Kramponlupisagor -

Kısa Yol

Doruk Boyacı
Doruk Boyacı
  • 01.07.2017

 

Toplumsal yaşlanma, üzerine tezler yazılan ve her devlet tarafından dönem dönem yaşanan sıkıntılardan bir tanesi. Çözümünü de farklı yöntemlerle üretmeye çalışırlar. Futbolda da yaşlanma zaman zaman ciddi bir problem oluşturuyor ve bir döngü içerisinde kulüp veya federasyonlar buna çözüm üretirler. Belli bir yıldan sonra kadroda yenilenmeye gidilir ve yaş ortalaması aşağı çekilir. Bunun amacı sadece genç oynatma idealizmi değil. Ayrıca kadroyu bir bütün halinde geliştirip uyumu üst noktaya çekmek, oyuncuları bu düzende geliştirip parlatmak ve oyunculardan maddi ya da manevi gelir elde etmek. Türkiye’de Çin ile dalga geçilir, ‘’bu paralar ne abi’’ denir, ama aslında miadı dolmuş ya da dolmaya yakın olan, son kontratını yapmaya gelen oyuncuların cenneti olunduğunun farkında değilizdir. Tam da o noktadayız. Vergi avantajının ülkeyi cazip kılan tek şey olduğu gerçeği, kariyer basamağı anlamında pek de bir cazibesi olmayan lige belli yaş haddini geçmiş oyuncuların transferini mümkün kılıyor. Daha kibarca özetlemek gerekirse, plansızlık.

 

 

Plansızlıktan kastım burada kariyer amaçlayan oyuncuyu getirmek için bir plan ortaya koymamak. Gelişimi için yapılacakları, verilecek süreleri (ve adım adım arttırılışını) açıklayamamak. Ya da açıklamamak. Malum mevcut dernek sistemiyle kısa vadede başarı, yeniden seçilebilme umuduyla kulüp yöneticileri için öncelikli hale geliyor. Hazır ve gelişimini tamamlamış oyuncu tercihi, olmuş ama daha da oldurulabilecek oyuncudan öncelikli geliyor. Haliyle Bruma ve Stoch örneklerinde olduğu gibi ancak ücreti çok cazip bulan genç oyuncuları getirebiliyorsunuz. Bu sezon, transferleri göz önüne aldığımızda lig tarihinin belki de en sert ligi olacak. Takımlar çok güçleniyor. Fakat bu transferlerin kısa vadeli transferler oluşu (özellikle Fenerbahçe örneği), oyuncu sirkülasyonunun önümüzdeki yıllarda da süreceğinin bir göstergesi. Peki bu sezon (şu ana dek) takımlar nasıl yapılanmaya (!) çalışıyor?

 

 

Fenerbahçe

Tarihinin en vasat kadrolarından bir tanesine sahip olan Fenerbahçe’de sıkıntılar geçen sezon tavan yapmış ve tarihi başarısızlıklar ardı ardına gelmişti. İç sahada çıktığı 17 maçın yarısından fazlasında puan kaybeden Fenerbahçe için bu çok ciddi bir tatsızlık. Saha içindeki oyun kötü, rakamlar kötü, kadro kurgu olarak eksik. Haliyle stadın boş kalmasını sadece ‘’ekonomik sebepler’’ (!) ile açıklamak pek de mantıklı olmasa gerek. Bunun üstüne bonservissiz de olsa tam manasıyla sorun çözmeyen bir Mehmet Ekici eklenince sıkıntılar pek de onarılmış değil. Ekici, 8 için savunma geçişlerinde ağır kalan, ceza sahası koşusu eksik olan ve temaslı savunamayan bir oyuncu. 10 için de mesafeli şut harici skor katkısı eksik olan, dar alanda da yavaş davranan bir oyuncu. Oyununda net bir aşama kaydetmediği müddetçe kilitlenen maçlarda şutlarıyla çilingir olması amaçlanan bir rolden öteye gideceğine inanmıyorum. Hasan Ali Kaldırım ile de kötü bir sezon geçirmiş olmasına rağmen 1.4 milyon Euroluk yıllık bedelin üstüne çıkılarak sözleşme yenilenmesi, ellerin şaşkınlık içinde yüzlere gitmesine yetti. En azından kendi açımdan.

 

 

 

 

Teknik direktör tercihi Aykut Kocaman’dan yana oldu. Avrupa karşılaşmalarında, önceliğin alan savunması ve kurguda olduğu maçlarda rakibi çözmeyi başaran teknik adam, aynı başarıyı Fenerbahçe’deki son iki sezonunda lig maçlarında gösterememişti. Lig için hücum temposu daha yukarıda olan, ya da önde baskıyla rakibi açık alanda yakalama gayreti gösteren bir takım ihtiyacı var ki bu da hocanın çok yansıttığı bir şey değildi. Bu sezon bunu ne kadar yansıtacağı, başarı açısından kilit olacak. Valbuena ve Dirar, iki ayaklarını da iyi kullanabilmeleri, dripling ve şut niteliklerinin olması gibi sebeplerden ötürü Fenerbahçe kadrosunda bulunan eksikleri kapatmaya yardımcı olabilecek isimler. Bu bağlamda bonservis ücretlerinin de oldukça düşük olması, onları kısa vadede iyi hamleler olarak nitelendirmeye yeter. Ancak eksikler tabii ki sonuçlanmış değil. Topa yön verip orta alanın hızlı geçilmesini sağlayan pasör bir orta alan oyuncusu (tercihen sol ayaklı), ve sırtı dönük top aldığında temaslı ya da temassız o topu tutup servis de edebilen bir santrfor ihtiyacı hala üst düzeyde. Bu oyuncuların ya çok düşük maliyetli, ya da yıllar geçtikçe satılabilecek oyuncular olması Fenerbahçe için önemli. Zira bu takımın önümüzdeki yıllarda transfer için de kendi içinden kaynak üretmesi gerekecek. Hele hele Valbuena ve Dirar’dan büyük olasılıkla bu paranın kazanılamayacağı düşünülürse. (Yazar tavsiyesi : Chelsea’nin 22 yaşındaki orta saha oyuncusu Lewis Baker)

 

 

 

Galatasaray

Her ne kadar çalışan, üretmeye çalışan (niteliğini tartışabilirsiniz) ve iyi ya da kötü bir repertuara sahip olan bir izleme birimine sahip olsa da Galatasaray futbol aklı da çok yerden eksik kalmakta. Transferler an itibariyle Tudor’un defansif kurgusuna odaklı yapılıyor gibi görünse de ortada bir teknik adam istikrarsızlığı olduğu açık. Riekerink gibi ofansif odağı olan bir teknik adamdan sonra alan savunması, gerideki yerleşim ve savunma organizasyonunu ana odak haline getiren Tudor’u getirmek, teknik adam getirirken çok da fazla bir kriter aranmadığının bir kanıtı. Transferde belki de en faal ve en bonkör başlayan takım olan Galatasaray’ın yeni sezona başlarken hala çok ciddi eksikleri olduğunu söylemek, yalan olmaz.

 

 

 

Fakat Galatasaray’ı bekleyen asıl tehlike, ne oyunculara ödenen ciddi bedeller, ne de beklentiler. Galatasaray’ın düzen olarak henüz bir belirgin şablonu yok. Oyuncu transferleri hangi strateji ve düzene göre yapılıyor? Üçlü savunma mı, dörtlü savunma mı? Üçlü oynanacaksa Belhanda’ya düşünülen rol nedir, göbek rotasyonu nasıl kurgulanacak? Selçuk İnan’ın rekabete ihtiyaç duyduğu ve performans bakımından ciddi düşüş yaşadığı aşikar, onun performansı nasıl yükselecek? Topa baskı anlamında yıllardır ciddi sıkıntı yaşayan Galatasaray, bu sorunu nasıl bir merkez ve kenar kurgusu ile çözecek? Dörtlüye dönülürse hem merkez, hem kenar forvetler hem de bekler açısından ciddi bir rotasyon eksiği ve bazı bölgelerde direkt oyuncu eksiği yaşanacak. Kısacası, omurga sayılabilecek bölgeye 3 takviye yapan Galatasaray’da hem orta alan merkezi, hem de kanatlar açısından hala takviye yapılması gereken çok nokta var. Bruma ve Podolski satışlarından gelen parayı gayet cömertçe harcayan Galatasaray’ın ise artık daha yaratıcı olması gerekebilir…

 

 

Beşiktaş

Yeni sezona belki en ‘’hazır’’ ve ‘’rahat’’ girecek ekiplerden birisi Beşiktaş. Ancak tıpkı diğer iki büyükte olduğu gibi orada da ufaktan baş gösteren bir ‘’yaş’’ sorunu, ve bol bol oyuncu belirsizliği mevcut. Marcelo, Adriano ve Quaresma’ya ilgi olduğu söylentiler arasında. Aboubakar sonrası santrfor pozisyonunda açık meydana geldi. Oğuzhan’a talep var ve Talisca’nın kirası (henüz) garanti altında değil. Caner’in de ciddi aşil sakatlığının ardından nasıl döneceği merak konusuyken Beşiktaş’ı da zor, ama süre açısından geniş bir yaz dönemi bekliyor.

 

 

 

Santrfor için ismi geçen Burak Yılmaz, direkt skor katkısı açısından Beşiktaş’a ciddi şeyler verebilecek potansiyelde, fakat gerek baskı, gerek sırtı dönük top alma ve takımın kalanını oyuna sokma anlamında sorun yaşatabilecek hatta eksi yazabilecek bir isim. Santrforda tartışılmayacak bir opsiyon olacağına inanmıyorum Burak’ın. Keza Başakşehir’in ve dönem dönem Şampiyonlar Ligi’nde oynayan takımların da hatırlattığı üzere yüksek baskıda Beşiktaş orta alanı, hala fiziksel olarak çok hassas ve kırılgan konumda. Bunu aşabilmenin yolları Beşiktaş’ın saha içi gelişimine katkıda bulunacak ve bu noktada Tamer Tuna’nın teknik ekipten ayrılması, beklenenden daha ciddi bir yara olabilir. Santrfor ve stoper tercihleri sezonu belirleyecek olan Beşiktaş’ta Atiba Hutchinson’un rotasyondaki dakikalarını rahatlatmak adına bir hamlenin önemi şu an küçük görünse de sezon içinde hayati konuma gelebilir…

 

 

 

Başakşehir

Yalçın Ayhan’dan vazgeçip yerini Aurelien Chedjou ile doldurmak, Kamerunlu oyuncunun lig performansına bakınca şaşırılacak bir durum olsa da esasen bir planın parçası. Belki de Beşiktaş ile birlikte ligin en planlı hareket eden takımı olan Başakşehir’de bu durum şaşırtıcı değil. Abdullah Avcı ve ekibi, tahminim gelecek sezonda önde baskı yaparken geride daha çok alan bırakmaya niyetli. Bu durumda atletizmi daha yukarıda olan ve geçiş savunmalarında dönüşleri daha etkili yapan Chedjou ismine başvurmak, onlar adına uygun hamle oldu. Fakat asıl husus merkez orta alanda. Baskı yediğinde etkisini yitiren ve birinci bölgeden çıkışta tüm yükü Emre’ye devreden Mahmut’un rolü, rotasyon içerisinde ne olacak? Ve İrfan Can Kahveci, Emre Belözoğlu’nun rolünü yavaş yavaş devralmaya hazır mı? Emektar kaptanın sağlam kalabildiği dakikalar, ligin flaş ekibinin iddialarına yine direkt olarak yansıyacak gibi görünüyor.

 

 

 

Eljero Elia transferi, yerleşik savunma açma, dripling üstü üretme gibi konularda yardımcı olacağı kadar geçişte de üretmeye yardımcı olacak. Fakat bu transfer, benim gözümde aynı zamanda Cengiz Ünder’e veda hazırlığı anlamına gelmekte. Hal böyleyken Başakşehir’in oyun içi gelişimi, 2 yıl içerisinde silbaştana dönebilir. Zira tıpkı diğer zirve takımlarında olduğu gibi onlarda da bir yaş sorunu baş gösterecektir ve kadronun 2 yıl içerisinde yeniden yapılanması, gayet olası görünüyor.

 

 

Trabzonspor

Trabzonspor transferde son 18 ayı da epey aktif geçirdi. Kadro yenilenmesi sürüyor ve hız kesecek gibi de görünmüyor. Yusuf Yazıcı’yı bu sezon takımda tutacak gibi görünen Trabzonspor’da genç oyuncunun bu sezon göstereceği performans hayati değerde olabilir. Kucka ve Medel isimleri geçiyor ve bu oyuncuların Okay ile orta alanda bulunduğu kombinasyon, hücuma çıkış anlamında önemli defoları beraberinde getirebilir. Üç oyuncunun da topu ayağa aldıktan sonra çıkarma hızının düşük olduğunu göz önünde bulundurmak gerek. Bu durumda da ön bölge presini iyi uygulayan takımların en kötü saha içi hakimiyetini ikinci toplarla alma şansı olacak. Bu etken ve Yusuf’un artık bilinen, daha sert ve agresif yaklaşılan bir oyuncu olması, onun işini zaten bireysel olarak da zorlaştıracak. Kısacası, Trabzonspor’un düşündüğü orta alan kurgusu, onlara hücumda sıkıntılar doğurabilecek ve yansıması savunmaya da olacak olan bir kurgu.

 

 

 

Zira Jan Durica’nın yanına güvenilir, ikinci hamlesi olan bir stoperi koyamadı Trabzonspor. Durica’nın da artık son yıl(lar)ına geldiğini düşünürsek ve pres hedefleyen bir Trabzonspor’a aslında yavaş gelebileceği, baş ağrıtabilecek bir diğer unsur. Hem stoper, hem orta alan merkezi, hem de santrfora net dokunuşlar yapması gereken bir takım olan Trabzonspor’un bu transfer dönemi, üstündeki mali yükleri de düşününce sadece bu sezonu değil, 2-3 sezonluk akıbeti de belirleyecek gibi. İşler, diğer tüm takımlarda da olduğu gibi onlarda da sancılı.

 

 

Diğer & Sonuç

 

 

Sükse bu ülkenin ilacı oluyor genelde. Antalyaspor’un Eto’o transferinden sonra Menez ile dikkat çekmesi bunun bir örneği. Eto başarılı oldu, Menez’in de kendi ritmini yakaladığı an başarı olasılığı çok yüksek. Fakat sıkıntı zaten bu oyuncuların getirdiği tecrübe ya da verim değil. Bu oyuncuların diğer oyuncularla arasındaki makasın çok büyük oluşu. Bu oyuncuların yetenekli ve katma değer verecek bir oyuncu grubunu tamamlayan dokunuşlar olmaması. Hal böyleyken oyuncu takımı oluyorsunuz ve 2 yıl içinde yenilenmeniz gerekiyor.

 

 

Türkiye’de şu an her takımın önümüzdeki 2 yıl içinde en az 15 satış (bize daha uygun tabirle, gönderme ya da kurtulma), 15 da alış yapması gerekecek. Bu kadar sirkülasyon doğal değil. Sağlıklı da değil. Bu sirkülasyonun çoğunda Türk takımları cepten yediği için de ‘’FFP sopası’’, Demokles’in Kılıcı gibi başta bekliyor. Bunun Türkiye kadar ekstrem boyutta yaşandığı bir ülke Avrupa’da yok. Asya’da da Katar ve Çin ancak. 20-27 yaş bandında oyunculara gelmek için herhangi bir caziben ya da vaadin olmaması, 27 üstü oyunculara da sunulan tek vaadin vergisiz cash para olması, aslında futbol aklı fukaralığının bir göstergesi. Futbol yönetimi, kulüp yönetimiyle bir olarak yürütülmez, en fazla koordine çalışılır. Uzun vadeli planlar kurabilmek, futbolculardan verimin yanı sıra satış bedeli de elde edebilmek, finansal olarak sağlıklı kalabilmek ve daha ciddi yatırımlar yapabilmek için çözümler elbette var. Her şeyden önce abartılı oyuncu sirkülasyonunun önüne geçmeli. Fakat her çözümün ana noktası, başkan ve yönetimleri artık zarardan sorumlu kılmak. Ödenen tek bedel başkanlıktan olmak olmamalı. Kulüpler sahiplendirilmeli.

 

 

Futbolda kulüpler her şeyin kısa yolunu istiyor, oysa ki uzun soluklu yollarda daha az hendek mevcut.

 

Yazar: Oğuzhan Oğuz

Twitter Kullanıcı Adı: @oguzhann10

 

 

 

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım