Kramponlupisagor -

Isla Transferi Ve Sezon Öncesi Fenerbahçe Değerlendirmesi

S Ayaz B
S Ayaz B
  • 18.07.2017

Fenerbahçe son birkaç yıldır bildiğimiz ve artık alıştığımız üzere transfer sezonunu yine komada yatan bir hasta edasıyla geçiriyor. Komadan çıkabilmek için doktorlar tarafından verilen ilaçlara olumlu tepki vermeye çalışıyor fakat hastalık o kadar çok, birbirinden bağımsız bölgelere sıçramış ki hastanın iskeleti artık vücudu taşıyamaz hale gelmiş durumda. Fenerbahçe’nin komadan kısa bir süre olsa bile uyanıp gözünü açabilmesi için kalbine adrenaline iğnesi vurulması lazım. İşte Mauricio Isla transferinin Fenerbahçe için önemi tam olarak bu, hayati bir transfer.

Peki, Mauricio Isla transferi bu kadar hayati önem taşıyorken sezonu kurtarabilecek bir transfer mi? Elbette hayır ama iki tane nokta atışı transferi yapıldığı takdirde takımın en azından şampiyonluk yarışını kafa kafaya götürebilmesini sağlayacak bir transfer.

Fenerbahçe Caner Erkin ve Gökhan Gönül ile yollarını ayırdıktan sonra takım kimliğini tam anlamıyla kaybetti. Gökhan Gönül kulüp ile geçirdiği son sezonunda vasat bir performans sergilemiş olsa da Fenerbahçe’nin oyun planı yıllardır orta saha göbeği üzerinden değil, bekleri üzerinden kuruludur. Gerek Caner, gerek Gökhan maç içerisinde yaptıkları sayısız bindirmelerle rakibi yıpratır, isabetli/isabetsiz ortalarıyla rakip defansın dengesini bozar, duran toplar kazandırır ve takımın bir şekilde sonuca gitmesini sağlarlardı. Bu iki oyuncu takıma veda ettikten sonra Fenerbahçe’nin orta sahada yaşadığı defolar hepten gün yüzüne çıktı. Josef – Topal gibi düz ve yaratıcılıktan uzak bir ikiliniz varken bek oyuncularınız da Gökhan ve Caner seviyesinden Hasan Ali – Ismail Köybaşı / Şener – Wiel seviyelerine düşünce kulübün tarihin en az gol attığı sezonlarından birini görmesi olağan bir durumdu. İsabetli orta sayısı, kazanılan duran top sayısı, ortalardan elde edilen gol sayılarının azalması da Fenerbahçe’nin tarihinin lige en erken havlu attığı sezonlardan birini yaşamamıza vesile oldu.

Şimdi maziyi biraz geride bırakıp mevcut durumu incelemeye çalışmak istiyorum fakat geçmişte yaptığınız kötü alışverişler, manasız yatırımlar ve saçtığınız lüzumsuz paralar maalesef peşinizi bu kadar kolay bırakmıyor. Fenerbahçe yönetimi geçmişte yaptığı sayısız hatanın bedelini hala taraftara çektirmeye devam ediyor. Finansal Fair Play uygulaması yüzünden eli kolu bağlı olan takım bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Isla transferinde turnayı gözünden vuran takımın iki adet daha mucizeye ihtiyacı var. Bu takıma öncelikli olarak kısa sürede adaptasyon süresini atlatıp form yakalayabilecek golcü bir oyuncuya ihtiyacı var. Akabinde de yıllar boyu hasret kalınan, Türk taraftarların 10 numara diye tabir ettiği ama bana göre esas ihtiyaç olan bir adet de 9.5 numaranın transfer edilmesi lazım. Bu 9.5-10 olarak bahsettiğimiz oyuncu orta sahada görev yapmaktan ziyade alınacak forvet oyuncusuyla bir ortaklık kurmalı ve tamamlayıcı olarak görev yapabilecek seviyede olmalı. Bu ikilinin transferi gerçekleştiği taktirde Fenerbahçe ligde iddialı bir noktaya gelecektir, aksi halde ben yine sezona erken havlu atılmasını bekliyorum.

Gelelim Lens meselesine. Isla transferiyle birlikte ben  artık Lens’in alınması taraftarı değilim. Mevcut mali şartlarda lüks ve gereksiz bir transfer olur. Isla transferiyle birlikte sağ kanat, önde oynayacak, defans yapmayı da Lens’e göre daha iyi beceren Dirar sayesinde geçen seneye nazaran daha iyi hale geldi. Isla, Gökhan Gönül’ün yıllarca izlettiği bindirmelerden çok daha fazlasını yapabilecek özelliklere sahip olduğu için ben Fenerbahçe sağ kanadının tam anlamıyla oturduğunu düşünüyor ve bu tarafa harcanması düşünülen herhangi bir maliyetin acil olarak sol bek’e aktarılmasını istiyorum.  Valbuena gibi kaliteli bir adamın arkasında kafasını pek fazla kullanmayı beceremeyen Hasan Ali Kaldırım ve İsmail Köybaşı varken özellikle deplasman maçlarında takımın defansif pozisyon alımlarını düşündükçe üzerime karabasanlar çöküyor. Umarım Fenerbahçe’nin şansı yaver gider ve sol bek pozisyonu içinde Isla gibi bir transfer yapabilirler ama bundan pek ümidim yok. Maalesef, sezonu Hasan Ali ve İsmail Köybaşı ikilisiyle geçireceğimiz garanti.

 

 

Yukarıda oluşturmuş olduğum kadro bana göre Fenerbahçe’nin transfer döneminin geri kalanında oluşturması gereken kadrodur. Hasan Ali upgrade edilebildiği taktirde Topal/Josef ikilisine rağmen takımın şampiyonluk için oynayabileceğine inancım tam.

 

 

Yukarıdaki kadro ise ekonomik anlamda sıkıntı çeken kulübün en fazla 1 tane daha transfer yapabildiği takdirde çıkartacağı kadro olacaktır. Ben bu 1 adet transfer hakkını kesinlikle santrfora ayırırım. Orta sahaya da takviye gerektiğinin farkında olmak lazım ama Robin Van Persie ve Fernandao ikilisiyle sezonun geçmeyeceği aşikârken ite kaka giden bir orta sahaya 1 sezon daha katlanabileceğimizi düşünüyorum.

 

 

Son koymuş olduğum kadro ise Fenerbahçe’nin mevcut şartlarda oluşturabileceği en gerçekçi kadrodur. Sol beki upgrade etmek gerekse de diğer bölgelere acil takviye gerekirken oraya kaynak yaratmak imkânsıza yakın bir durum. Ekici’nin önüne alınabilecek bir oyuncu ve hücum oyuncusu takviyesiyle sarı lacivertli kulüp geçen seneden daha dengeli bir şekilde rakipleriyle mücadeleye kalkışabilir.

 

Yazının sonuna gelirken kısa bir paragrafı yeni teknik direktör Aykut Kocaman için ayırmak istiyorum. Aykut Kocaman benim antrenör olarak beğendiğim bir isim değil. Mevcut ekonomik şartlar ortadayken ve daha önce Aziz Yıldırım’ın ‘’ben olduğum müddetçe Kocaman bir daha burada çalışamaz’’ demeçleri ortadayken kendisinin tekrardan kulübe gelme sebebini her zaman merak edeceğim ve bir gün karşılaştığımızda kendisine sormak isterim.

Kendisi geçtiğimiz ay verdiği röportajda elindeki oyuncuların yeterli olduğunu, ana sorunun özgüven eksikliği olduğunu vurgularken 2 gün önce yaptığı toplantıda transfer isteğini dile getirip, esas sorunun özgüven değil kalitesiz ve yeteneksiz futbolcular olduğunu bir nevi dolaylı yoldan açıklamış oldu. Fenerbahçe taraftarları bu açıklamalara kızıp hocaya veryansın etti ama bence hocanın durumu bu kadar erken idrak etmesi olumlu bir şey. Fenerbahçe’ye uzak olan ya da Fenerbahçe’nin futbolcularını çok yakından takip etmeyen herkesin takıma dair düştüğü en büyük yanılgı futbolcu kalitesini iyi ya da potansiyelli zannetmesi. Aykut Kocaman da Konya’da iken Alper Potuk, Salih, Ozan gibi isimler için ‘Bunları ben çalıştırsam adam ederim’ diye düşünmüştür. Lakin kendisi yıllardır bir arpa boyu yol alamayan bu topçu grubuyla 1 ay geçirdikten sonra gerçeğin farkına varıp, önceki açıklamalarından çark ediyorsa, ‘’Bunlardan adam olmaz, bana transfer lazım’’ diyebiliyorsa bu eleştirilecek bir şey değil bence övülecek bir şey. Umarım kendisinin yönetime sunduğu rapor dâhilinde istediği transferler gerçekleşir ve Fenerbahçe taraftarı en azından kafaya oynayabilecek bir takım izleme zevkini tekrardan yaşar. Aksi takdirde Mayıs ayında gideceğimiz kongre bile yeteri kadar heyecanlı olmayacaktır.

 

PS: Önümüzdeki hafta 18 yaşına girecek olan yeni transfer Eljif Elmas’ın ismini 2 yıl kadar önce ‘’prospect’’ olarak duymama rağmen hiç izlemedim. U-23, U-21, U-18 turnuvalarını imkânlar dâhilinde izleyen biri olarak kendisindeki cevheri kaçırmam sanırsam benim ayıbım olmuş. Bu kadar kişinin olumlu konuştuğu birini gözden kaçırmamam lazımdı.

Bu transfer strateji ve yönelim bakımından kulüp adına son derece doğru.  Fenerbahçe ve diğer kulüplerimizin yönelmesi gereken transfer politikaları da tam olarak bu olmalı. Balkan ve o coğrafyanın pazarından sivrilen gençleri kapıp kendi bünyene sokarsan ileride bu oyunculardan hem sahada, hem ekonomik anlamda büyük faydalar görürsün.

Bu bölgeler futbolda henüz tam anlamıyla menajerlerin hâkimiyet süremediği ve tamamı keşfedilememiş pazarlar. Türkiye’de verilemeyen alt yapı eğitimini bir kenara koyarsak, Makedonya ve benzer coğrafyada yaşayan gençlerin karakter yapısı inatçı, oralarda yetişen gençler bizim gençler gibi çekingen ve çabuk pes eden gençler değil. Mücadeleci oldukları ve daha zor şartlarda yetiştikleri için gösterişten uzak yaşıyor ve para sahibi olduklarında bizim Türk topçularımız gibi çabuk bozulmuyor, değer biliyorlar. Umarım bu genç kardeşimizin yazılıp çizildiği gibi büyük potansiyeli vardır. Yolu açık olsun.

İyi haftalar Dilerim.

S. Ayaz B.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım