Kramponlupisagor -

Futbolda Yayın İhalesi Yolsuzluğu

S Ayaz B
S Ayaz B
  • 01.02.2017

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; bahsedilen konuya bir taraftar gözüyle bakarsanız Aziz Yıldırım %99.9999 haklıdır. Lakin, bu tarz olayları değerlendirirken ”business” tarafından bakmamız objektif bir sonuca varmamız adına daha doğru olacaktır.

Olaya öncelikle TFF ve yayıncı kuruluş tarafından bakalım;

Öncelikle bu ihale için yapılan öngörüşmelerden haberdar olmadığımız için farazi konuşmak durumundayız.
Şüphesiz ki katarlılar Türkiye Futbol Federasyonuna ilk tekliflerini sunarken aylar süren bir maliyet ve fizibilite çalışması yapmış, o dönem ismi Digiturk olan kuruluşun üye sayısından tutun, gelir-gider tablosuna göre girecekleri ihaleye bir değer biçmişlerdir. Araplar ile çalışma fırsatınız olduysa bu adamların ticarette dünyanın en yetenekli ve pinti adamları olduğunu biliyorsunuzdur. Mevcut hükumetin de Katar sermayesi ile ilişkileri ortadayken katarlılar için Digiturk’ü satın almanın mantıklı bir hamle olduğunu ve tekel olacakları için ederinden daha fazla bir para vermeyi göze aldıklarını söyleyebiliriz.

Benim tahminim; görüşmeler başladığı zaman Katarlılar’ın TFF’ye bir ödeme planı sunduğu. Bu ödeme planının dolar üzerinden olduğunu biliyoruz. Şimdi soru şu; Katarlılar ödeme planı için çalışmalara başladığında dolar kuru kaçtı ? Kuvvetle muhtemel 1 dolar o zamanlar 3 liranın altındaydı. Malumunuz, bundan sonraki dönemlerde kur aldı başını gitti.

Bu tarz sıra dışı, öngörülemeyen kur artışlarında milyon dolarlık yatırımlar yapılmaz. Bekleme kararı alınır, oyalama taktikleri uygulanır. Katarlılar için mantıklı olan bu ihaleye girmemek ve caymak olurdu. Neden mi? Çünkü bu adamlar ödemeyi dolar üzerinden yapacaklar fakat üyelerden her ay abonelik ücretlerini tl olarak alacaklar. Çok teferruata girmiyorum ama adamların edecekleri zarar 18 kulübün edeceği toplam zarardan çok fazla olacak, bunu tartışamayız.

Bu ihalenin TFF ve yöneticileri tarafından ”çok başarılı” olarak gösterilme sebebi bence budur. Şu ekonomide bu adamlara o parayı verdirmek bana göre yılın ”business” olayı. 100 milyon dolar bile edeceği meçhul, zeminlerin boktan, stadların boş, oyuncuların kalas olduğu bu ligde, üstelik ülkede ciddi bir ekonomik kriz varken, dolar ve euro karşısında giderek eriyen bir yerel para birimi varken, katarlılara bu paraya şu ligi satmak, kuru haddinden düşük pariteye sabitlemeye rağmen büyük başarıdır.

Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım hariç diğer 17 kulübün neden tff tarafından istenen taahhütnameyi verdiğine dair gelen soruya verilecek cevap basit. Bu 17 kulüp Katarlıların ihaleyi almaktan vazgeçtikleri taktirde dımdızlak ortada kalacaklarını biliyorlar. Türkiye’de şu anda Katarlıların verdiği parayı verebilmeyi geçtim, yarısını bile verecek başka bir yayıncı kuruluş yok. Kulüpler ve TFF bunu çok iyi bildiği ve evdeki bulgurdan olmak istemediği için beIN tarafından gelen, kuru düşük pariteden sahipleme isteğini 4S kuralına uyarak kabul etmek durumunda kalmışlardır. beIN’in eli kuvvetli. Masadan kalktığı anda TFF de 17 kulüpte beş parasız kalır, şu ekonomik buhranda da yeni bir yayıncı kuruluş bulunamayacağı için en büyük gelir kaleminden yoksun kalırlardı.

Bazı arkadaşlar; ”peki Katarlılar bunu bile bile neden bu lige ederinden fazla para veriyor o zaman?” diye sorabilir. Öncelikle bein’in çok büyük, hatta dev bir kurum olduğunu söylemek lazım. Sahipleri ve yönetimi katar kraliyet ailesinden. Siyasi boyutlara girmeyeceğim ama bu bir sebep. İkincisi de adamlar zaten mena bölgesinin (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) tekeli. Şimdi Türkiye’de de bir tekeli satın aldılar ve Türk insanı kadar her maçı izlemeye meraklı güruh az. Satabileceği bir sürü içerik var. Bu adamlar girdikleri coğrafyada yıllar boyu kalıyorlar. Uzun vadede verdikleri parayı akıllı politikalar izleyerek, sundukları kaliteli içerikle aboneler vasıtasıyla fazlasıyla çıkaracaklardır. Kaldı ki Digiturk de teknoloji olarak gayet iyi bir teknolojiye sahip olduğu için adamların devasa yatırımlar yapması gerekmeyeceğinin de altını çizelim.

Şimdi olaya Aziz Yıldırım penceresinden bakalım;

Aziz Yıldırım haklı mı? Yazının başında belirttiğim üzere %99.9999 haklı. Fakat Aziz Yıldırım’ın haksız olduğu %0.0001 kesim şu ki yayın ihalesini TFF ve diğer 17 kulüple beraber yönetmek durumunda.

18 daireli bir apartman düşünün. apartman çok eski ve eğer önümüzdeki 1 ay içerisinde her hangi bir inşaat firmasıyla anlaşıp kentsel dönüşüme girmezse çürümeye yüz tutacak, kimse yüzüne bakmayacak. apartmandaki her dairenin değeri 1 milyon tl olsun. bir inşaat firması gelip diyor ki; ben sizin apartmanınıza talibim ama size daire başı 900 bin veririm.

Aziz Yıldırım diyor ki; ”Kardeşim benim dairemin değeri 1 milyon. veriyorsan ver, vermiyorsan verme!”. diğer 17 daire diyor ki; ”2 sene sonra bunun yarısını bile bulamayacağım, bari 900 bini kabul edeyim”.

düz mantık olarak baktığınızda olay bundan ibaret.

Evet, Aziz bey kur konusunda haklı ama orada da kulüp başkanı ve kulübünün menfaatini korumak isteyen bir birey olarak haklı. Ancak, dünya üzerinde bu tarz ihalelere girerken kur mantıklı bir pozisyondan sabitlenir. Aziz bey’in mantığına göre kur eğer 1 haziranda 1.80’e düşerse, kulüplere de o günün şartlarına göre mi ödeme yapılmalıdır? O zaman kulüplerin edeceği zararı kendisi mi telafi edecek? Ya da beIN ihaleyi almaktan caysa, bu paralara yaklaşabilen ikinci bir yayıncı alternatifi var mıdır? Aziz bey eğer daha cazip ve mantıklı bir öneri sunamıyorsa, bana göre TFF’nin şu ihaleyi o paraya satması gayet başarılıdır.

Bir kulüp başkanı olarak Aziz Yıldırım’ın ”kulübüme daha çok para kalsın” demesi elbette haklı bir davranış ama mevcut konjonktürde kendisinin isteği mümkün değil. Eğer mümkün olsa diğer 17 kulübün en az 13-14 tanesinin zaten onunla ortak hareket edecek tutumu olurdu. Bu başkanlar salak değil.

Bugün mahkemeler her gün kiracı ve mülk sahibi arasında yüzlerce davaya bakıyor. Hepsinin ortak noktası da kur artışı. Mahkemeler kiracılardan yana tavır koyuyor. Kimi hakim döviz ile olan ödemeleri türk lirasına çeviriyor, kimi hakim kuru mantıklı bir pariteye çekmek için tarafların uzlaşmasını istiyor. bizde daha geçen gün şirket olarak böyle bir durum yaşadık ve bizde 3.78 olan kuru, müşteriye iyilik olsun diye önümüzdeki 2 yıl için 3.40’a sabitlemeyi düşündük. Hala düşünüyoruz.

Bu yüzden, şu yaşanana ”usulsüzlük” demeyi ben doğru bulmuyorum.

ederinden fazlaya satıyor musun? satıyorsun.
dolar daha geçen sene 3 liranın altındaydı, kuru 3 liranın üzerine sabitlemiş misin? Sabitlemişsin.
beIN’in verdiği teklifinin yanına yaklaşabilen başka bir kuruluş var mı? Yok.
Türk takımları bugüne kadar yayın gelirinden böyle bir para elde etmiş mi? Edememiş.

Dolayısıyla; yolsuzluk değil, ticarette Türklerden daha iyi olan Araplar’ın kazanması ve kazanırken Türkiye’nin kötüye giden ekonomik durumunun onlara biraz yardım etmesidir.

Bonus: eğer Aziz Yıldırım’ın istediği gibi kur yüksekten sabitlense bu ilk olarak sizin faturalarınıza minimum %35’lik bir artış olarak yansır. Bunu unutmayın. Hepinizin bunu unuttuğu kabak gibi ortada. Aradaki farkı Aziz bey ödemeyecekse de kabul etmezsiniz bu artışı muhtemelen 🙂

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım