Kramponlupisagor -

TRANSFER DÖNEMİ SONU ANALİZİ: FENERBAHÇE

S Ayaz B
S Ayaz B
  • 05.09.2016

Daha evvel defalarca kere şahit olduğumuz üzere, Fenerbahçe bir transfer döneminde daha un, yumurta, şeker gibi gerekli maddeleri almayı başardı ama bu malzemeleri kullanmayı bilen aşçıyı unuttu. Kimdir bu aşçı? Oyun içerisinde Fenerbahçe’nin beyni olması gereken, oyuna yön vermesini bilen, yeri geldiğinde takıma liderlik yapabilen, maç içerisinde takımın temposunu ayarlamayı kendine görev edinen, pas dağıtımını üst düzeyde sağlayabilen bir oyuncu olmalıydı bu aşçı. Maalesef Fenerbahçe yine bir adet Bolulu Hasan Usta ve Oktay Usta ya da Emine Beder transferini gerçekleştiremedi ve kurmuş olduğu kadroyu en azından Ocak ayı transfer dönemine kadar saha içi beyni olmadan oynatmaya çalışacak. Dick Advocaat’ı zor ve ‘’Allah’ım ben ne günah işledim’’ temalı günler bekliyor.

 

Değerlendirmeye başlamadan evvel Fenerbahçe yönetiminin ne yapmaya çalıştığını anlamakta çok zorlandığım için siz okuyucularla bir diyaloğa girmek ve sohbet edermişçesine kafamı aylardır kurcalayan bir takım sorularımı sizlerle de paylaşmak istedim.

 

Fenerbahçe’nin Finansal Fair-Play yüzünden sıkıntıda olduğunu, sınırlı bir transfer bütçesi dâhilinde transfer yapılabileceğini, bu bütçenin de 8-10 milyon Euro civarı olduğunu biliyorduk ve dolayısıyla taraftarlar olarak en azından bu transfer dönemi için büyük bir beklentiye girmedik. Lakin, yapılan ilk transferlere baktığımızda beyin hücrelerimi kemiren ve bir türlü işin içinden çıkamadığım saçma sapan transfer hamleleri anlamlandıramıyorum.

Fenerbahçe geçen sezon topu topu 60 gol atmış, bu gollerin 13 tanesi ligin son 5 haftasında şampiyonluk kaybedildiğinde atılmış gollerdi. Yani 29. Hafta itibariyle koca Fenerbahçe’nin 48 golü vardı. Takımın defans bölgesi ise nispeten daha iyiydi, sadece 27 gol yemişti ve ligin en başarılı ekibiydi.

 

Burada net olarak gözüken ve analize ihtiyaç duyulman bir şey varsa Fenerbahçe’nin temel probleminin gol yollarında sıkıntısı olduğu, pozisyona girmekte zorlandığı, girdiği pozisyonları ise değerlendirememesiydi. Takımın hücum alanında tıkanıklığı bir türlü giderilemiyor, Diego’nun bir şey yapması bekleniyordu. Brezilyalı oyuncu da kendisine verilen sorumluluğu hiçbir şekilde almayı beceremeyince Fenerbahçe hücum bazında rezil bir sezon geçirdi.

 

Benim büyük bir kesim Fenerbahçe taraftarıyla Vitor Pereira konusunda ayrışmamın sebebi geçen sene Fenerbahçe’nin kadro kalitesiyle alakalıdır. Portekizli hoca Josef ve Topal ikilisini koskoca bir sezon bozmamış, taraftarın büyük tepkisini çekmişti. Ben ise Vitor Pereira’ya destek olmak adına biraz empati kurmaya çalıştım ve kısmen ona hak verdim. Teknik direktör ne yaparsa yapsın, hangi taktik ve oyuncu tercihini kullanırsa kullansın hücumdaki tıkanıklığı çözemeyeceğini anladığı için en azından defansını sağlama almak istedi ve bir şekilde gol atarak şampiyon olacağını düşündü. Kumar tutmadı ve oynanan topta keyif vermeyince doğal ve haklı olarak yaylım ateşine tutuldu. Sonuç olarak, Pereira belki de Fenerbahçe tarihinin en fazla istenmeyen hocası oldu ama bana göre bu Portekizliye karşı yapılmış büyük bir haksızlıktı.

pererer

Vitor Pereira ile yollar henüz ayrılmamışken sosyal medyada yapılan ve binlerce katılımcının oy verdiği anketlerde Fenerbahçe’nin başarısızlığının en büyük cezası %80 civarında oranla Vitor Pereira’ya kesilmiş, ‘’kadro yetersizliği’’ ikinci planda kalmıştı. Vitor Pereira kovuldu, akabinde Dick Advocaat geldi, Fenerbahçe ilk 2 lig maçında 1 puan aldı ve şu anda benim için büyük bir komedi yaşanıyor. Fenerbahçe taraftarı 2 hafta içerisinde faturayı kadro kalitesine kesti. Adama sorarlar;

‘’Geçen sene ki kadrodan bir tek Luis Nani eksik, hepiniz Vitor Pereira’yı esas suçlu ilan etmiştiniz, şimdi ‘’kadro kalitesi’’ diyorsunuz? E o zaman Vitor Pereira’nın günahı neydi?’’ Bu sorunun cevabını objektif şekilde verebilecek düzeyde insanlarımız olmadığı için Fenerbahçe’nin ve diğer Türk takımlarının derdi hiç bitmiyor zaten, bu yüzden pek kurcalamayacağım.

 

Dick Advocaat zaten yaptığı basın toplantılarıyla beni şu kısa süre içerisinde birkaç kere haklı çıkardı. ‘’Takımda yaratıcı oyuncu eksikliğimiz var’’, ‘’birbiriyle aynı tip bir çok oyuncumuz var’’, ‘’3 tane yaratıcı oyuncu transfer etmemiz lazım’’, ‘’transfer yapmazsak sistem değiştirmek zorunda kalabilirim’’ gibi cümleler kuran Advocaat sorunun aslında hocada değil, kadroda olduğunu net olarak söyledi ve topu yönetime attı.

dckadov

 

İşte bu noktada dananın kuyruğunun koptuğu yere geliyoruz. Yazının başına dönecek olursak Fenerbahçe’ye en çok lazım olan şeyin hücum bölgesine yapılması gereken transferler olduğunda hepimiz hem fikiriz. Peki Fenerbahçe ne yaptı? Luis Nani’den gelen 8 – 9 milyon Euro’nun tamamını savunma bölgesine harcadı.

 

Martin Skrtel’e 5 milyondan fazla bonservis bedeli ödendi, Schalke’nin istemediği Neustader bonservissiz olarak kadroya katıldı, PSG’de de forma şansı bulamayan ve takıma ne katabileceğini henüz idrak edemediğimiz Van Der Wiel alındı. Eldeki bütçe sadece 8 milyon Euro civarındayken, en fazla ihtiyacınız olan şey yaratıcı ve saha içinde maestroluk yapabilecek yıldız bir orta saha oyuncusuyken şu yapılan transferleri ve Fenerbahçe yönetiminin kafasını anlamak gerçekten imkânsız boyutlarda.

skrtel

 

Bu transferler gayet iyi transferler ama önceliğin bu oyunculara verilme nedenini bir Allah’ın kulu bana açıklasın yahu. Gökhan Gönül yerine Van Der Wiel’i anlıyorum ama acelesi ne? Senin elinde zaten Milli takımın diğer sağ beki olan Şener var, Neustader tipinde elinde geçen sene 50 maça çıkmış Josef var. Ben bu oyuncuları almayın demiyorum ama bunları transfer ettiğiniz vakitte elinde kontratı bulunan bir çok hücum bölgesi oyuncusu vardı, maddi imkanları bu oyuncuları cezbetmek için kullansaydınız daha iyi olmaz mıydı?

 

Neyse… Olan olmuş.. Gelelim bu hafta bitirilmiş transferlere. Fenerbahçe yönetimi sezona rezalet ötesi bir başlangıç yapınca kafası kesilmiş tavuğa döndü ve süratle bir şeyler yapmaya çalıştı. Sunderland tarafından istenmeyen adam ilan edilen Lens ve eski dost Sow kadroya katıldı. Bana göre bu iki isim Fenerbahçe’nin tam aradığı kalemler. İki oyuncuda rakibi fizik olarak yıpratan, hücum bölgesinde pres yapmayı seven, süratli ve pozisyona girebilen oyuncular. Tabii yine burada en büyük sorun ortaya çıkıyor, bu oyuncuları pozisyona hangi orta saha oyuncuları sokacak?

İki kere iki nasıl dört ediyorsa, Fenerbahçe için bir gerçek var. Koca sezon 2 senede Roma’da 71 dakika forma şansı bulmuş Salih Uçan ve Ozan Tufan orta sahası ile geçmez ama transfer dönemi bittiğine göre Fenerbahçe’nin en azından Ocak ayındaki transfer dönemine kadar kaderi bu iki ismin elinde. Şahsen ben bu ikilinin yanına ya da önüne Alper Potuk’un monte edilebilme ihtimalinden son derece rahatsızım ve ürperiyorum. Alper çok azimli ve çalışkan bir futbolcu ama son derece yeteneksiz bir isim. Pas atamıyor, şut çektiği zaman top 10 metre zor ilerliyor, ikili mücadelelerde de karşısındaki oyuncu biraz fizikliyse anında yere kapaklanıyor.  Dolayısıyla, Alper’in Fenerbahçe’nin öne geçmeyi başardığı ve rakibe karşı süratle kontratak yapılabilecek bir ortam müsait olunduğunda sonradan kullanmak daha faydalı olacaktır.

 

Transfer dönemi bittiğine göre bana göre Fenerbahçe’nin kadro yapısı ve sistemi böyle şekillencektir;

sddsd

 

Fotoğrafta gördüğünüz gibi şu şablonda göze çarpan ilk şey orta saha kalitesinin diğer bölgeler ile kıyaslandığında epey vasat oluşu. Neustader / Topal bölgesine Josef’i de eklediğimizde kullanabilecek bir sürü varyasyon varmış gibi gözüküyor ama Dick Advocaat’ın da dediği gibi eldeki orta göbeklerin hepsi adeta birer karbon kopya, yani birbirlerinin aynıları. Ben o bölgenin nasıl şekilleneceğini henüz tahmin edemiyorum. Sert deplasman maçlarında Mehmet Topal’ın oynaması gerektiği kesin ama iç saha maçlarında ayağı daha düzgün olan ve hücum bölgesinde daha faydalı olabilecek Josef ve Neustader’in kullanılması bana daha mantıklı geliyor. Yine de, fikir sahibi olabilmemiz için takımın yeni katılacak oyuncularla birlikte birçok defa antrenman yapması gerekecek ve nihayetinde Dick Advocaat en doğru kararı verecektir.

 

Şu yukarıdaki kadroya 3 ay içerisinde bir adet takviye yapmayan / yapmayı beceremeyen yöneticiler acaba ne düşünüyor. Önde Lens – Sow – RVP gibi üst düzey isimleri besleyecek olan futbolcuların henüz çok genç, maç eksiği olan ve yeterli tecrübe eksikliği bulunan, pas dağıtımında sınırlı yeteneğe sahip oyuncular olduğunu nasıl göremiyorlar anlaşılır gibi değil. Sosyal Medya kullanan taraftarların %99’unun görebildiği ve çılgınlar gibi istediği bir orta saha transferine bu kadar vurdum duymaz olmak gerçekten akıl karı değil.

Sonuç olarak, Fenerbahçe’nin bu sene sıralamayı nerede bitireceği mevcut orta göbek oyuncularının katkısına ve kanat forvetlerden gelecek skor katkısına endeksli. Olurda ileri hücum elemanları ve orta saha oyuncuları şaşırtıcı şekilde bir kimya yakalarlarsa bakarsınız güzel şeyler de olabilir. Fenerbahçeli olmak sezona optimizmle başlamayı ama acı gerçeği gördükçe ıstırap çekmeyi gerektirir.

 

Bonus Soru: Aatıf Şeyşu transferinin yapılma amacı nedir? Mecnun Odyakmaz ve Sivasspor’a yapılmış olan bir iyilik dışında hiçbir vasfı yok gibi bu transferin. Fenerbahçe’nin çöpe atılacak parası var mıdır ki kullanılmayacak adama  ödemeye yapılıyor?

 

İyi Haftalar  Dilerim,

@elpolloloco31

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım