bu husus hem fikir olursunuz ki direkt eğitimle alakalı ama abartıldığı kadar da kötü durumda olmadığımızı düşünüyorum.

 

 

Ayaz B: Süper Lig’de transfer politikalarını en fazla beğendiğiniz kulüpler hangileridir ve neden? Tabii bu soruyu sormuşken transfer politikasını yanlış ve zararlı bulduğunuz kulüpleri de öğrenelim.

 

ERDAL VAHİD: Çok açık ve net Medipol Başakşehir. Şimdiden 2016-2017 sezonu için transferlerini neredeyse bitirmiş gibiler.

 

Transfer denilen olay elde edilen sonuçlara göre değil, sezon içi verilere bakarak yapılmalı. Bu açıdan kendilerini çok takdir ettiğimi belirtmem lazım.

 

Kötüye örnek vermek için çok fazla araştırmaya gerek yok çünkü büyük kulüplerimizin maddi durumları ortada. Burada hangi kulübümüz için ‘’başarılı’’ diyebiliriz ki? Bu başarısızlığın altında yatan sebepler röportajın ilk sorusunda mevcut.

 

 

 

Ayaz B: Gelecekte çok iyi yerlere geleceğini düşündüğünüz ve yurt dışında bizi temsil edebileceğine inandığınız 3 futbolcuyu sorsam?

 

 

Buna isim olarak elbette çok rahat cevap verebilirim ama ben vermek istemiyorum. Zira birçok futbolcuyla birebir tanışıyorum. Kimseyi ayırmak istemem.

 

 

 

Ayaz B: Türk futbolunun başında siz olsaydınız görev gelir gelmez yapacağınız ilk 3 icraat ne olurdu?

 

 

ERDAL VAHİD:

  • Dernekler Kanunu kullanılarak Profesyonel futbol takımı olmayı sonlandırırdım. Kulüplerin hepsine ‘’Şirketleşme’’ şartı getirirdim.
  • Kulüp bütçelerinin belirli bir kısmının altyapı harcamaları için kullanılmasını şart koşar, bunun denetimini sıkıca takip edecek bir ekip kurardım.
  • Devlet ile gereken temasları sağlar, erken yaşta temel spor eğitimini zorunlu ve ücretsiz hale getirmeye çalışırdım.

 

 

Bu keyifli röportaj için size teşekkür ediyoruz.

 

Röportaj: S. Ayaz B.    @elpolloloco31

Etiketler: / / / / / / /


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım