Kramponlupisagor -

Futboldaki Algı Operasyonları

Uğur Sever
Uğur Sever
  • 25.08.2016

Herkese iyi günler. Son zamanlarda sıkça adını duyduğumuz bir kelime grubu var. Algı operasyonu. Evet, NeoTürkiye’nin en büyük sorunlarından biri algı operasyonları. Gerek siyasi haberlerde, gerek spor kaynaklı haberlerde bu algı operasyonlarını görmek mümkün. 

Beni tanıyanlar da beni az çok bilir. Yıllardır hayalim olan gazetecilik mesleği konusunda ilk adımı attım diyebilirim. Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünü kazandım. Ama dönüp baktığımda gazeteciliğin şu anki medya çerçevesi içinde temsili bir kelimeden ibaret olduğunu görüyorum. Her gün çıkan dezenformasyon haberlerin yanı sıra, birileri tarafından pompalanmış haberlere de sıkça rastlıyoruz. Sanki birileri medya aracılığıyla insanları belli bir hedefe yönlendiriyor. Bugün yakın zamanda yaşanan dezenformasyonları, algı yönetimlerini kendimce yazmaya çalışacağım.


Artık dillere pelesenk de olsa, klişeleşmiş bir laf olsa da Fenerbahçe gerçekten çok sancılı ve ağır bir 3 Temmuz süreci geçirdi. Bu sürecin asılsız iddiaları bir kenara medyanın ilk günlerdeki tutumuyla şu andaki tutumu bile aslında her şeyi özetliyor. Şimdi isterseniz 4 Temmuz 2011 günü gazete manşetlerine bir göz atalım.

Ekran Alıntısı 1

Gördüğünüz gibi “Şike kamerada” diyen de oldu, “Savcı doksandan çaktı” diyen de oldu. “Fener küme düşürülecek” diyen de oldu, “Şampiyonluk Trabzon’a verilecek.” diyen de oldu. Bu resimleri, bunları hatırlatmamın sebebi bu algı operasyonu furyasının tam da 4 Temmuz günü başlamasıdır. Buna benzer bir olayda şahısların ve kurumların saygınlığı düşünülmeden yapılan bu haberlerin hepsinin gerçek dışı olduğunu ilerleyen günlerde görecektik. Bu süreç zarfında Aziz Yıldırım’ın çete kurduğu da iddia edildi, son 4 maçın skorunu bildiği de iddia edildi. Yetmedi, böyle bir durumda herhangi başka bir konuda yayın yasağı konulan olayların aksine, Aziz Yıldırım’ın Metris Cezaevi’ndeki fotoğraflarını sızdırdılar. Daha tutuklama kararı gelmeden Aziz Yıldırım’ın adres bölümüne Metris Cezaevi de yazdılar.

Ekran Alıntısı 2

3 Temmuz süreci devam ederken medya kişileri ve kurumları yıpratma görevini çok iyi yerine getiriyordu. Aynı günlerde Fenerbahçe’nin yeni transferi Emmanuel Emenike’nin Fenerbahçe’ye transferi de iddialara göre şüphe edilecek bir durumdu. Hatta Emenike’nin para sayma görüntülerinin bile olduğunu iddia ediyordu medya. Ama olayın ve iddiaların üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen hala bu görüntüler çıkmadı, bu görüntülerin akıbetini bilen de yok. Eğer o görüntüler varsa, her kanala “Flaş Flaş” diye geçtiyseniz bu haberi, her spor sitesine alevli top resmiyle “Son Dakika, Büyük Şok” diye geçtiyseniz hani nerde bu görüntüler ? Dediğim gibi 4 yıl geçti ve hala bu görüntüler yok.

Ekran Alıntısı 3

Bir başka iddia da 3 Temmuz sürecinde Aziz Yıldırım’ın sözüm ona Kıbrıs’a kaçacakken yakalanmasıydı. İddialara göre Aziz Yıldırım ve yöneticilerin bazıları tam da 3 Temmuz günü Kıbrıs’a kaçacakken operasyon yapılmış. Bu iddiayı doğrulayan ne bir açıklama yapıldı ne de sözüm ona Kıbrıs’a gideceği uçak firmasından böyle bir açıklama geldi. Aziz Yıldırım bu iddiaları da adeta gülerek okudu o dönemlerde. İşin komik kısmı da bu olaydan 2 sene sonra Yargıtay Aziz Yıldırım’ın cezasını onarken Aziz Yıldırım Fransa’da bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldi. Kısaca ve kaba tabirle bu adamın kaçmak gibi bir derdi olsa daha o zaman Fransa’dan Türkiye’ye dönmezdi. Medyamız yine yalanlarına devam ediyor ama sonunda hüsranla karşılaşıyordu.

Ekran Alıntısı 4

Velhasıl kelam bu iddia ettikleri bilgilerin hiçbiri gerçek çıkmadı ve olacak denilen şeylerin hiçbiri olmadı. Daha 3 Temmuz sürecinden başlayan bu algı operasyonlarını bu olaydan tam 4 sene sonra hala görebilmek mümkün. 

Yine 3 Temmuz’dan gidelim. Sürecin yaşanmasından 1 ay geçmeden bizim o güvenilir (!) medyamız Alex’in takımdan ayrılma kararı aldığını ve “Takımda kalacak mısın ?” sorularına cevap vermekten kaçındığını yazdı. Buyrun, bu da o zamanki tarihlerden kalan bir haber : 

Ekran Alıntısı 5

Sonrasında ne olduğunu ve bu iddianın ne kadar doğru olduğunu yine bir gazete haberinden ve direkt Alex’in ağzından dinleyelim ve öğrenelim :

Ekran Alıntısı 6

Görüyoruz ki algı yönetimi operasyonları yine tutmadı. Yandaş medya yine yanıldı ve tüm Türkiye’nin gözü önünde kendi uydurdukları haberin gerçeğini paylaşmak zorunda kaldılar.


Yine o zamanlarda bu sefer de Fenerbahçe teknik ve sportif direktörü Aykut Kocaman’ın istifa etmek istediği iddia edildi. İddiaları bizzat siz okuyun, buyrun:

Ekran Alıntısı 7

Sonrasında ise nelerin yaşandığı herkesin malumu. Aykut Kocaman; Ali Koç ve Alex De Souza ile birlikte bu sürecin dışarıdaki kahramanları ve simgeleri oldular. 3 Temmuz’dan sonraki 2 sezon boyunca Aykut Kocaman takımın başında kaldı ve takıma 2 Türkiye Kupası şampiyonluğu ve Avrupa Ligi yarı finali yaşattırdı. Haberin son satırlarındaki iddiaların aksine de Aykut Kocaman Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra 1 sene kendi tercihiyle takım çalıştırmadı ve ardından Spor Toto Süper Lig takımlarından Torku Konyaspor ile anlaştı. Hala da Konyaspor’un teknik direktörlük görevini sürdürüyor.


3 Temmuz konusunda gerçekten bu algı operasyonları saymakla bitmeyecek seviyede. 3 Temmuz konusuna burada nokta koyup daha yakın tarihlerdeki medyanın algı operasyonlarını göstermek istiyorum sizlere. 


İlk olarak 2013-2014 sezonu başında göreve gelen Ersun Yanal hakkında yapılan haberleri ve köşe yazılarını paylaşmak istiyorum. Bu 1 sene medya için çok verimli geçti aslında. Hele hele sezonun ilk maçlarında inanılmaz derecede dezenformasyon kokan haberler yapıldı. Tamamen taraftarın desteğinin azalması veya inancının yitirilmesi amacı taşıyan şişirilmiş ve abartılmış haberler ve köşe yazıları. Ersun Yanal’ın ilk geldiği zamanlardaki köşe yazılarını paylaşalım biraz, daha 4. resmi maçı bittikten sonra Fenerbahçe’yi küme düşürmüş ayarındaki eleştirileri okuyalım. 

Ekran Alıntısı 8

Ekran Alıntısı 9

Ekran Alıntısı 10

Bu köşe yazılarından 3-4 cümle alıntılamak istiyorum.

1. Ersun Yanal, yıllardır kaybetmemek üzerine kurulu Anadolu takımlarını çalıştırdı ama bu düşünce, bu strateji Fenerbahçe’de geçmez.

2. Yoksa birilerinin ağzında şimdiden pelesenk olduğun gibi sezon ortasını göremeden, bir genç hocanın günah keçisi ilan edilip gönderilmesi garabetini izlemek istemeyiz.

3. Özellikle son 5 yıldır, sahada geyik muhabbetlerine konu bir takım izliyoruz.

4. Taraftar hep destek tam destek acitasyonu ile susturuluyor.


Dediğim gibi daha 4. maçta bunlar yazıldı Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü için. Bu 4 maçlar sırasıyla Salzburg (2 maç), Konyaspor ve Arsenal maçlarıydı. Özellikle bu yazılar Arsenal maçlarından sonra aşırı derecede yazıldı. Şimdi bu 4 cümleye cevaben ben de 4 cümle yazmak istiyorum.


1. Ersun Yanal yıllardır Anadolu takımlarını çalıştırdı ve bu düşünce, bu strateji Fenerbahçe’de geçti ve Fenerbahçe’ye Fenerbahçe tarihinin en erken şampiyonluğunu yaşattı.

2. Birilerinin ağzına pelesenk olan o durumların hiçbiri gerçekleşmedi. Görevde kaldığı müddetçe herkesle uyum içerisinde çalıştı ve Fenerbahçe’ye 19. şampiyonluğu yaşattırdı. Görevden ayrılırken de onu kimse görevden kovmadı, kendisi “İlkelerin kazandığımız ve kazanacağımız paralardan daha üstün olduğunu” söyleyerek istifa etti.

3. O bahsedilen özellikle son 5 yıla baktığımızda Fenerbahçe’nin bu sürede bir 3 Temmuz komplosu yaşadığı unutulmamalı, lobi faaliyetlerinde olumsuz sonuçlar aldığını ve Avrupa’dan haksız bir şekilde men cezası aldığı unutulmamalı. Fenerbahçe bu süreçte 1 kere şampiyon oldu, 2 defa şampiyonluğu son maçta kaçırdı, 2 defa Türkiye Kupası’nı kazandı ve Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı.

4. Fenerbahçe taraftarı kadar ülkede ikiye bölünmüş bir taraftar topluluğu yok öncelikle. Bir taraf Aziz Yıldırım’ı desteklerken, bir taraf desteklemiyor. Aziz Yıldırım yönetimi “Hep destek tam destek” de dedirtmiyor bizlere. Biz inandığımız değerler için arma için “Hep destek tam destek diyoruz.” Yani kimsenin bizlere bir acitasyon örneği sunduğu ve kimsenin bizi susturduğu falan yok. 


Sezon başladıktan sonra ise devre arasında bu sefer bizim o güvenilir medyamız (!) yine algıları yönetmek için ellerinden geleni yapıyordu. 17 haftalık süreçte Fenerbahçe lider durumdaydı ve en yakın rakibine 8 puan fark atmıştı. Böyle bir ortamda medya yine yaptı yapacağını ve eskilerden kalma bir klişe lafı ortaya attı. “Ersun Yanal’ın takımları 2. yarı düşüşe geçiyor ve Fenerbahçe de düşüşe geçip bu sezon sonunda da hüsrana uğrayabilir.” Her medya organı şu tabloyu internet sitelerinde paylaştı.

Ekran Alıntısı 11

Hiç teknik/taktik oyun bilgisine bakmadan, saha içini konuşmadan medya çoktan kararını vermişti. Fenerbahçe ikinci yarı zaten düşüşe geçer ve şampiyon olamaz diyorlardı. Komik ve bir o kadar da genellemenin dibe vurduğu bir iddiaydı. 19 ve 20. haftalarda alınan üst üste 2 mağlubiyetten sonra zaten bu iddia iyice alevlendi, köşe yazarları, haber siteleri, gazeteler Fenerbahçe için rüyanın bittiğini iddia ediyordu. Bu sürede eskiye bakarak genelleme yapan medya, Ersun Yanal’ın daha önceden Gençlerbirliği’ne Avrupa’da yaşattığı başarıları yazmadı veya Türk Milli Takımı’ndan kimlerin yüzünden kovulduğunu, bir futbolcunun egosu uğruna Milli Takım’a veda ettiğini kimse sorgulamadı. Varsa yoksa dertleri Fenerbahçe’nin başındaki Ersun Yanal’dı.  Şimdi sizlere o dönemde yazılan bir köşe yazısını paylaşmak istiyorum.

Ekran Alıntısı 12

İlk cümle aslında her şeyi açıklıyor. Ersun Yanal’ın forma adaleti olmadığını iddia eden ve 17 haftada en yakın rakibine 8 puan fark atmış bir takımın maçlarını güç bela aldığını ve iyi oynamadığını yazıyordu. O takımın nisan ayında şampiyon olacağı o zamanlar için tahmin edilmesi zor bir şeydi. Ama dönüp baktığınızda zamanında bu ve bunun gibi yazıları okumak insanı güldürüyor, keyiflendiriyor. Birilerinin acizliklerini görme fırsatımız oluyor.

Sezonun sonuna geldiğimizde Ersun Yanal istifa ederek Fenerbahçe Spor Kulübü teknik direktörlüğü görevini bırakıyordu. Yerine ise takımın yardımcı antrenörü İsmail Kartal geliyordu. Ersun Yanal’ın gidişi ve İsmail Kartal’ın takıma gelişi zaten apayrı bir yazı olur, o yüzden burada fazla değinmeyeceğim. Konumuza döndüğümüzde bu süreç zarfında Fenerbahçe taraftarı gerçekten İsmail Kartal’dan şikayetçiydi, oynadığı oyun kadar basına verdiği demeçler de bunun en belirgin nedenleriydi. Bu zamanlarda yine aynı yazarın başka bir yazısından sizlere bir bölüm aktarmak istiyorum.

Ekran Alıntısı 13

Ekran Alıntısı 14

Düne kadar Ersun Yanal’ın sezon ortasını göremeyeceğini bile iddia eden, Ersun Yanal’ı forma adaletini sağlayamamakla suçlayan ve takımın şampiyon olduğu sezonun ilk yarısındaki maçlarını güç bela kazandığını ve takımın iyi yolda olmadığını söyleyenler şimdi ise geçen sezonki şampiyonlukta takımın ortaya koyduğu performansı ve güzel futbolunu yazıyordu yazısında. Çok garip değil mi ?

4 NİSAN 2015

O kara günden bugüne tam 126 gün geçti. Fenerbahçe ligde Rize deplasmanına gitti, maçı 5-1 kazanıp gelirken yolda Sürmene civarında tam da bir viyadükten geçerken takım otobüsü silahlı saldırıya uğradı. Saldırı sonucunda kimseye bir şey olmadı, yani bu cinayet teşebbüsü içinde bulunanların planları alt üst oldu. Şöförün başına gelen saçma parçaları vardı, orada şöför o sakinliğini korumasa ve yandaki personel frene basmasa bugün bir takım kaybolabilirdi, bir güneş batabilirdi hiç doğmamak üzere. Olayın vehametini o günkü gazete manşetlerinden görelim bir de :

Ekran Alıntısı 15

Ekran Alıntısı 16Ekran Alıntısı 17Ekran Alıntısı 18
Yaşananlar gördüğünüz gibiydi. O gün otobüsün içindeki 40 kişi öldürülmek istendi. Şöförün başına saçma parçası gelmişti, kaza anından sonra ağzından ve burnundan kanlar geliyordu ve durdurulamıyordu. Olayın sıcaklığından tüm medya gözünü Sürmene’ye çevirmişti. Saldırı anından yarım saat sonra ise validen olay yaratacak bir açıklama geldi, rezillik kelimesinin bile yanında hafif kaldığı bir açıklamaydı bu.

Ekran Alıntısı 19

Neyse ki olaydan sonra şöföre hiçbir şey olmadı, 2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra sağlığına kavuştu. Ertesi günlerde ise 2 tane gözaltı yapıldı ama sözüm ona delil yetersizliğinden bu 2 kişi serbest bırakıldı. Ve evet, o günden sonra da bu olayın medya ve hükümet tarafından üstü kapandı. O günden bugüne 126 gün geçti. Uzmanlar ve profesörler ise olayın sıradan bir olay olmadığını ve kriminal boyutunun iyice incelenmesi gerektiğini söylediler. Ondan da önemlisi bu olayın planlanmış bir olay olduğunu söylediler. Ama bu açıklamalardan sonra bile ne bi araştırma komisyonu kuruldu mecliste, ne de başka bir şey yaptılar.

Ekran Alıntısı 20

Ekran Alıntısı 21

Bu olayın da üstü kapanmış oldu. Yandaş medya ve birtakım büyük güçlerin istediği oldu ve olayın gerçek failleri yakalanmadı. Kısaca bu ülkede herhangi bir futbol takımını yok etmek bile serbest hale gelir olmuş. Yazıklar olsun bir daha.

Yakın zamana gelelim biraz daha. Fenerbahçe 2015-2016 sezonu başında İsmail Kartal’ı gönderip yerine Portekizli hoca Vitor Pereira ile anlaştı. Takımın ihtiyaçları göz önüne alınarak Nani, Robin Van Persie, Simon Kjaer, Josef De Souza, Fernandao gibi isimler transfer edildi. Taraftarın beklentileri ve hedefler gerçekten büyüktü.

Fenerbahçe bu süreçte Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalabilmek için ön eleme oynayacaktı ve kurada Shakhtar Donetsk çıktı. İlk maç Kadıköy’de 0-0 sona erdi. Ve medya algı yönetimi operasyonunu deplasmandaki maçtan önce ve o maçtan sonra yapacaktı. Maçtan önce Ukrayna’da basın toplantısı sırasında Vitor Pereira Shakhtar Donetsk’in bayan tercümanına bir şaka yapıyor. Olağan bir durum kesinlikle. Olay tam olarak bu :

Ekran Alıntısı 22

Bu diyalog ise yandaş medya tarafından kamuoyuna şu şekilde pompalandı ve şişirildi :

Ekran Alıntısı 23

Her şeyden önce terbiye sınırlarını aşan bir manşet bu. Saygının, mesleğin bir ağırlığının kalmadığı son nokta diyebiliriz en hafif tabirle. İşte size algı operasyonu, hocanın dediği nasıl yazılıyor. Gerçekten büyük yazık. Medyamız sürekli birilerini yönlendirmeyi çok seviyor.

Sizlere Türkiye’deki algı operasyonlarını, insan yönetimlerini medya yoluyla yaptıklarını anlatmaya çalıştım. Bugün sadece futbol ve Fenerbahçe konusunu ele aldım. Çünkü futbol ve Fenerbahçe ile bu algı yönetimi mekanizması ülkeye yerleşti. 3 Temmuz olayı onlar için bir fırsat oldu ama Fenerbahçe bu fırsatı değerlendirmelerine izin vermedi. En azından bunları hatırlayarak izin vermemeyi devam ettirmek ve sürdürmek istiyoruz. Çok sevdiğim ve kitaplarını bir solukta okuduğum Mustafa Hoş’un da dediği gibi “NeoTürkiye’nin panzehri hafızadır.”
Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım, bir hatam olduysa şimdiden affola. Sevgiler ve saygılar.

Uğur Sever

 

YAZARIN NOTU :

Bu yazıyı 9 Ağustos 2015 günü yazmıştım. Şimdi ise tarihler 25 Ağustos 2016’yı gösteriyor. Yazının üzerinden tam bir yıl geçmiş diyebiliriz. Ne mutluyum ki, yazdığım şeyler konusunda hala aynı fikirdeyim ve hiçbir zaman çizgimin dışına çıkmadım. Dün de söylüyordum, bugün de söylüyorum ve yarın da söylemeye devam edeceğim. Hepinize saygılar ve sevgiler…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım