Kramponlupisagor -

YUSUF KENAN ÇALIK İLE TÜRK FUTBOLUNU VE MEDYAYI KONUŞTUK

YUSUF KENAN ÇALIK İLE TÜRK FUTBOLUNU VE MEDYAYI KONUŞTUK
  • 28.06.2016

TRT Spor’un sevilen sunucularından Yusuf Kenan Çalık ile medya,milli takım ve Euro 2016 üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Biz sorularımızı sorduk; kendisi ise en içten düşünceleri ile cevapladı…

 

Yusuf Bey röportaj teklifimizi kırmayıp kabul ettiğiniz için ekibim adına teşekkürlerimi iletiyorum.

İsterseniz röportaja sizin mesleki yaşamınızdan başlayalım:

 

Çeşitli medya gruplarında çalışmış, 3-4 dilden fazla bilen, izleyen seyircilerden antipatiden çok sempati kazanmış ender yeni nesil televizyon yüzlerinden birisiniz. Peki medyada, ekranda olma isteği yaşamınızın hangi döneminde ortaya çıktı?

 

Y.K.Ç: Aslında hiçbir zaman yoktu. Ben yurt dışında reklam üzerine eğitim aldım, kariyerimi de o yolda yönlendirmek istedim. Bir dönem Fenerbahçe kulübünde reklam ve pazarlama departmanında çalıştım. Oradan ayrılmak üzereyken, FBTV Genel Müdür İhsan Topaloğlu televizyonda çalışmamı teklif etti. Deneme çekimi yaptık her şey yolunda gitti. O günden sonra düzenli olarak program sunmaya başladım. Tesadüf üzerine yaşadığım bir gelişme birden bire mesleğim oldu.

 

 

En iyi moderatör zorlu durumları ustaca yöneten moderatör derler; sizinde zor durumlarda kaldığınız anlar oldu mu?
Özellikle şahsen hatırladığım olaylı Kasımpaşa-Beşiktaş maçı sonrası sevgili Ali Ece’nin sinirlerine hakim olamadığı program.O anda neler hissettiniz ve anlık şaşkınlığın ardından neler düşündünüz?

 

Y.K.Ç: Ali ile yaşadığımız olay geçti bitti. Birçok kişi o olayı hatırlatıp neden yaşandığını soruyor. Ali çok tutkulu birisi. Takım sevgisini, futbol sevgisini de aynı tutkuyla yaşıyor, zaman zaman tutkuları kontrol etmek de zor oluyor. Hoş bir olay değildi ama sıkıntısız atlattık. Bence bu meselenin büyümesinde sosyal medyanın etkisi de var. Anında yayıldı ve sonrasında üzerinde haber bile yapıldı. Her yayında ufak tefek sıkıntılar oluyor, aslen konuya ve ortama mümkün olduğu kadar hakim olmakta fayda var.

 

 

İsterseniz şimdi de Türk futbolu ve spor medyası arasındaki bağlantıyı konuşalım:

Gerek Fatih Terim gerekte diğer teknik direktörler Türk futbolunun gelişmesinde önemli bir payın da medyanın kendini geliştirmesine bağlı olduğunu düşüyorlar sizin bu konudaki görüşleriniz ve Türk spor medyasının şuanki durumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

 

Y.K.Ç: Ne kadar geliştik? Kendimizi nerede görüyoruz? Ve bununla beraber bunu nasıl yaptık? Ben futbolumuzun kalite açısından çok geliştiğini düşünmüyorum. Bugün dünyanın her ülkesinden futbolcu çıkıyor. Ekonomi anlamında bizden çok geride olan ülkeler bile yurt dışına oyuncu pazarlayabiliyorlar. Bence gerçekçi olmakta fayda var. Kat edecek çok yolumuz var. Henüz başarılmış bir şey de yok. Ligimizin kalitesi ve temposu çok düşük. Oyuncularımızın yurt dışında başarılı olma oranı tartışılır. Kulüplerimiz borç batağında. Medya kalitesiz. Yani eğer bu durumda bir sorumlu varsa elbet 30 yıldır bu futbol sektörünü yönlendiren isimlerdir. Bizim şahıslar üzerinden konuşmaktan vazgeçip fikirler üzerinden tartışmaya başlamamız gerek.

 

Spor medyasını spesifik olarak değerlendirirsek, işin ustası değilim, açıkçası çok uzun vadeli olacağımı da düşünmüyorum ama sektörün içinden biri olarak şunları söylemem gerek:

1- Liyakat maalesef ön planda değil, bilgiden çok çevre işe yarıyor

2- Spor medyasındaki yöneticiler kalite odaklı düşünemiyor ya da düşünmek istemiyor

3- Ücretler arasında bir sektörün uzun vadede kaldıramayacağı dengesizlikler var

4- Yapılan yalan haberlerin ya da sporla alakasız programların denetimi yapılmıyor

5- Uzun vadede sektörel anlamda temel değişiklikler olmadığı takdirde spor medyasının kendi kendini bitirme noktasına geleceği kanaatindeyim.

 

 

Özellikle birçok teknik direktörün istediği zaman istediği medya grubunu yada gazeteciyi boykot ettiğini görüyoruz ve bu düzenin devam edeceğinide öngörebiliriz. Peki ne zaman yabancı basında olduğu gibi bizim basın mensuplarımızın da Türk sporunda söz hakkı olacak?

 

Y.K.Ç: Spor medyası yöneticileri dik durduğu zaman.

 

 

Türk sporunu konusmaya başlamışken isterseniz Euro 2016 ve milli takımımızın durumunu da konuşalım.

Euro 2016 yı nasıl değerlendiriyosunuz? Yazılı, görsel ve sosyal medyada oluşan ‘son yıllarda oynanan seyir zevki en düşük turnuva’ görüşüne katılıyor musunuz?

 

Y.K.Ç: Savunma ağırlıklı geçen bir turnuva özellikle grup aşamasında çok kısır bir görüntü çizdi. İnsanlar haklı bir şekilde gol görmek, hücum seyretmek istiyor. Ancak şunu söylemek faydalı olabilir. Bence Avrupa şampiyonası en zorlu turnuva. Takımların arasında uçurum yok. Herkes birbirini yenebilecek durumda. Bir de turnuvanın formatının değişmesi özellikle ilk 2 maçta takımların daha temkinli oynamasına neden oldu.

 

Milli takımımıza geçiş yapacak olursak; klişeleşmiş bir kalıp olan: “Takım içinde yaşanan sorunlar sebebiyle başarısız olduk.”algısının yerine sizce neden başarısız bir turnuva geçirdik? Kadro yapılanmasının bunda etkisi neydi?

 

Y.K.Ç: Her zaman olduğu gibi gerçekçi yaklaşılmayan bir dönemi geride bıraktık. Mucizelerle geldiğimiz bir turnuvada biz bitti demeden bitmez şeklinde ütopik bir sloganla yer aldık. Bizim biraz kendimiz farkında olmamız lazım. Başarı ya da başarısızlığın analizini yapmıyoruz. Başarılıysak “elbette başarılı olacağız biz zaten süperiz” diyoruz, başarısız olunca ise ya bahane üretiyoruz, ya da duygu sömürüsü yapıyoruz.

Milli takım , geçirilen sezonun en formda oyuncularının çağırıldığı bir takım mı olmalı yoksa milli takımın başındaki hocanın sistemine uyan oyuncuların çağırıldığı bir takım mı?

 

Y.K.Ç: Futbolun bir sistemi olması gerek. Her milli takımda iki tercihin de örnekleri var. Mesela N’Golo Kante, muhteşem bir sezon geçirdi ve hiç planda değilken milli tamıma çağırıldı. Bir de kötü sezon geçirse de milli tamımda daimi olan isimler vardır. Bunun dengesini tutturmak lazım.

 

 

Son olarak toplumun her yaş grubuna hitap eden bir spor adamı olarak Türk futbolunun geleceği hakkındaki öngörülerinizi, yanlış olduğunu düşündüğünüz konulardaki çözümleriniz ve temennileriniz nelerdir?

 

Y.K.Ç: Çözüm önerim var demek biraz fazla kendini beğenmişlik olur. Naçizane düşüncem liyakat ve kalite odaklı düşüncenin uzun vadede yararlı olacağı.

 

 

Euro 2016’ya dair kısa kısa cevaplar:

 

Favorim takımınız: Belçika

Gol kralı adayınız: Griezmann

En beğendiğiniz hoca: Antonio Conte

En büyük hayal kırıklığınız: Milli takım

 

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim. Sizin gibi gençlerin başlattığı bu tarz oluşumlara destek veren insanların olduğunu bilmek mutluluk verici. Spor medyasının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde bizi kırmayıp zaman ayırdığınız için kramponlupisagor.com ( @Kramponlupisago ) ailesi olarak çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj:Emre Artık @emreartik1

Etiketler:


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım