Kramponlupisagor -

Fenerbahçe, Çocukları Kaybediyor

SalihCakman
SalihCakman
  • 30.08.2016

Fenerbahçe’ye dair hatırladığım ilk görüntü, babamın bir gündüz vakti oynanan Trabzonspor maçını koltuk tepelerinde heyecanla izlerken ki halleriydi. O an ne yaptığını pek kavrayamamakla birlikte aslında yavaş yavaş yaşadığı o sevdanın bana da geçtiğini hissediyordum. Görüntü bugünden hemen hemen 25 sene öncesine ait. O zamanki dinamikler, yaşam, hayata bakış çok daha farklıydı. Şimdikiyle pek alakası yoktu ve ufacık çocukları kazanmak, tuttuğun takımın taraftarı olmaları için yönlendirmek şimdiye nazaran çok daha kolaydı. Şu an bunu becerebilmek çok daha zor ve bence Fenerbahçe’nin son yıllarda yaşadığı sportif başarısızlıklara dair en çok üzülmesi gereken konulardan belki de en mühimi bu unsur. Yani; yeni doğan çocukları, gelecek nesilleri Fenerbahçeli yapabilmek.

 

fbcocuk1

 

Kayseri maçının rakam analizini bu işin üstatları hâlihazırda yapmışlardır zaten. Benim naçizane yorumumu katmak istediğim olay farklı. Uzun süredir saha içine odaklanmaktan uzaklaşılan ortamda bazı şeylerin altı çizilmeli diye düşünüyorum.

 

Stadın Pazar akşamki boş ve ıssız halinin sebepleri çeşitlendirilerek sıralanabilir ama bu sebeplerin en dikkat çekeni insanların artık gönül verdikleri sarı-lacivertli renklere inanmıyor oluşları. İnanmıyorlar ve artık çok yoruldular. Fenerbahçe onlar için çok başka, kelimelerle anlatılamayacak kadar farklı şeyler ifade ediyor ama işin realite boyutu artık devreye girmeye ve ön planda yer almaya başladı. Kendilerinden feragat ediyorlar, sürekli veriyorlar ve bir şekilde garip bir güruh tarafından kendilerine taraftarlık öğretilmeye kalkılıyor. Sürekli fedakârlıkta bulunuyorlar ama bunun karşılığında görmek istedikleri tek şey olan samimiyet ve mücadeleyi göremedikleri için uzaklaşıyorlar. Uzaklaşıyorlar ve uzaklaşmalarının sebebi kendileri ya da canları öyle istedikleri için değil.

 

Protesto demokratik bir haktır. İnsanlar beğenmedikleri şeyleri beğenmedikleri yerde protesto etme hakkına sahiptirler ama bu mevcut Fenerbahçe düzeninde pek de mümkün olmuyor. 3 Temmuz’dan sonra nasıl oluştukları ve güçlendikleri anlaşılamayan bir grup tarafından mütemadiyen akıl verilir durumda buluyorlar kendilerini. Bu güruhun argümanlarını teker teker incelediğimizde gerçek olamayacak kadar komik şeyler sunduklarını görebiliyoruz ama bu argümanlara Fenerbahçe’yi saf ve temiz duygularla seven kesim maalesef ciddi ciddi inanıyor. “Maç esnasında protesto etmeyin, takım etkileniyor!”, “Maçtan önce protesto etmeyin, takım etkileniyor!”, “Maçtan sonra protesto etmeyin, takım etkileniyor!” diktelerinin en çok Fenerbahçe’ye zarar verdiğinin farkında değil bu değişik grup. Fenerbahçe’nin bugün kendi içerisinde bu kadar dağılma varsa, günden güne ayrışmaya, bölünmeye, parçalanmaya giden bir görüntü mevcutsa, buna sebebiyet veren temel problemlerden biri bu güruhun yaklaşımıdır.

 

Israrla kabul edilmek istenmeyen diğer bir şey de camianın artık sevgi değil sevgisizlik etrafında birleştirilmek isteniyor oluşu. Ayrılıklar doğaldır, isimler gelir geçer, Fenerbahçe baki kalır ama yolların ayrıldığı herkesle kötü ayrılmak, itibarsızlaştırma çabaları, “ben ne istersem o olur!” politikaları insanları sevdalarından son hızla uzaklaştırmaya devam ediyor.
Taraftarların istekleri ise son derece basit ve makul istekler. Onlar özgürce ve sorun yaşamadan ait oldukları yer olan statlarına girebilmeyi istiyor. Mabet dedikleri stadyumlarında izledikleri takımlarının kazansa da kaybetse de mücadele ettiğini görebilmeyi, 90 dakika boyunca uzaklaştıkları gerçek dünyaya maçtan sonra hatırladıkları şeyler sayesinde mutlu dönebilmeyi arzuluyorlar. Bunları sağlamak zor değil ama Fenerbahçe’de günden güne uzak bir ihtimal haline geliyor.

 

İster kabul edelim ister etmeyelim, Fenerbahçe çocukları ve gelecek nesilleri kaybediyor. Yazının başında verilen örnek bugünün çocuklarını Fenerbahçe’ye yakınlaştırmaya yetmiyor. Forma ve arma futbol akla gelince her şeyin üzerinde anlamlar ihtiva ediyor ama ne yazık ki şimdilerde yeterli olamayabiliyor. Kupa kazanmadan, kazandığın kupayı doyasıya kutlamadan ve bunu o çocuklara hissettirmeden onları kendine çekemiyorsun ve dolayısıyla kaybeden oluyorsun.

 

fbcocuk2

 

Güncel olaylara bakınca bile Fenerbahçe’nin ne kadar kuvvetli ve akil bir taraftar profiline sahip olduğunu görebiliyoruz. Direniş, mücadele, bilerek ve isteyerek haksızlığa karşı çıkma mevcut bu gücün içerisinde. Bunu değerlendirmeyi geç, bundan istifade etmeyi aklının ucundan dahi geçirmemek her geçen gün Fenerbahçe’yi zayıflatıyor. Bu durumda saha içine bakmak ilk öncelikten çıkıyor ve gerçek amaç, rotasından sapıyor.

 

Yazılacak çok şey, değinilecek çok konu, tamir edilmesi gereken çok kalp var ama niyetlenmesi gerekenlerin pek de o taraflara bakmaya niyetleri yok. İstenilen şeyin kupa, şampiyonluk, 5-6 gollü galibiyetler olduğu sanılıyor, bu yanılgıya düşülüyor ve kaybeden bir kez daha Fenerbahçe oluyor.

 

Çok uzakta değil, hemen yanı başınızdaki Fenerbahçe basketbol şubesinde bir öğretmen var ve şöyle der; “Buraya gelen insanların bizden beklediği şey savaşmaktır. Bunu görmek onların hakları. Bize inanıyorlar ve biz de onlara istediklerini vermek zorundayız.”

 

fbulker

 

Fenerbahçeliler, çocukluktan başlayarak inançlarını kaybediyorlar. Skorlar önemli değil, önemli olan insanların inançları. Bunu kaybetmeyi umursamıyorsanız, stadı dünkü halinde daha çok görmek zorunda kalacaksınız demektir.
Bazı şeylerin derhal değişmesi şart sanki. Hala inanmayı isteyen o akil güç yerli yerinde duruyorken.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım