Kramponlupisagor -

MAÇ ÖNÜ : MACARİSTAN-BELÇİKA

Uğur Sever
Uğur Sever
  • 25.06.2016

Milli takımımızın dramatik şekilde veda ettiği Avrupa Şampiyonası’nda heyecan tüm hızıyla devam ediyor. 2.tur maçlarının öncesinde hazırladığımız bu yazıda Macaristan-Belçika maçına göz atacağız. Kısa bir hafıza tazelemeyle başlayalım.

 

 

Ekran Alıntısı 1

 

 

Belçika milli takımı, E Grubu’nda İtalya, İrlanda Cumhuriyeti ve İsveç ile aynı grupta yer aldı. İlk maçta gök mavililere 2-0’lık skorla mağlup olan Wilmots’un öğrencileri, akabinde İrlanda Cumhuriyeti’ni 3-0, Ibrahimovic ve arkadaşlarını 1-0’lık skorlarla devirerek grubu 2. sırada tamamladı ve adını 2. tura yazdırdı. Lider İtalya’yla averajı eşit olmasına ve attığı gol sayısı bakımından üstün konumda bulunmasına rağmen Belçika, aralarındaki maçı kaybettiği için sıralamada altta kaldı.

 

Macaristan milli takımı, F Grubu’nda Portekiz, Avusturya ve İzlanda ile aynı grupta yer aldı. İlk maçta Avusturya’yı 2-0’lık skorla deviren Macarlar, 2. maçta İzlanda’yla 1-1, son maçta ise Portekiz’le 3-3 berabere kalarak grubu lider tamamladı ve adını 2. tura yazdırdı. İzlanda’yla puanı eşit olmasına rağmen 1 averaj fazlası bulunan Macaristan rakibine sıralamada üstünlük kurdu.

 

MACARİSTAN’IN OYUN YAPISI

 

Gerek tribünleri, gerek maçlarındaki gol sayısıyla Macarlar kuşkusuz turnuvanın en renkli takımları arasında zirvede yer aldı. Bernd Stock’un ekibi esasen turnuvaya korkunç bir 45 dakika çıkararak başladı. Avusturya maçının ilk yarısında düşündüğü hızlı çıkışları gerçekleştiremeyen, rakibinin bıraktığı kanalları kullanamayan, oyunun yönünü hızlı değiştirmeye çalıştığı her pozisyonu top kaybıyla bitiren ve bu mentaliteyi başarılı şekilde sahaya yansıtamadığı için orta sahasında açıklar veren bir Macaristan izledik. Bireysel başarı ve yüksek miktarda şans faktörüyle gol yenmeden kapatılan bu 45’in ardından Stock, takımının kanatları arasındaki mesafeyi daraltarak topa daha fazla sahip olmasını sağladı ve tempoyu 2. bölgede artırmak yerine 3. bölgeye kadar güvenle topu taşıyıp orada hareketliliği sağlamayı amaçladı. Golden sonra üzerine oldukça düzensiz şekilde saldıran rakibine karşı 10’ar metrelik bloklarla hatlarını kuran Macarlar çok geçmeden 2-0’ı da buldu ve bu maçın ikinci yarısı genel oyun şablonlarını şekillendirdi.

 

 

Ekran Alıntısı 2

 

 

Kalan iki maçıyla beraber Macaristan’da netleşmiş çizgiler oluştu. Belirgin artıları ve eksileri var. Kendilerine avantaj sağlayan özellikleri arasında duran toplarda ceza sahası ve çevresine iyi yayılmak, 18 dışından etkili şut atabilen ayaklara sahip olmak, her ne kadar forvet pozisyonundan istedikleri saha içi efektifliğini alamasalar da hücuma ortalamanın üzerinde bir hızla çıkmak ve savunma hattını geride kuran rakiplerine karşı (İzlanda vb.) ceza sahasına çok adam sokabilmek var. En önemli zaafiyetleri ise kuşkusuz yaş ortalamasının da tetiklediği yavaşlıkları. Macaristan savunmada pozisyonunu yavaş alıyor, adam takibini yavaş yapıyor, çok adamla çıktığı geçiş hücumlarından geç dönüyor ve bunun sebep olduğu pozisyon hatalarından kalesinde çokça gol görüyor. Portekiz maçında yenen ilk golde Nani’nin, ikinci ve üçüncü golde Ronaldo’nun takibinde yavaş kalındığı için son vuruşlarına engel olunamadığını, hatta rahatsız bile edilemediğini gördük. Orta sahada dikine gidebilen isimlere karşı da direnç gösterebilecek oyuncu ya da şablona sahip olmamaları kendileri adına büyük defekt.

 

BELÇİKA’NIN OYUN YAPISI

 

Belçika, İtalya karşısında bir teknik direktör savaşından ağır mağlubiyetle ayrılmıştı. Marc Wilmots’un elinde muazzam bir kadro var ve bu oyuncular hem genç hem de yüksek seviyelerde deneyim sahibi. Çeşitli futbol tarzlarına uyabilecek bu kadro, seneler önce Catenaccio ile başlayan ve aynı düzende devam etmemesine rağmen takım savunması konusunda başarısıyla ünlenen İtalyanlar karşısında sınıfta bırakıldı. İtalya’nın amacı alanı iyi kapatmak, hatlar arasında boşluk vermemek, topu aldıktan sonra hızlı çıkmaktan ziyade rakibin baskısını kırmak ve forvetlerinin gezgin kullanıldığı anlarda orta sahalarını da hücuma dahil edip gol aramaktı. Bonucci’nin pasında Giaccherini’nin kaydettiği gole kadar bunu kusursuz uygulayan Conte’ye Wilmots’un kadro seçimi çok yardım etti. Orta saha üçlüsünü çift yönlü oyunculardan (Witsel-Nainggolan-Fellaini) kuran ve defansif bir hat oluşturan Wilmots’un planları arasında savunmadan gelecek bir uzun topla gol yemek yoktu kuşkusuz. Bu orta saha, İtalyan savunmasını dikine delemediği gibi topu kanatlar arasında yavaş çevirdi ve pozisyon zenginliğini bir türlü sağlayamadı. Mertens’in girişiyle birlikte ikinci yarı hareketlenen ve Lukaku’yla net bir gol pozisyonundan yararlanamayan ekip, Carrasco’nun sağ bekte forma giyen Ciman’ın yerine dahil olmasıyla oyun disiplinini kaybetti ve kalesinde ikinci golü gördü.

 

 

Ekran Alıntısı 3

 

 

İkinci ve üçüncü maçlarda Marc Wilmots, takımının potansiyelini kısıtlayıcı bu kadro seçiminden vazgeçti ve ortaya heyecan verici bir futbol çıktı. Orta sahada Fellaini ve Nainggolan’dan vazgeçip Dembele ve de Bruyne’ü kullanan Belçika’nın oyun hızında gözle görülür düzeyde bir artış oldu. Kevin de Bruyne’ün topu 3. bölgeye taşırken gösterdiği çabukluk ve karar verme hızı kanat oyuncularının daha geniş alan bulmasını sağladı ve takım halinde çıkılan hızlı hücumlarda arkasındaki orta saha ikilisinden de ceza sahası koşularına destek geldi. Böyle bir pozisyonda Witsel’in kaydettiği gol ve Hazard’ın Lukaku’ya yaptığı asisti hatırlıyoruz.

 

Belçika’nın eksi yönleri Macaristan’a göre hayli düşük. Artıları ise bir o kadar fazla. Her şeyden önce Belçika’nın kadrosu çok zengin ve bu oyuncuların neredeyse tamamı elit seviyelerde düzenli forma giyen isimler. Bununla birlikte modern futbola göre eğitim almış ve oyun aklı yüksek orta saha-kanat oyuncuları ile farklı tarzda forvetler (Lukaku/Origi vb.) teknik direktörün elini güçlendiriyor. Topu savunmasından karşı kaleye birkaç saniye içinde taşıyabilen ve çoğalabilen Belçika, sıfıra inebilen seri beklere sahip olmadığı için henüz kanat oyuncularına gol bölgesinde fazla pozisyon hazırlamayı başaramadı. Buna rağmen çözüm üretebilecek ayak sayısı ve kalitesi endişeleri hafifletiyor. 2014 Dünya Kupası’nda performansıyla eleştiri oklarının hedefi olan Hazard, oyunun şekillenmesinde de Bruyne gibi bir aklın desteğini aldığı İrlanda/İsveç maçlarında çok iyi performans sergilemişti. Lukaku’nun sırtı dönük oynadığını düşünürsek beklerinden bir tanesini daha özgür kullanması halinde kanat oyuncularını ceza sahasına daha fazla sokacak olması Belçika’nın elini çok güçlendirebilir. Bununla beraber defansın önünde oynayan oyuncuların da 18 çevresine yakın oynadığını düşündüğümüzde, İsveç maçının ikinci yarısındaki gibi kısa süreli orta alan boşluklarını kapatmak için Wilmots’un çözüm düşünmesi gerek.

 

YAZARIN FAVORİSİ

 

Yüksek ihtimalle Belçika’nın top ve oyun hakimiyetini eline alacağı bir doksan dakika izleyeceğiz. Macaristan’ın en önemli zaafiyeti de bu; topa sahip olmadığında kalesini savunmak. Hele ki Belçika gibi çabuk ve kaliteli ayaklara sahip bir takıma karşı pozisyon hatalarını minimize edebilmeleri hayli zor. Kolay lokma olmayacaklarını düşünmekle birlikte, doğru 11’le çıkıldığı takdirde Belçika’ya fazla direnemeyecekleri kanaatindeyim.

 

İki ekip arasında yaşanacak bu heyecan, 26 Haziran Pazar günü saat 22:00’da TRT ve LigTV platformlarından yayınlanacak. Karşılaşma öncesi sizlere keyifli bir yazı sunabilmiş olmayı umut ediyor, güzel bir maç olmasını diliyorum.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım