Kramponlupisagor -

YOLUN SONU ŞAMPİYONLUK

SalihCakman
SalihCakman
  • 17.04.2017

Sakatlıklar, düşük performanslar, istikrarsızlıklar ve sürpriz mağlubiyetlerle geçen bir normal sezonu, yine sürpriz bir şekilde ev sahibi avantajını yitirerek noktaladı Fenerbahçe. Öyle ki ev sahibi avantajıyla karşılaşacağı Panathinaikos ile ev sahibi olmadan yüzleşmek zorunda kaldı. Panathinaikos serisini yorumlamadan önce, Fenerbahçe adına kısa bir sezon analizi yaparak konuya giriş yapalım, daha sonrasında ise Final-Four yolunda ekibimizi nelerin beklediğine bir göz atalım…

Girişte de değindiğimiz gibi Fenerbahçe bu sezon pek çok sakatlık yaşadı ve işin en fazla sıkıntı yaratan kısmı, Bogdanovic, Datome, Sloukas, Udoh gibi kilit oyuncuların çok fazla sayıda maç kaçırmasıydı. Haliyle normal şartlarda ilk 3 içinde bitirebileceği normal sezonu ancak 5. tamamlayabildi. Sakatlıkları bir kenara bırakıp, takımın saha içindeki performansına dönersek, geride kalan 30 maçta Fenerbahçe’nin bir takım sıkıntılar yaşadığı meydanda. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, Fenerbahçe’nin futbol ve basketbol branşlarını 25 seneye yakın süredir takip eden biri olarak gördüğüm tüm Fenerbahçe takımları içinde, Zico döneminin Fenerbahçe futbol takımıyla beraber en fazla maç ayırt eden Fenerbahçe takımı buydu. Bu bağlamda Fenerbahçe’nin sezon boyunca yaşadığı en büyük sıkıntı konsantrasyon problemiydi. Zorlu rakiplere karşı son derece motive oynayan takım, nispeten daha zayıf ekipler karşısında genelde yetecek kadar oynadı. Yetecek kadar oynamanın yetmediği durumlarda sürpriz mağlubiyetler geldi. Hafızalarımızı hemen tazelersek dışardaki Panathinaikos, Olympiacos ve Efes maçları; içerdeki Galatasaray, Olympiacos ve Baskonia maçlarında Fenerbahçe’nin çift haneli farklarla geri düşüp, maçı kazanacak noktaya getirdiğine, bazılarını kazanıp, bazılarını kaybettiğine şahit olduk.

Gelelim Panathinaikos serisine… Öncelikle; Panathinaikos deplasmanlarında yetecek kadar oynamak diye bir şeyden bahsedilemez, 40 dakika boyunca %100’ünüzü sahaya vermeniz gerekir. 35 dakika iyi oynasanız dahi, kalan 5 dakikalık bölümde oluşan handikabı ortadan kaldırıp, maçı kazanmanız çok zor hale gelir. Fenerbahçe’nin sezon boyu ortaya koyduğu performansa baktığımızda, dörtlü finale kalan takımı belirleyecek hususun, Fenerbahçe’nin sahaya koyacağı performans olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Hatta daha da ileri gidip şunu da söyleyebilirim ki; seride Panathinaikos’un ne oynadığının hiçbir önemi yok, belirleyici tek husus Fenerbahçe’nin ne oynadığı olacaktır. Sarı-Lacivertli oyuncular eğer o bildiğimiz savunma konsantrasyonunu 40 dakikaya yayabilir, sezon boyu yaşadıkları maç içi dalgalanmalara mahal vermezlerse, İstanbul’daki Final-Four’da şampiyonluğun favorisi olurlar. Fenerbahçe’nin ne oynayacağını öngörme mertebesinde ise, yapılacak her yorum sadece tahmin olarak kalacaktır. Normal sezona baktığımızda CSKA ve Real Madrid gibi rakiplere karşı Fenerbahçe takımı maç içinde konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanan iniş-çıkışlar yaşamadı. Ancak kalan tüm maçlarda bu sorunu yaşadı. Söz konusu problemin, takımın kronik bir arızası mı yoksa maçların önemine göre ortaya çıkan bir sorun mu olduğu hususunda kesin yargıya varmak güç. İki ihtimalin de doğruluk payı birbirine denk olduğundan, sonucu sadece maçlar oynanırken göreceğimizi söyleyebilirim.

Panathinaikos Nasıl Bir Takım?

Sezona Pedoulakis ile başladılar, çok geçmeden yolları ayırıp takımı Xavi Pascual’a teslim ettiler. Yaptıkları hamlenin karşılığını da çeyrek finalde saha avantajını elde ederek aldılar. Barcelona’dan bildiğimiz Xavi Pascual, düşük tempolu yarı saha hücumunu tercih eden ve uzunları iyi kullanan bir coach. En büyük uzmanlık alanı ise savunma. Öyle ki, Barcelona savunmasını pek çoğumuz uzun yıllar boyunca Avrupa’nın en iyisi diye niteliyorduk. Ancak onu uzun yıllardır Barcelona’da sürdürdüğü görevinden eden şey hücumdaki kısırlık olmuştu. Xavi Pascual, kısalara özgürlük tanımayı seven bir coach değil(di). Her şeyin kağıt üzerine çizdiği şekilde uygulanmasını isteyen ve bireysel tercihlere müsade etmeyen bir coach oldu Barcelona’daki görevi boyunca. Tabi basketbolun değişen dinamikleri içinde kendini yenileyememek Pascual’ın epey değer kaybetmesine sebebiyet verdi. Sezon başladıktan sonra göreve geldiği Panathinaikos’ta en büyük şansı kendi kurmadığı bir kadronun, kendi oyun sistemine uygun isimlerden oluşmasıydı. Hatta Barcelona’da senelerdir takımına dahil etmediği düzen dışı skorer rolünde Mike James gibi bir düşeş de attı ve belki istem dışı da olsa oynattığı oyuna düzen dışı skor opsiyonu kattı. Gelinen noktada başarıya da ulaştığını söyleyerek, biraz da rakibin oyun karakterine değinelim.

Panathinaikos, coach Xavi Pascual’ın klasik oyun anlayışına uygun olarak bir savunma takımı. Calathes, KC Rivers ve Feldeine gibi üst düzey dış savunmacılara sahipler, Singleton ve Gist de boyalı alan savunmasında iyi iş çıkarıyor. Bireysel anlamda iyi savunmacıların varlığıyla ligin elit savunmalarından birine sahipler ancak Pascual’ın, Barcelona’da oturttuğu o kusursuz spacing ile rakibe boş alan vermeyen, yardım-switch tercihlerini ezbere yapan ve 5 kişinin bir bütün olarak hareket ettiği savunma seviyesine ulaştıklarını söyleyemeyiz. Daha ziyade bire birde yenilmemek üzerine kurgulanmış bir savunma yapıları var. Ama yine Fenerbahçe’nin sezon başından beri bir türlü ritm bulamayan hücumlarına sıkıntı yaratma potansiyeline de sahipler. Ekibimizde eğer Bobby Dixon’un son dönemdeki düşük şut performansı devam eder, Sloukas da ipleri elinden kaçırırsa zorlanabiliriz.

Hücum düzenlerine baktığımızda gördüğümüz şey yine klasik Pascual sistemi. Bazen Mike James’e tanınan özgürlük dışında düzen dışı hücumlara fazla müsade etmeyen, her poziyonda seti oynamaya çalışan bir anlayışları var. Takımın mutlak lideri Nick Calathes. Hücumda düşük tempoyu tercih ettikleri ve geçiş hücumlarını çok fazla kullanmadıkları için, Calathes’in dominant oyunu ve hazırlayacağı pozisyonlara mecburlar. Bu bağlamda Calathes’e yapılacak baskı, Panathinaikos’un hücum düzenlerini fazlasıyla bozabilir zira Calathes’in yönlendirme işini yapmadığı anlarda verimleri çok düşüyor. İş atmaya geldiği zaman Mike James belki tehdit oluşturabilir ancak Calathes’in devre dışı kaldığı bir oyunda takımı organize etme görevini tek başına omuzlama ihtimali çok düşük. Haliyle Fenerbahçe’nin seri boyunca savunmadaki stratejisi Calathes’e takımı organize etme şansı vermemek ve rakibi düzen dışına çıkarmak olacaktır. Sarı-Lacivertlilerin geçmişine baktığımızda spesifik bir oyuncuya odaklanmaları halinde, onu iptal etmede ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz zaten. Calathes’in devre dışı kaldığı bir ortamda, Panathinaikos’un temsilcimize direnebilme şansının çok yüksek olduğunu düşünmüyorum.

Panathinaikos takımının saha içi lideri Nick Calathes olsa da, skor opsiyonu olarak 1. tercihleri Mike James. Geçtiğimiz sezon Baskonia ile oynanan maçlardan hatırladığımız Amerikalı guard eğer günündeyse, ekibimize ciddi bir tehdit oluşturabilir. Ancak Mike James istikrar anlamında sıkıntılı bir oyuncu. Muhtemelen seri boyunca 25 attığı maçlar da olacaktır, 10 sayının altında kalıp %25’lerde şut attığı da olacaktır. Bu noktada, Calathes’in devre dışı kaldığı senaryoda, Fenerbahçe savunması Mike James’i de düşük yüzdede tutabilirse, işler muhtemelen istediğimiz gibi gider. Ancak sezon boyunca oynanan maçlarda bire birde etkili kısaları durdurmada pek iç açıcı görüntü sergileyemeyen Fenerbahçe savunmasının ne yapacağı doğrusu biraz papatya falı. Bu yüzden Mike James’in performansını takımımızın savunmasından çok, kendisinin gününde olup olmayışı belirleyecektir diye düşünüyorum.

Panathinaikos takımında performansı belirleyici olacak diğer oyuncu ise Chris Singleton. Özellikle sezonun 2. yarısında, Panathinaikos’un galibiyet serisi yakaladığı dönemde etkili bir hücum performansı sergiledi Amerikalı uzun. İçerden dışardan skor üretebilmesi, yüzü dönük potaya gidebilmesi, hücum ribaundlarındaki etkinliğiyle pek çok yöntemle skor üretebilme kabiliyetine sahip. Lakin Udoh ve Vesely karşısında ben hem savunmada, hem de hücumda pek varlık gösteremeyeceğini düşünüyorum. Hatta 2 sezon önceki Maccabi serisi aklıma geliyor. O zamana dek rakip uzunlar Randle ve Tyus epey başırılı performanslar sergiliyordu ancak kendilerinden 8-10 santim uzun Bjelica-Vesely karşısında varlık gösterememiştiler. Singleton da aynen Randle ve Tyus gibi size olarak kendinden çok çok üstün Vesely-Udoh karşısında pek varlık gösteremeyecektir diye düşünüyorum. Tabi sadece tahmin, doğruluğunu maçlar oynanırken göreceğiz.

X-Factor: Kesinlikle KC Rivers. Gerek Real Madrid’de, gerek Panathinaikos’ta bize karşı oynadığı maçlarda sinir bozucu dış şut performansları sergilemişti KC Rivers. Geçmişte yaptığı gibi en kritik anlarda üst üste 2-3 üçlük sokup, elimizdeki maçı bizden alma potansiyeline sahip.

Dikkat Etmek Gereken: Panathinaikos ligde Real Madrid’in ardından en çok 3 sayılık atış deneyen takım. James, Rivers ve Singleton atmaya başladığı zaman durmak bilmeyen oyuncuları var. Açıkçası Fenerbahçe’nin de üçlük yemeye başladığı zaman dur durak bilmediği maçlarına sıkça şahit olduğumuz düşünülürse, Sarı-Lacivertli taraftarların, serinin 1-2 maçında “ya ne atsalar giriyor arkadaş” diye saç baş yolma ihtimali yüksek gibi duruyor.

Fenerbahçe Ne Oynar?

Fenerbahçe’nin sezon boyunca sergilediği performansı yetersiz bulanlar da oldu, konsantrasyon eksikliği ve sakatlıklara bağlayanlar oldu. Ben sakatlıkların etkisini yoksaymasam da, büyük oranda konsantrasyon eksiğine bağlayan taraftayım. Sakatlıklara rağmen Sarı-Lacivertli oyuncular 4-5 galibiyet daha fazla alabilirdi. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki takımın hücum performansı şu ana dek fazla ışık vermedi. Genelde savunma ile ayakta kalındı, savunmanın durumuna göre maçlar kazanıldı veya kaybedildi. Panathinaikos serisi açısından, yukarda rakibin dikkat çekilmesi gereken yönlerine az çok değinmeye çalıştım. Rakibi kilitlemenin yolu elbette savunmadan geçiyor, ancak şu zamana dek sergilediğimiz hücum performansımız üzerinden konuşursak, Panathinaikos’un da bizi kilitleyecek savunma kalitesi var. Bu yüzden hücumdaki çeşitliliğimizi arttırmamız şart. Peki nasıl olacak…

Bobby Dixon… Fenerbahçe takımında bu yıl beklenen performansı veremeyen isimlerin başında bence Dixon geliyor. Şut yüzdesi son dönemde çok düştü. Birkaç iyi maçını kenara bırakırsak, istediğimiz dış şut katkısı ve clutch performans gelmedi. Geçtiğimiz yıl kritik anlarda soktuğu şutları bu yıl sokamıyor, o girmeyen atışlar Fenerbahçe’nin ciddi manada belini büküyor. Savunma gayreti çok üst düzey, çok yürekli falan ama o üçlükleri sokması lazım. Dixon’un üçlük yüzdesi seri boyunca en azından %40’ların üzerine çıkmalı, hatta bence %45’i bulmalı. Takım eğer hücum ritmini bulamazsa Dixon’un düzen dışı üçlüklerine çok ihtiyaç duyulacak çünkü.

Sloukas… Şubat ayından beri Sloukas’ın performansı epey düşmüştü, sonrasında sakatlık yaşadı ve 4-5 maç kaçırdı, Barcelona karşısında ise fena sayılmayacak bir performansla geri döndü. Fenerbahçe’nin sezon boyunca eksikliğini hissettiği oyuncu performansları sıralamamda, Dixon’un şutlarından sonra Sloukas’ın organizatörlüğü var. Fenerbahçe’nin kadrosunda oyunu organize edebilen, kendini oynatmaktan ziyade takım arkadaşlarının verimini arttırmayı becerebilen tek oyuncu Yunan guard. Sloukas’tan o katkı gelmediği zaman skor üretme yükü de, takımı oynatma yükü de Bogdanovic’in omuzlarına biniyor.Bogdanovic her iki görevi başarıyla yerine getirebilse de, oyun içinde daha verimli kullanılabilmesi adına Sloukas’ın yükü hafifletmesi şart.

X-Factor: Bence Jan Vesely. Sezon boyunca performansı sürekli dalgalandı. Çok iyi maçları da oldu, çok kötü maçları da. Ancak Panathinaikos karşısında hem savunma, hem hücumda o bildiğimiz Vesely’i izleyeceğimizi düşünüyorum. Hücüm ribaundları, takip smaçları ve savunmadaki enerjisiyle seriye kilit katkı yapan oyunculardan biri Vesely olacaktır.

Not: Fenerbahçe sezon boyunca hücumda yaşadığı problemleri törpülemenin yolunu düşük tempoda oynamakta bulmuştu. Maçta kullanılan top sayısını mümkün olduğunca azaltmaya çalışan ekibimiz, bu sayede skoru aşağı çekerek, savunmasının ekmeğini yemeye çalışmıştı. Panathinaikos’un da düşük tempo ve yarı saha hücumunu seven, rakibi düşük skorda tutarak maç kazanmayı amaçlayan bir takım olması, muhtemelen kısır maçlara yol açacaktır. Ancak şunu çok rahat söyleyebilirim ki, Fenerbahçe’nin savunma potansiyeli de, hücum potansiyeli de Panathinaikos’un üzerinde.

Turun anahtarı: Fenerbahçe takımının yıldızları Bogdanovic, Datome, Udoh dersek; bu oyuncuların performanları, Fenerbahçe’nin turu geçmesini belirleyen etken olacaktır diye düşünüyorum. Üçlünün aynı anda iyi performans gösterdiği maçları Fenerbahçe kolay kolay kaybetmez sanki.

Artılar

  • Kadro kalitesi
  • Takımın potansiyelinin daha yüksek oluşu
  • Vesely-Udoh ikilisinin rakip uzunlara ağır basması
  • Obradovic

Eksiler

  • Panathinaikos’un daha geniş bir rotasyona sahip olması.
  • Rakibin maksimum performans düzeyine ulaşmış olması.
  • Katkı alınabilen oyuncuların azlığı
  • Sakatlıklardan ötürü tam kadro oynama fırsatını yeni bulmamız.
  • Takımın maksimumuna ulaşmamış olması ve ne kadar sürede ulaşabileceğinin bilinmezliği.

Seriyle ilgili tahmin yapacak olursam 3-1 ile Fenerbahçe’nin turu geçeceğini düşünüyorum. Final-Four için bilet almayı bekleyenlere, OAKA’da alınacak ilk galibiyetten sonra biletlerini almayı tavsiye ederim. Bu yolun sonu şampiyonluk olacaktır…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım