Kramponlupisagor -

“Fenerbahçe beni pesimist yaptı”

Uğur Sever
Uğur Sever
  • 21.08.2017

Fenerbahçe’nin stadı değişti, taraftar profili değişti, forma dizaynları değişti, her sezon başı hocası değişti. Değişmeyen şeyler ise bildiğimiz gibi. Demirbaşlara yazılan başkan & yönetim kurulu ve artık 36 yaşına gelmiş, en fit döneminde bile uçmakta zorlanırken artık hareket etmekte bile zorlanan, mental olarak dibe vurmuş bir kaleci. Bunlar değişmedi. Bunlar değişmeyince de Fenerbahçe bildiğimiz gibi. Vasat. Hocası da fark yaratabilecek kalibre ve donanıma sahip olmayınca ortaya çıkan tablo içler acısı oluyor. İki lig maçında kaybedilen 4 puan ve sadece ovasını bildiğimiz, adı sanı duyulmamış bir Makedon takımına karşı alınan yüz karartıcı yenilgi.

Fenerbahçe’de sorun taraftarın büyük bir kısmının yazdığı kadar basit değil. O kadar çok sorun var ki, bu sorunlar doğru kadroyu çıkarmak ya da doğru değişiklikleri yapıp da çözülecek şeyler de değil. Fenerbahçe’de öncelikli problem taraftarın yönetime ve teknik adamına karşı duyduğu güven. Bir müessesede ‘’güven ortamı’’ oluşturulamamışsa o müessese fazla uzun soluklu olamaz ve başarı gelmez. Peki Fenerbahçe taraftarı kulübüne, yönetimine, teknik adamına karşı güven problemi yaşamakta haklı mı? Sonuna kadar haklı.

  • Fenerbahçe’de şu anda futbola bakan iki isim başkanın kardeşi Ali Yıldırım ve Hasan Çetinkaya. Aziz Yıldırım kardeşiyle birkaç sene önce kavga ettiği için kendisini kulüpten kovmuştu. Barıştıktan sonra da geri getirip şubeyle ilgili tam yetkiyi ona verdi. Yetkiyi alan Ali Yıldırım’da ilk icraat olarak geçtiğimiz sezon yine kendisi gibi vaktinde Aziz Yıldırım tarafından kovulmuş Aykut Kocaman için girişimlerde bulundu ve geçen sezon kendisini getiremese de bu sezon muradına erdi. Taraftarın illallah dediği Volkan Demirel ile sözleşme uzattı ve ‘’Volkan istediği kadar oynar, istediği kadar bu formayı giyer’’ diyerek teknik direktörün otoritesini sarsabilecek açıklamalarda bulundu.
  • Aykut Kocaman daha önce Fenerbahçe’de denenmiş bir teknik adamdı. Başkan tarafından kibarca kovuldu. Daha sonra yine başkan tarafından ‘’Ben olduğum müddetçe bir daha Aykut Kocaman bu takıma hoca olamaz’’ dendi. Lakin, Aziz Yıldırım daha önce söyleyip de yerine getiremediği onlarca vaat gibi bu sözünü de yedi ve Aykut Kocaman’ı takımın başına yeniden getirdi. Aykut Kocaman’ın geçmişte Fenerbahçe’de yaptıkları tartışılır. Kimi taraftara göre iyi bir teknik direktörlük performansı sergilemişken, kimi taraftara göre Fenerbahçe taraftarının en kabul edilemez futbolunu oynatmış, takıma yerleştirdiği defansif futbol zihniyeti yüzünden istenmeyen bir teknik adam olmuştur. Sonuç olarak daha evvel denenmiş ve başarılı bulunmadığı için yönetim tarafından gönderilmiş bir teknik adam olan Aykut Kocaman yine geri gelmiştir. Taraftarın görüş olarak ikiye ayrıldığı spekülatif bir isim getirerek ‘’güven ortamı’’ dediğimiz şeyin oluşması başından engellenmiştir.

 

Güven ortamının oluşmamasına neden olacak en temel iki madde yukarıdaki maddelerdir. Buna Aziz Yıldırım’ın tutamadığı transferi vaktinde gerçekleştirme sözleri, Hasan Ali Kaldırım ile sözleşme uzatılması, Lens’i ezeli rakibine kaptırması gibi şeyleri hiç eklemiyorum bile. Oralara girersek liste çok uzar, yazı bitmez.

İşin taktik/teknik kısmına gelirsek de Kocaman’ın yapabileceği öyle çok fazla bir şey yok. Hayatta bazı şeyler vardır, o kadar barizdir ki istediğiniz kadar karşıt görüşlere sahip olun, istediğiniz kadar üzerinde tartışın ama 2 kere 2 yine 4 eder.

Kocaman’ın hocalığını beğenmemek için kalede Volkan ile başlamasından tutun, Josef – Topal tercihinden girin, Lens yerine Dirar tercihinden çıkın onlarca şey yazabilirsiniz fakat bunlar ekstra detaylar. Kocaman’ın esas sıkıntısı Fenerbahçe’nin yıllardır yaşadığı sıkıntıyı hala teşhis edememesi.  Fenerbahçe oyun içerisinde blokların birbirinden koptuğu, bu kopmalar yüzünden rakibine beklenmeyen anlarda saçma sapan pozisyonlar veren, gol yemeye oldukça müsait bir kadroya sahip. Hocanın da yaptığı transferler bana göre fena olmasa da istenilen ve aranan zeka seviyesinde değil.

İşin kötü tarafı Fenerbahçe’nin elindeki oyuncu grubu o kadar düz ve yeteneksiz ki gol yediği zaman çıkartma ihtimali rakip büyük hatalar yapmadıkça hemen hemen hiç yok gibi. Böyle bir kadro varken, hocanızda Aykut Kocaman olunca Fenerbahçe’nin ilk golü yediği maçlarda ya da zorlu deplasmanlarda maç kazanma ihtimali maalesef çok düşük. Aykut Kocaman, Konyaspor’dan gelirken unvanlarından bazıları ‘’ligin en az şut çeken takımı’’, ‘’ligin en az korner atan takımı’’, ‘’ligin en az ceza sahasına giren takımı’’ gibi kalıplardı. Bu teknik direktör profili taraftarın istediği Fenerbahçe’nin tam tersi, sahadaki oyuncu profili de taraftarın beklediği heyecanı yaratamayacak isimler olunca bu takımdan ne bekleniyor ki? Fenerbahçe henüz takım değil. Takım olabilmek için sahadaki futbolcuların birbirlerini tanımaları, kimyalarının tutmaları, bireysel yeteneklerini birbirleriyle harmanlayabilmeleri lazım. Valbuena ya da Giuliano yeteneklerini kimler ile harmanlayacak? Hasan Ali ile mi İsmail ile mi? İki depar atmaktan aciz Josef ve Topal ile mi? 10 kilo fazlası olan Ozan ile mi?

Anlayacağınız işin özü ilk başta kadro kalitesi ve oyuncu uyumuyla alakalı. Aykut Kocaman kötü ve yetersiz bir teknik adam olabilir ama bu kadronun başına dünyanın en iyi teknik adamını getirseniz bile geriye düşülen bir maçı çevirmesi inancı kuvvetli olanların deyimiyle Allah’ın inisiyatifine kalmış bir olay. Kader, şans, kısmet…etc… Misal, dün geriye düşüldükten sonra kadronun bir şeyler yapmaya çalıştığını görüyoruz ama bu baskı yalan bir baskı oluyor. Rakibi bunaltamıyorsun, defansın ortasına şişirilen toplar rahatlıkla toplanıp, yapılan cılız ataklar kolaylıkla savuşturuluyor. Oyunun kontrolü Fenerbahçe’de olsa bile son bölgede yapılan her icraat yapmacık, göstermelik. Penaltı olmasa Fenerbahçe’nin gol atması yine Allah’ın işine kalmış çünkü bilinçli bir hücum organizasyonu, basketçilerin deyimiyle hücum seti yok. Saldık çayıra, mevlam kayıra felsefesiyle rastgele ‘’ya tutarsa’’ zihniyetiyle bir şeyler yapılıyor. Tutmuyor…  Bu kısımda hocayı biraz suçlayabiliriz çünkü bir takımın 3 ayda bazı hücum setleri olur. Lakin, adama yine kızamıyorum çünkü haşmetli yönetimimiz Valbuena hariç bütün hücum oyuncularını henüz geçen hafta getirebildi.

Sonuç olarak bu taraftar Vitor Pereira’ya, İsmail Kartal’a, Dick Advocaat’a kötü muamele yaptı. Adamlar eldeki malzemeyle bana göre iyi iş çıkardılar. Özellikle Advocaat giderken verdiği raporda kadronun komple değişmesi gerektiğini söylemişti. Dün sahaya bakınca kadronun hala aynı olduğunu görüyorsunuz. Bu kadroyla 63 puan toplayamazsın. Seneye yine haziran sonu sezonu açarız, Ağustos ayında Breidabllik ile falan kapışırız. Artık seviyemiz bu. Alışsanız ve bu durumu şimdilik kabul etseniz iyi olur. Beşiktaş ve Galatasaray’ın şampiyonluk için kapışacağı, Fenerbahçe’mizin de ilk 4’e girebilmek için mücadele edeceği kara bir sezon olacak. Mayıs ayındaki kongre sezondan daha heyecanlı geçecektir. Orada da pek ümidim yok gerçi… Fenerbahçe beni pesimist yaptı.

İyi Haftalar Dilerim,

 

S. Ayaz Berk

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım