Kramponlupisagor -

FIFA Kokartlı eski hakem İsmet Arzuman ile keyifli bir röportaj

FIFA Kokartlı eski hakem İsmet Arzuman ile keyifli bir röportaj
  • 13.03.2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Salih Çakman: Öncelikle röportaj teklifimizi kabul edip bizi kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. 2008’de hakemliği bıraktınız. O tarihten sonra neler yaptınız?

 

İsmet Arzuman: 2008 yılında çok istemeyerek de olsa hakemliği bırakmak zorunda kaldım. “Neden?” diyeceksiniz. O zamanın yönetimi bize maç vermedi. Gidip konuştuğumuzda hiçbir şey yok dediler. Nedeni, sadece benim bağladığım şey, o zaman dernek yöneticisiydim ve dernek olarak TFF seçimlerinde bütün hakemler adına Haluk Ulusoy’u destekledik benim bağladığım sebep bu.

4 Nisan 1988’de başladığım hakemliği 4 Nisan 2008’de nedensiz bir şekilde bırakmak zorunda bırakıldım. Böyle olunca gözlemcilik veya başka bir göreve müracaat etmedim. Hakemlikle beraber yöneticisi ve üyesi olduğum Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri derneğinden de istifa ettim. O günden sonra hakemlik ile ilgili hiç birşey yapmadım. Yapmadım derken aslında bu beni üzen bir konu. Beni İsmet Arzuman yapan Türk hakemliğine hizmet edememek üzüyor ve ağırıma gidiyor. Kısmet ne zamansa bekliyoruz. Hakemleri takip ediyorum, sağlık için spor yapıyorum, maçları izlemeye çalışıyorum. Sporun içindeyim, kopmadım. 1 amatör kulübe kurulması ve sonrası aşamasında destek oldum. Onda da üzdüler bizi maalesef.

 

Emre Artık: Hakemliği özlüyor musunuz hocam?

 

İsmet Arzuman: Kesinlikle özlüyorum. Hakemlik çok güzel bir şey.

 

Emre Artık: Hakemlik size yakışıyordu hocam.

 

İsmet Arzuman: Çok teşekkür ederim. Gönlümce bırakamadığım için üzgünüm. Her iş bitecek sonuçta ancak bittiğinde çiçeğinizle, plaketinizle hakettiğiniz bir şekilde ayrılmanız gerekir. Bence böyle olması gerekir. Ben 20 yıllık hakemlik yaptım bunun 10 yılı Süper Lig, 5 Yılı FIFA hakemliği. Türkiye’de tekim; kendi isteğimle FIFA kokartını iade eden… Bir gencin önü açılsın diye iade ettim. Ülkede üst düzey maçlar yönetiyordum. Avrupa’da Genç Milli Takım maçları 1. 2. tur maçları yönetmek beni mutlu etmiyordu. Bu sebeple genç bir arkadaşımızın önünü açmak adına kokartımı teslim ettim.

 

Emre Artık: Avrupa’da maç yönetmenin duygusu daha mı farklı?

 

İsmet Arzuman: Tabi ki. Avrupa’da çok üst düzey maçlar yönetemedim ama oradaki bakış açısı daha farklı. Avrupa’da maçtan önce veya sonra verilen partilerde kulüp yöneticileriyle beraber oturabiliyorsunuz. Kulüpler UEFA sınırlaması içinde size formalar çeşitli hediyeler veriyor. Kimse arkanızdan birşey demiyor. Türkiye’de bir kulüp yöneticisiyle, futbolcusuyla ya da antrenör bir arkadaşınızla oturup yemek yiyemezsiniz. Bizim ülkemizde bundan beslenen bir grupta var maalesef.

 

Emre Artık: 2 hafta önce oynanan ve 3-3 biten Real Madrid – Las Palmas maçından sonra maçın hakemi Real Madrid poşeti ile dışarı çıktı. Ülkemizde nasıl karşılardı bu?

 

İsmet Arzuman: Burada olsa federasyonu bırakın hükümet değişirdi herhalde…

 

Salih Çakman: Hocam ben özellikle Avrupa maçlarıyla ilgili şöyle bir şey sormak istiyorum. Bazen maç izlerken görüyorum, İngilizce bilmediğine emin olduğum bazı futbolcular gidip hakemlere uzun uzun itiraz ediyorlar. Maçlarda İngilizce bilmeyen oyuncularla nasıl iletişim kuruyorsunuz?

 

İsmet Arzuman; Türkiye’de bazen bunu kullanan oyuncular var. Hagi’den örnek verelim mesela. Hagi sinirliğinde İngilizce bildiği halde Romence konuşmaya başlıyordu. Yabancı oyuncuların çoğu kullanıyor bu durumu… Rusya’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Polonya’da maçlar yönettim dil bilmeyen oyuncularla karşılaştım ancak futbolun lisanı sonuçta aynı. Zaten Avrupa maçlarına baktığınız zaman itirazlar da daha seviyeli hem de aşırı itirazlar olmuyor.

Yakın zamanda Barcelona-PSG maçını seyrettik. 2 penaltı da çok tartışılabilir.

 

Salih Çakman: Zaten hakem 2. penaltıyı vermedi önce, itirazlar geldi ve çizgi hakemi penaltıyı verdirdi. Bunu Türkiye’de görmek imkansız gibi bir şey. Sizce bu hakemlerimizin güvensizliğinden mi yoksa yardımcı hakemlerin yeterli sorumluluğu almamalarından mı kaynaklanıyor?

 

İsmet Arzuman: 5. 6. hakem uygulanması şu an yok ama ben ilk başlandığında da karşıydım buna. Neden? Çünkü biz bu uygulamayı 2. ve 3. Lig’den başlatmalıydık. Deneme sürecini yaşamadık. Yardımcı hakemlerin oyuna nerede müdahale edeceklerini çok iyi bilmesi lazım. Ben yardımcılarıma “Herkesin gördüğü benim görmediğim pozisyonlarda yardım edin.” diyordum. Hakemlik zor iştir. Bizden önce daha zordu. Siz hakemseniz iyi yer alacaksınız ve risk de alacaksınız. İnsan olması vasfıyla hata kabul edilebilir, göremediğiniz pozisyonlarda ise yardımcılardan yardım alabilirsiniz. Barcelona-PSG maçında Deniz Aytekin’in pozisyonu kale arkası hakemine göre daha uygundu. Maçların değeri ve riskleri arttıkça sorumluluk alma almama tartışılabilir. Penaltı mı? Bence değil. Di Maria’nın verilmeyen bir penaltısı var. Biz de herkesin yaptığı hataya düşmeyelim. Bu hatalar futbolun içinde var. Duydum Fransızlar da isyan ediyorlarmış hakeme ancak belirli bir seviyede yapıyorlar. Kimse Deniz Aytekin hakemliği bıraksın demez.

Biz ülke olarak çok çabuk zirveye çıkarıp zirveden indirmeyi seviyoruz. Parçalamayı seviyoruz. Bizde tecrübenin karşılığı “Kaşar” oluyor maalesef. Çok ayıp ediyoruz. Futbolcu için de teknik direktör için de hakem için de…

Örnek veriyorum bir mühendis emekliliğine geldi ne yapacak inşaatı daha mı kötü yapacak? Şöyle söyleyeyim biz birbirimize olan güveni yitirdik.  Bana zamanında takımı küme düşürdün dediler. Nasıl olur ya? 34 maçınızın her 90 dakikasını getirip bir pozisyona bağlamak doğru mu? Bence çözüm olarak futbolcu, teknik direktör ve hakemler bir araya gelmeliler. Bu işi daha iyi nasıl yaparız diye bir şeyler üretmeliler.

 

Emre Artık: Futbolcuların hakeme yardım etmesi mi lazım? Son zamanlarda Mehmet Topal örneği var. Top eline çarptı ardından gol oldu. Maç sonrası bazı açıklamalar yaptı. Alanya deplasmanında oyuncuya protestolar yapıldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

İsmet Arzuman: Profesyonel olmasa da ben de futbol oynadım. Ben şuna katılmıyorum; “oyuncunun eline çarptı söylemedi, aldatma yaptı söylemedi” bu bir şov, oyuncu bunu yapabilir. Beni maçtan sonra yaptığı açıklama ilgilendirir. Maçtan sonra çıkıp “Hayır ben golü elimle atmadım demesi” üzer. Maç içinde çeşitli baskılarla bunlar olabilir. Ama yalan söylenmemesi, hakemin zor durumda bırakılmaması lazım. Biliyorsunuz bu yüzden hakemlikler bitiyor. Dediğin gibi Mehmet Topal’a sözlü saldırı olmuş. Mehmet Topal, ülke futbolunun yetiştirdiği en düzgün isimlerden biridir.

 

Salih Çakman: Profesyonel hakemlik hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

İsmet Arzuman: Profesyonel hakemlik olması lazım. Bence geç bile kalındı. Bence bu işinde süreçleri çok hızlı ve yanlış gitti. Profesyonel hakemliğe bizim ülkemizde “Para” olarak bakılıyor. Evet bu adamlar bu parayı alıyor. Eleştiriyorsun buyur gel yap. Tamam parası güzel ama 10 aylık sözleşme nedir? Bu adamların garantisi ne? 10 ay sonra ne olacak? Sigortaları var mı? Yok. Biliyorsunuz bizim ülkemizde bu olaylar çok basit. Bir yönetici çıkıp bu adamın hakemliği bitti diyebiliyor. Örnekleri de var maalesef. Bir futbolcuya 10 aylık sözleşme önerelim bakalım senden kaç para isteyecek. Nasıl maddeler koyduracak.

 

Emre Artık: Hocam buradan bağlantılı olarak yakın zamanda Deniz Ateş Bitnel olayı yaşandı.

 

İsmet Arzuman: Çok üzücü bir olaydı. Bence çok iyi de bir hakemdi. Umarım yeniden hakemliğe kazandırılır.

 

Emre Artık: Olayın içindeki futbolcu Salih geçtiğimiz günlerde hata yaptığını açıkladı.

 

İsmet Arzuman: Biraz geç söyledi. Heykeli dikildi, ismi sokağa verildi ondan sonra söyledi. Deniz Ateş’in bırakma şartlarında hakemliğin bırakılmaması lazım. Böyle olmaması lazım. Bir hakemin, hakemliği bıraktırılması için işin içine sahtekarlık ve akçeli iş olursa; bu ispat edilirse hemem bitirirsin, eyvallah…

 

Emre Artık: Deniz Ateş Bitnel, yakın zamanda bir açıklama yaptı. “O maçtaki yardımcılarımla ilk kez maç yönettim” dedi.

 

İsmet Arzuman: Bence burada Deniz Ateş konuşmayacak, yönetici çıkıp konuşacak. Hakemine sahip çıkacak. Hakem camiasında “Abi” eksikliği var. Siz hiç duydunuz mu? Yönetici çıkıp, “Evet benim hakemim elle atılan golü verdi; göremedi.” bunu söylemenin nesi var? Bir hakemin, hakemliğimini zedeleyecek hatayı yapmak için “Gerizekalı” olması lazım. Bu adam 15-20 yıl hakemlik yapacak. Kulüp yöneticisi, teknik direktörü, futbolcusu çıkıp hakkını çatır çatır savunuyor. Sen de çık konuş. Bu ortamdan faydalanan art niyetli insanlar tutup otobüsün önünü keserler içeri dalarlar… Kimin kime vurmaya hakkı var? Sen taraftarsın alkışlarsın, ıslıklarsın protesto edersin…

 

Emre Artık: Her hafta 1 maçta taraftar sahaya giriyor. 1 maç ceza veriliyor. Verilen cezaların yaptırımları yeterli mi?

 

İsmet Arzuman: Passolig çıktı dendi, hala bir düzelme yok. Bu konularda ülke olarak kaybediyoruz. İsimler çok önemli değil. 2024 Avrupa Şampiyonası’na adaylığımızı koyduk. Kötü olaylar görüldüğü zaman kaybeden biz oluyoruz. Adam sahaya atlıyor. Nasıl atlarsın? Sen kimsin? Teke tekte biri çıkabilir mi kaleci Harun’un karşısına? Bunların düzelmesi gerekiyor. Herkese iş düşüyor bu konuda.

 

Salih Çakman: Bu sezon herkesin ortak buluşma noktası ‘Son yılların en kötü hakem ve MHK yönetimi var’ bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

 

İsmet Arzuman: Bunun ana nedeni, biz tecrübeli hakemleri çok kolay tükettik; erittik. Çok kısa sürede MHK değişiklikleri oluyor. Bu yüzden MHK’ler projeyle gelemiyor. Bir MHK gelip 5-10 yıllık sözleşme yapabiliyor mu? Bizim öncelikle hakemliğin anayasasını yazmamız lazım. Hatta bir level daha ileri gidelim futbolun anayasasını yazmamız lazım. Futbolun tüm paydaşları akademisyenlerle birlikte oturmalı, tartışmalı ve futbolun anayasasını yazmalı. Örneğin; adam sahaya atladı bu adamın alacağı ceza: ‘Spor sahalarının önünden bile geçmeyecek, hapis cezası, para cezası olur’ bak bakalım o zaman atlıyorlar mı? Niye İngiltere’de olmuyor? Çünkü hemen maçtan sonra mahkeme kuruluyor. Biz tiyatroya gittiğimizde sahneye atlıyor muyuz? Sinemaya gittiğimizde perdeye atlıyor muyuz? Sen para verip keyif almaya gidiyorsun sırf rakip takımda diye birçok oyuncuya hakaret ediyorsun, sahaya madde atıyorsun. Bu olayların üstünün kapatılmaması lazım.

 

Salih Çakman: Bazı kulüp başkanları eleştiri yaparken “Hakemlerin ve MHK’nın için gruplaşma var” diyorlar. Bunun doğruluk payı nedir?

 

İsmet Arzuman: Bunu söyletenlere bakmak lazım. MHK’lar 6 ayda bir değişirse hakemler ne yapacak? Kime göre karar verecekler? Ondan sonra sen onun adamısın sen bunun adamısın oluyor. Her MHK değiştiğinde o geliyor onu kötülüyor öbürü geliyor diğerini kötülüyor. İşte bu yüzden futbol anayasasına ihtiyacımız var. Hakem, hakemliğini bıraktığında ne olacağını bilecek. Genç hakem ne zaman Süper Lig’de maç yöneteceğini bilecek.

Maalesef dedikodu o kadar arttı ki hakemlerin kendi içinde de çıkıyor bu arada dışarıya da aksetiliyor. Bundan nemalanan eski hakemler var. Basında bundan faydalanan, hakem köşesi yapan arkadaşlar var. Bunlar kaos yaratmaktan öteye gitmiyor. Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar; Türk hakemliğine abilik yapmışlar mı? Sadece bu bunu yaptı o bunu yaptı. Başka hiçbir şey yok. Hakemleri tanıdığınızda göreceksiniz. Futbol camiasında en kaliteli insanlar hakemler. Hepsi okumuş, kültürlü ve kaliteli insanlar. Hepsinin idealleri var. Bu arkadaşlara yardımcı olmak lazım, destek olmak lazım. Ne oldu şimdi Deniz Ateş Bitnel’e? Hiç kimse sahip çıkmadı. Ben hakemliği bıraktığımda da bana kimse sahip çıkmadı. Selçuk Dereli’si başka bir şey yaşamıştır Cem Papila’sı başka bir şey yaşamıştır. Gözlemcilik kadrosuna bakın bir…

İsmet Arzuman yok, Selçuk Dereli yok, Cem Papila yok, Ali Aydın yok, bunlar üst düzeyde maç yönetmiş adamlar. Söyledikleri ufacık şeyle hakeme büyük katkı sağlarlar. Benim 10’da 1’im kadar hakemlik yapmamış adam nasıl yöneticilik yapar? Hala bana yollarda “9 yıl olmak üzere hakemliği bırakalı hala; “Hocam bu hafta maçınız var mı?” diyen insanlar var. Beni İsmet Arzuman yapan futbol hakemliğidir. Biz 1 numara dediğimiz Cüneyt Çakır’ı parçalıyoruz. Seni Avrupa’da temsil eden tek adam. Hata yapıyor mu? Evet. Beğenmeyebilirsin. Ama böyle parçalamaya hakkınız yok. Değer yargılarımızı gözden geçirmeliyiz. Tecrübeye kaşar dediğimiz sürece bu iş olmaz. Bunu en başta eski halemler yapıyor. Yöneticilerde onlardan görüp böyle davranıyor.

Ben kendi zamanımda söylemiştim. 1 hakem ve 1-2 MHK yöneticisi maçlardan sonra pazartesi günü televizyona çıksın ve konuşsun. Gelmek isteyen futbolcu varsa o da gelsin. Gizli bir şey mi yapılıyor?

 

Emre Artık: Hakemler anlatır mı hocam?

 

İsmet Arzuman: Anlatsın abi. Ama şeye getirmeyeceksin işi. Burada penaltımızı vermediler, burada sarı kart vermediler.. bıdı bıdıya getirmeyeceksin. O haftanın en ekstrem pozisyonlarını getireceksin, konuşacaksın. Bak bakalım o yorumcuları, az önce söylediğim 2 tane tipi kim seyrediyor. Seyretmez ki kimse.   Zaten insanlar  hakemleri görünce eminim şöyle bakacaklar ”Ya bu adamlar çok düzgün adamlar…” Ben o gün yaptığım konuşmada bir şey söyledim. Arkadaşlar dedim hakemlerin annesi babası var sizin var mı ? Var. Kardeşiniz var mı ? Hakemin de var… İşi var, sosyal hayatta bir rolü var. Anne,baba,abi,dayı vb… Bu kadar kolay mı bu işler ? Hadi siz bana söyleyin. Bir tane Citroen C3 Picasso’m var. Kredisi ödeniyor 2009 model. 30 bin Liralık araba. Oturduğum ev belli. Bana zamanında bir yazlığın var dediler Ersun Yanal ile. Hala bulamadık biz o yazlığı. Bunlar dedikodu’dan başka hiçbir şey olamaz.  Ben onun için diyorum MHK Başkanı olsam Kulüpler Birliği toplantısına katılırım. 18 takım var 19. takım olarak ben katılırım.

 

Emre Artık: Dediğiniz gibi hakemler konuşmadığı için karalaması daha kolay oluyor.

 

İsmet Arzuman: Bir kırmızı çizgi var. Çok aşağı seviyeye getirmeden çıkıp konuşmak lazım. Bizim MHK ve yöneticiler çıkıp konuşacağı yerde konuşmuyor. Mesela ben şeyi çok istiyorum. Hiç gördünüz mü ben 52 yaşındayım görmedim. 9 tane MHK üyesi ellerini bağlamış maç seyrediyor. O hakem aslanlar gibi maç yönetir.  Bizim MHK yöneticileri tribüne gidemiyorlar kulüp başkanı, yöneticisi laf söyleyecek diye. Ama neden? Çünkü onları da oraya getiren birileri var. Onun için oraya sağlam geleceksin, seni birileri getirmeyecek. Sen hakemin arkasında duracaksın federasyon da senin arkanda duracak. O zaman  bu işler düzelir.

 

Emre Artık: Hocam bir de şu durum var. 15 Temmuz sürecinden sonra MHK’yi çok hızlı değiştirdiler hatta bazı eski hakemler FETÖ’cülükle suçlandı. Ama MHK ve TFF’den bu konuyla ilgili hiç bir açıklama gelmedi.

 

İsmet Arzuman: Benim bildiğim kadarıyla bir insanın suçu ispat edilene kadar suçsuzdur. Onun için ben bu konuda bir şey diyemem, bilemem. Ama yine söylüyorum o arkadaşlarında arkasında durulması lazım. Yoksa bir suçu tekrar geri dönmesi lazım. İtibarlarının geri verilmesi lazım.  Bırakın hakemliği, gözlemciliği, yöneticiliği sosyal hayatta ne yapacak bu insanlar? Bu insanların çocukları var, aileleri var. Yine aynı yere geliyoruz aslında. Ben şimdi çok rahatım çocuklarım büyük ama  ‘Ya sana neden maç vermiyorlar’ dendiği zaman eşime dostuma bir yere kadar anlatabiliyorum. Siz üzülmüyor musunuz İsmet Arzuman gözlemcilik yapmıyor. Kim istiyorsa yapsın ama diyorum ya bunun anayasası, yazılı kuralları var mı? Atıyorum 10 yıl Süper Lig’de hakemlik yapmış 2. ligde gözlemcilik yapar. 20 yıl Süper Lig’de hakemlik yapmış, 5 yıl’ı FIFA, direkt Süper Lig’de gözlemcilik yapar. MHK üyesi olmak için şu kriterler olması lazım… gibi bu işin yazılı kuralları olması gerek.  Tabi bu anayasayı da birkaç kişinin değil kurulların bir araya gelip oluşturması lazım.

 

Emre Artık: Hocam konuyu buradan açmışken spor ile ilgili gelecek planlarınız var mı ?

 

İsmet Arzuman: MHK’da yöneticilik yapmak istiyorum. Ve ben bunu hak ettiğime inanıyorum. Hakemlerin abisi olmak istiyorum. Ve dediğim gibi şeffaf olmak istiyorum. Kimseden gizli bir şey olmamalı. Bu konular MİT sırrı veya askeri sır değil paylaşılabilir. Ama dediğim gibi bir noktaya kadar. Ben kulüp başkanına veya teknik direktörüne “Bu hafta ne oynuyorsun?” demiyorum. O da bana bir yere kadar diyemez. Örnek veriyorum, Mehmet Topal futbolu bıraksın. Advocaat’ta bıraksın antrenörlüğü, Aziz başkan da başkanlığı bıraksın. Yarın öbür gün bir futbolcu attı kendini yere penaltı istedi, penaltıyı da aldı. O da bıraksın futbolu. Ben işte toplantıya girdiğimde bunları söylerim. Deniz Ateş Bitnel’e hakemliği bıraktırıyoruz hadi başkanım sizin de Salih Dursun futbolu bıraksın. Salih Dursun bırakıyor mu? Bırakmıyor. O zaman Deniz Ateş Bitnel niye bıraksın? Orada bir pozisyon gördü yorum yaptı. Tamam 5 hafta, 4 hafta ceza. FIFA kokartını kaybedecek. Kariyerinde zarar görecek. Başka ne istiyorsunuz? Niye hakemliği bıraktıralım adama?

 

Salih Çakman: Hocam askerlik yaptım dediniz de aklıma geldi. Geçmişinizde askerlik mesleği yaptınız bu durumun hakemliğinizde olumlu veya olumsuz etkisi oldu mu?

 

Emre Artık: Böleceğim ama geçen sezondu sanırım Erman Toroğlu, polisten ve askerden hakem olmaz, niye hakemlik yapıyorsunuz gibi bir şey söylemişti. Bu konuyla ilgili eski bir asker ve hakem olarak ne söylemek istersiniz?

 

İsmet Arzuman: Şimdi neden polisten, askerden hakem olmaz? Onun zihniyeti şu. Emir alıyor bunlar… Peki ne olması lazım? O zaman hep CEO’lar hakem olsun. Ki CEO bile emir alıyor. Nasıl bir şey bu nasıl bir mantık… Bakın hakemlik kendi içinde çok özel bir şey. Çok disipline olması gereken, kendi çizgileri olan bir şey. Bunu bozduğunuz zaman olmaz. Hakemliğin bence şuan geldiği noktanın en büyük sıkıntılarından biri de 2003’te Genelkurmay’ın aldığı ”Asker hakemlerin sadece futbol hakemliği yapması yasaktır” kararı. Bence bu ülkemiz için çok büyük ayıp. İnsan haklarına aykırı. Asker birisi olarak söylüyorum bunu. 2003’te ben 20 yılımı doldurduğum için emekli olup ayrıldım. Ben sonra bu konuyu Genelkurmay yöneticileriyle de konuştum, onlar da hata yaptıklarını kabul ettiler. Ama bu Erman Toroğlu istedi diye olmadı. Bunun bir de Güney Doğu, Doğu Anadolu süreci var. Orada askerler bu işin meşakkatini çekiyorlar. Ve askerler biraz da bu işin meşakketine razılardır, katlanırlar. Tekrar söylüyorum bu bir yarış. Asker olmuş, polis olmuş, mühendis olmuş, doktor olmuş fark etmez. Zaten hakemliğim güzel tarafı bir mozaik olması. Her sektörden insan var. Ben hava astsubayıydım geldim FIFA hakemi oldum. Selçuk Dereli öğretmendi geldi FIFA hakemi oldu. Kuddusi şehir planlamacısıydı geldi FIFA hakemi oldu. Cem Papila avukattı geldi FIFA hakemi oldu. Siz başarılıysanız kimse sizi engelleyemez. O yüzden sorduğunuz sorudaki mantık yanlış. Böyle düşünen insanlar camiaya zarar veren insanlar.

 

Salih Çakman: Türk futbolunun çöküşe geçtiği 3 Temmuz dönemini hakemler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? O dönem hakemlik yapmış olsaydınız nasıl olurdu?

 

İsmet Arzuman: 3 Temmuz’un şöyle güzel bir yanı var hakemler için. Hiçbir hakemin adı geçmedi. Bundan gurur duyuyoruz biz hakemler olarak.  Ben yapsaydım da kendimden emin olduğum için ancak gıyabımızda satılmışızdır biz. Öbür türlü bir şey olamaz. Ben bunu rahmetli Hasan Doğan’a da söyledim. Bana bir kişi menfaat için çay içti desin hakemliği bırakmayacağım ülkeyi terk edeceğim dedim.  Tekrar söylüyorum hakemlerle ilgili karar alırken belgeleyeceksin. Evet ben İsmet Arzuman’ın hakemliğini bitiriyorum. Otur Kulüpler Birliği’nde. Evet hocam biz ona vermiştik, şöyle oldu böyle oldu. İşte atıyorum bizden şunu aldı. Belgele, ispatla…

Ben bunu daha önce de anlattım. Maça gittiğinizde gıyabınızda öyle toto oynanır ki… Sizin arkadaşınız bunu yapar, eski hakemlerden biri yapar. Onun için biz maçlara gittiğimizde maç öncesi kimse ile görüşmek istemeyiz. Onun için dedim ya hakemliğin kendine özgü bir çerçevesi olması lazım. İlişkilerimize dikkat etmemiz lazım. Bu hakem, hakim, emniyet müdürü, herkes için geçerlidir. Allah korusun sonra çok zorda kalacak şeyler yaşayabilirsiniz. Ama 3 Temmuz öyle geçti ki 1 tane hakemin ismi yoktu Allah’a çok şükür.

 

Salih Çakman: Yabancı hakemlerin ülkemizde maç yönetmesi için çeşitli yorumlar yapan ve istekte bulunan pek çok kişi var. Sizin bu konuda düşünceniz nedir hocam?

 

İsmet Arzuman: Gelsinler, yönetsinler bence mahsuru yok ama çok komik buluyorum. Bizim insanımıza güvenmemiz lazım. Biz polisimize, avukatımıza, doktorumuza, hakimimize güvenmiyoruz. Bu ekstrem süreci saymayalım tabi daha öncesinden bahsediyorum.

 

Salih Çakman: Geçmişte hata da yapsa da saygı duyulan hakemlerden odalara kitlenen tribünden atlanarak saldırılan hakemlere geldik. Bizi bu noktaya getiren sebeb/sebebler nedir?

 

İsmet Arzuman: Bir güvensizlik duygusu var. Onun içinde o kurulan MHK’lar ve hakemlerin buraya nasıl geldiğine bakmamız lazım. Giden tecrübeli hakemlerin nasıl gönderildiğine bakmamız gerek. Bu böyle bir süreç. Bir de tabi beni kimse yanlış anlamasın ama siyaset çok girdi bu işin içine. Bence en büyük hata bu.

 

Salih Çakman: Kısa bir süre öncede bununla ilgili çok çarpıcı bir örnek yaşadık. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayserispor – Fenerbahçe maçının ardından hakem hakkında açıklama yaptı ve çok ağır konuştu.

 

İsmet Arzuman: Evet, hakem bunun bedelini ödeyecek demişti. İşte böyle olaylar futbolu bozuyor. Tüm yöneticilerinde dikkat etmesi lazım sözlerine.

 

Salih Çakman: Sosyal medyada size karşı edilen hakaretler sebebiyle Facebook’a dava açmıştınız. Bu konuyu bizlere anlatır mısınız?

 

İsmet Arzuman: Açtım ama o zaman ona bir şey yapılamadı. Bilişim suçları baktı. Hakim bey beni çağırdı dedi ki bunda yapılabilecek hiçbir şey yok. Canınız sağolsun dedim. Eleştirilmekten biz hiç korkmadık ama eleştiri işi annemize, eşimize, çocuklarımıza küfür seviyesine giderse yakışmaz. O arkadaş yüreği varsa gelecek yüzümüze söyleyecek. Sosyal medya çok güzel. Bunu olumlu kullanırsak çok güzel. Ben sizleri tanıdım. Siz ve sizin gibi genç arkadaşlardan çok şey öğreniyorum. İki, iki daha dört. Bunu inkar edemez kimse. Ama gidip bu işi hakaret boyutuna vardırmamalı kimse. İyi hakem diyen de var kötü hakem diyen de. Buna saygı duyarım.

 

Salih Çakman: 2007-2008 sezonunda çok konuşulan bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçı yönettiniz. Hatta o maçtan sonra yayıncı kuruluşun programına çıkıp açıklama yapmıştınız. O maçı sizin gözünüzden dinleyebilir miyiz?

 

İsmet Arzuman: Tüm hakemler derbi maç yönetmek ister. Benim kariyerimde Galatasaray-Beşiktaş, Galatasaray-Fenerbahçe gibi maçlar vardı ama hiç Fenerbahçe-Beşiktaş maçı yoktu. İlk ve son Fenerbahçe-Beşiktaş maçım o maç oldu. Zaten kariyerimin sonuna doğru geliyordum. Çok da güzel geçen bir maçtı. 90+5 vermiştim, 90+4’te orta sahada Gökhan Gönül ile Bobo’nun çıktığı kafa topunda faul çaldım. O ambiansta, Fenerbahçe Stadı’nda o kadar gürültü vardı ki karşıdaki yardımcı hakem bile benim düdük sesimi duymadı. Sadece etrafımdakiler duydu. Tabi düdük sesi duyulmayınca futbolcular devam etti ve gol oldu. Pozisyonu ben televizyondan da defalarca izledim faul yani. O gün bir fırtına oldu. O zamanın Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören, İsmet Arzuman hakemliği bırakacak dedi. Ama ben o gün zaten 2 tane Beşiktaş yöneticisine pozisyonu anlattım ve tokalaşıp ayrıldık. Bunların böyle anlatılması lazım ama bunlar anlatılmadığı için sıkıntılar yaşanabiliyor. Ha ben art niyetli olsam o saati mi bekleyeceğim? 90+4’ün 35. saniyesi… Bu takımların hakkını yemek kimsenin haddine değil.  Bu takımlar büyük takımlar… Şehir takımları da küçük değil tabii. Mesela Kayseri’nin arkasından bakan çıkıyor. Öbürünün arkasından milletvekili çıkıyor. Hakem bunları düşünmez, hakem sadece kendi kariyerini düşünür. Nası daha iyi maç yöneteceğini, daha üst seviyeye nasıl çıkacağını düşünür.

 

Salih Çakman: Günümüzde de birçok yönetici kendi takımının puan kaybından sonra “O hakeme düdük astıracağız” gibi demeçler veriyor. Genel olarak camiaların ve yönetimlerin hakemler üzerindeki bu olumsuz yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu, “düdüğü asma” meselesinin sebebi ve kaynağı nedir?

 

İsmet Arzuman: Çok kapsamlı bir konu bu. Federasyon genel kurulu kimlerden oluşuyor? Federasyonu nasıl seçiyoruz? Dediğim gibi genel kurul ayarlanacak. Mesela, şu kadar yıl 1. Lig’de oynayan şu kadar milli maça çıkan oy kullanma hakkına sahip olacak. Ben şimdi gidip mühendisler odasına oy kullanabiliyor muyum? Niye iş adamı gelip federasyon seçimlerinde oy kullanıyor? Sadece parası var, zengin çocuğu bilmem ne diye… Bu işi buradan çözmemiz lazım. Hani işlerine geldiği zaman kurumsal kurumsal diyorlar ya.

 

Salih Çakman: Hocam internette yer alan bir röportajınızda “Sattığım maçların paralarını alamadım” demişsiniz. Bunun bir espri amacıyla söylendiği çok açık ancak röportajın yayınlandığı web sitesine erişim sağlanamadığı için ayrıntılı olarak okuyamadık. Bu konuyu bize anlatır mısınız?

 

İsmet Arzuman: O soruyu soran çocuk, ”ya hocam hakemler para alıyor” falan demişti. Ben de dedimki öyle bir şey yok. Ben her hakemin yanında değilim ama bunun gizli kalmasına imkan yok. Nasıl olur bu mesela ben emekli hava astsubayıyım. Etim belli budum belli. Şimdi buradan Range Rover jip ile çıkarım işte Çeşme’de yazlık, orada tekne, burada bilmem ne varsa bu işte bir sakatlık vardır. Yine de tenzih ederim Milli Piyango’dan para çıktıysa veya anneden, babadan gelen bir zenginlik varsa bilemem. Bu tarafı da ayrı mevzu. Yani böyle bir şeyin gizli kalmasına imkan yok.  Bende dedim ki yok ya öyle bir şey. Ben bırakalı bu kadar yıl oldu sattığımız maçların paraları hala yatmadı. O da onu başlık olarak kullanmış.

 

Emre Artık: Hakemlik yaptığınız dönem boyunca yaşadığınız en komik veya en ilginç anı neydi hocam bizimle paylaşır mısınız?

 

İsmet Arzuman: Elazığ- Beşiktaş maçını yönetiyordum. İlk yarının son dakikalarında bir kafa topuna çıktılar. Elazığspor’un kaptanı kafayla topu kornere attı. Bende Sergen’i çok severim. Sergen ile saha içerisinde diyaloğum iyidir. Sergen zıplıyor eliyle aldı eliyle aldı diye. Yardımcıya sordum. Güneş geliyordu gözüme göremedim dedi. Bizim yardımcılarda en yardım edecekleri yerde görmezler. Neyse girdik devre arasına. Yardımcıya dedim oğlum elle aldı diyorlar. Dedi ki yok hocam kafayla vurdu. Dedim el ile aldıysa da yapacak bir şey yok artık. Bu arada biz içeriye girerken Sergen eliyle aldı eliyle aldı diye itiraz etmeye devam ediyor. Kaptan yanımıza geldi. Hocam dedi ya ne eli… Anam avradım olsun kafayla vurdum dedi. Bundan daha kötü bir yemin olamaz bence. Abi akşam pozisyonu bir seyrettik adam el ile almış.

Bir diğer anım ise;

Sıkıntılı bir maçtan sonra Sabah gazetesinden bir gazeteci aradı. Bilmediğim bir numara olduğu için açtım. Dedim ki çocuğum hasta doktora giriyoruz onu muayene ettirip çıkayım ondan sonra konuşalım dedim ve telefonu kapattım. Bir daha telefonu açmadım ve konuşmadık. Ertesi sabah bir baktım Sabah gazetesinde kocaman bir paragraf haber ”İsmet Arzuman: Oğlum hasta hasta maç yönettim…” benim 2 tane kızım var. Hanım hala soruyor bu oğlun nerede diye…

 

 

 

 

(YASAL UYARI: Bu röportaj kaynak gösterilmeden kullanılamaz.)

Etiketler:


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım