Kramponlupisagor -

Bir Garip Transfer Hikayesi

SalihCakman
SalihCakman
  • 06.07.2017

Transfer sevmeyenimiz yoktur herhalde. Tüm taraftarlar transfer dönemini iple çeker. Şimdilerde yine spor bültenlerinde kimi uydurma, kimi gerçek transfer dedikoduları başladı. Son dakikalar, havaalanı karşılamaları, çilek oyuncular falan filan. Transfer yapmak zor iştir. İyi bir araştırma yapmazsanız dolandırılabilirsiniz. Tıpkı Carlos Henrique’nin yaptığı gibi! Topa dahi değmeden 11 takımda oynayan(!) Carlos…

Carlos 2 Temmuz 1963 günü Brezilya’da dünyaya geldi. Küçük yaşlarda başladı top peşinde koşmaya. 16 yaşında Meksika kulüplerinden Puebla’ya transfer oldu. Futbolu çok sevdiği söylenemezdi. Ancak bu oyunun getirdiği şan, şöhret, para ve kadınları seviyordu. Futbola yeteneği sınırlıydı. Buralarda tutunamayacağını anladı. Ama bu lüks yaşantıyı bırakmak istemiyordu. Bir yol bulmalıydı..

Carlos sosyal, komik, girişken biriydi. Hani şu “ağzı laf yapıyor” dediklerimizden. Bu özelliği sayesinde dönemin yıldız oyuncularıyla deyim yerindeyse “kanka” oldu. Çevresindeki bu oyuncuların yardımıyla kendini yıldız oyuncu gibi gösterdi ve bir şekilde kapağı Brezilya’ya atmayı başardı. Transfer olduğu kulüp onu hazırlık maçında denemek istiyordu. Ama ne hikmetse maça daha çıkmadan, birden ısınırken sakatlandı ve sezonu öyle kapattı. Bu taktikle Brezilya’da Fluminense, Vasco Gama, Botafogo gibi kulüplerde oynadı. Pardon oynamadı, sadece kadroda bulundu. Ama bir şekilde sözleşme yenilemeyi başardı. Her kulüp, oyuncunun bir patlama yapacağını sanarak transfer etti. Ama hep ellerinde patladı.

Bir gün yine yedek kulübesinde keyif yaparken maçın son dakikalarında hocası Carlos’a “Oyuna gireceksin,ısınmaya başla” dedi. Bu sefer kaçış yok gibiydi. Tribünlere yakın yerde ısınmaya başlayan Carlos, kendisine küfreden taraftarlarla birden kavgaya tutuştu. Hakem olanları görünce Carlos’a kırmızı kart verdi. Oyuna girmekten kurtulmuştu. Maç bitiminde kulüp başkanı sinirden deliye dönmüş vaziyette Carlos’un yanına geldi. Geldiğinden beri doğru dürüst topa bile vurmayan bu oyuncuyu gönderecekti. Kesin kararlıydı. Ama Carlos buna hazırlıklıydı. Başkana, “Size küfür edilince dayanamadım.” diyerek can damarından vurdu. Cümleyi bitirmesiyle yeni kontrat imzalaması bir oldu.

Carlos’un bir diğer planı da telefonlaydı. Soyunma odasında elinden oyuncak telefonunu düşürmüyordu. Etraftakilerin anlamayacağı dilde sanki bir transfer görüşmesi yapıyor izlenimi veriyordu. Sanki tüm kulüpler peşinden koşuyormuş hissi yaratıyordu. Ama bu uzun sürmedi. Telefonunun oyuncak olduğu anlaşılınca foyası ortaya çıktı. Artık başka bir kulübe belki de kıtaya gitmeliydi. Yine futbolcu kankalarının yardımıyla bir gazeteye kendi haberini yaptırdı. O dönemlerde bu kadar sosyal medya imkanı olmadığını düşünürsek oldukça akıllıca bir yöntem.Bundan sonra transfer masalı hız kesmeden devam etti. Bu kez durak Fransa kulübü Ajaccio! Anlatılanlara göre, Fransızlar büyük bir yıldız transfer ettiklerini düşünerek imza töreni yapmak ister.

Carlos’tan onu görmeye gelen taraftarlara birkaç futbol cambazlığı yapması istenir. Carlos kendine verilen tüm topları tribünlerdeki taraftarlara yollayarak bu işten de kurtulur. Ama burada maça çıkmaktan kaçamaz. Sakatlık bahanesi Avrupa teknolojisine işlemez sonuçta. Birkaç maça çıktıktan sonra yeteneksiz olduğu anlaşıldı. 11 takım sığdırdığı kariyerine tek bir gol atamadan veda etti. Artık yolun sonuna gelmişti.

Futbol dünyasını parmağında oynatan Carlos şuan Rio’da fitness antrenörlüğü yapıyor ve tv şovlarının vazgeçilmezi! Bir röportajında bu yaşananları eğlenceli birer anı olarak anlatsa da insanların beklentilerini karşılayamadığı için üzgün olduğunu söylüyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım