25 Eylül 2017

Tavşan futbola küsmüş, futbolun haberi olmamış: Javier Saviola

Tavşan futbola küsmüş, futbolun haberi olmamış: Javier Saviola

Futbol. Meşin yuvarlakla oynanan ve milyarlarca insanı, büyük bir keyifle, heyecanla, hırsla ve büyük bir kinle peşinden sürükleyen amansız bir spor dalı. Fakat bu spor dalını DNA’larıyla sanata dönüştüren kimi ülkeler vardır. Bunlar genellikle Güney Amerika Kıtası’nda zenginlik ve fakirlikle harmanlanmış ülkelerdir ve dünya futbol ansiklopedisine büyük isimler katmışlardır. Yüce İsa Heykeli’nin gölgesinde top koşturan Garrincha da Buenos Aires Tarihi Botanik Parkı’nın çimlerini acımasızca ezen Batistuta da hep aynı kıtanın genlerini taşıyarak bu ansiklopedide kendilerine yer bulmuş isimlerdir. Ancak bazı isimler bu cömert kıtanın kendilerine bahşettiği yeteneklerini kimi zaman baskıdan, kimi zaman güneş, kum, deniz üçlüsünün de vermiş olduğu rahatlıktan dolayı sergileyemezler. Bunlardan biri şüphesiz Javier Pedro Saviola Fernandez nam-ı diğer Tavşan. Takvimler 11 Aralık 1981’i gösterdiğinde Arjantin’in sembol şehri Buenos Aires’te dünyaya gelir Saviola. O yıllarda henüz dünyada olmayan Messi ile aynı kaderi paylaşacaktır. Onun da fiziksel gelişiminde çeşitli sorunları vardır. Arkadaşları arasında dalga geçilecek ve cüce diye çağrılacak bu çocuk, semt takımında oynadığı göze hoş gelen futboluyla arkadaşlarını küçük düşürecekti. Böylesi bir yetenek Arjantin’de tabii ki sahipsiz bırakılmayacaktı. Şehrin iki yakası Boca Juniors ve River Plate bu müthiş yetenek için amansız bir mücadeleye girmekten kaçınmayacaklardı. Javier’in gönlü şehrin kırmızı beyazındadır ve henüz 16 yaşında, taraftarların arkasından ağıtlar yaktığı Ortega’nın yerini dolduracak bir potansiyel olarak görülecekti.

 

 

 

 

Hızı, toplu ve topsuz koşuları, yetenekleri ve patlayıcı gücüyle, başta hocalarının olmak üzere herkesin dikkatini çekmeyi başarır Tavşan. Futbol sahnesinde boyundan büyük işleri ilk kez 1999 yılında yapar Saviola. Takımıyla Apertura zaferini yaşayacak bu genç yıldız, bunun yanına bireysel başarı da eklemeyi unutmayacak ve Güney Amerika Yılın Futbolcusu Ödülü’nü hakkıyla alacaktı. Bu ödül belki de onun omuzlarına kariyeri boyunca kaldıramayacağı bir yük bindiriyordu. Zira 1978’de dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu Maradona da bu ödüle layık görülüyordu. Gazeteler, radyolar Arjantin futbolunun artık yeni bir Maradona’ya sahip olduğunu duyurdukça, Boca taraftarları buna gülüp geçmekle yetinirken, River taraftarları gururla, sahada mucizevi işler yapan evlatlarını izliyorlardı. Evlat da sorumluluğunun bilinciyle onları yanıltmayacak hareketler bulunur ve 2000 Clasura şampiyonluğuna damgasını vuruyordu. Bunların yanında 2001 FIFA Dünya Gençler Turnuvası’nda ülkesi adına sazı eline alıyor ve şampiyonluğun mimarı oluyordu.  Çeyrek final müsabakasında Fransa’ya karşı üç gol atan Saviola final maçında da Gana’ya boş geçmeyecek hem turnuvanın gol kralı olacak hem de en değerli oyuncu ödülü apoletini omzuna takacaktı. Tavşan’ın yuvadan ayrılma vakti gelip çatıyordu. Arjantin ekibinde gösterdiği büyüleyici performansının yanı sıra büyük potansiyeli, dünya devlerinin onun arkasından koşmasına sebebiyet veriyordu. Saviola yine iki büyüğü karşı karşıya getirecek Barca ve Real Madrid onun için, kulübüne hatırı sayılır bonservis bedelleri teklif edecekti. Günümüzde halen Barcelona tarihinin en pahalı yedinci oyuncusu unvanıyla giyecektir Katalan ekibinin formasını Javier. Fakat transferinde bir problemi vardır Saviola’nın. Çalışma ve oturma iznini vermeyen İspanyol hükümeti oyuncunun ülkeyi terk etmesini istiyordu. Bunun üzerine çeşitli araştırmalara yönelen Barcelona ekibi, babasının İspanya’da yaşadığı bir dönem üzerinden Saviola’yı İspanyol vatandaşı yapmanın yolunu açacaktı. 19 yaşında Barca forması ve Carles Rexach yönetiminde gümbür gümbür geldiğinin sinyallerini verir Saviola attığı 17 golle. İlk sezon onun için ne kadar iyi geçmişse de takımı için iyi geçmeyecek ve yeni sezonda takımın başında Luis van Gaal ile başlanacaktır. Üstelik takıma yeni katılan isimlerden biri de Saviola’nın yakın arkadaşlarından Riquelme olur. Hollandalı menajerin sistemine bir türlü ayak uyduramaz genç isim. İlk devre boyunca sadece iki gol atarak taraftarların kafasında büyük soru işaretleri uyandırmaya başlar. Sezonun ikinci yarısına da hoca değişikliğiyle başlayacaktır Barcelona. Nou Camp’ta artık Antic’in borusu ötecek bu da Saviola’nın performansını direkt olarak etkileyecekti. Gözle görülür performans yükselmesine rağmen yine de oynadığı futbol, taraftarların aklındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya yetmeyecekti. Ertesi sezon Barcelona’nın üstündeki kara bulutları dağıtmaya başladığı, dirilişinin ilk sezonu halini alacaktı. Dünya futboluna hükmedecek olan Barcelona’nın harcının atıldığı bu yılda, menajer Frank Rijkaart olacak ve yepyeni bir sistemle sezona giriş yapacaklardı. Fakat kaderin çanları bu değişimle beraber çalmaktaydı Saviola için. Tüm gözler takıma yeni katılan Ronaldinho’nun üzerindeydi ve Arjantinli kısa bir sürede tüm popülaritesini Brezilyalı ’ya kaptırıyordu. Javier sezonu hiç de fena geçirmeyecek, ancak Hollandalı futbol ikonu Rijkaart’ın taktiğine uymadığı gerekçesiyle yolların ayrılması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya kalacaktı. Karar aşaması gelip çattığında önünde iki seçenek beliriyordu Arjantinli ismin. Ya tapusuyla gidip, Nou Camp’a veda edecek ya da kiralık gidip göstereceği performansıyla Rijkaart’a pişmanlık yaşatacaktı. İkinci seçeneğe yönelen Saviola Monaco’nun yolunu tutuyordu. Fransa’ya ayak uydurmakta güçlük çekiyordu Arjantinli isim. Gösterdiği vasat performans hem onun için, hem Barcelona için, hem de Monaco için büyük bir hayal kırıklığı oluyordu. Tekrar Barca’ya dönen Javier, Rijkaart’tan bir kez daha veto yiyecek ve kiralık listesinin başını çekmekten kendini alıkoyamayacaktır.  Bu sefer ki durağı İspanya’nın köklü takımlarından Sevilla olur. Endülüs ekibinde de gösterdiği ortalama altı performansa rağmen burada UEFA Kupası’nın zaferini tadar Saviola. Barcelona, sözleşmesinin son yılındaki Javier’i bu sefer elden çıkartmak düşüncesinde değildir. Her ne kadar rotasyon oyuncusu olarak görülmesi kaçınılmazsa da Javier imkansızı başarıp formayı Eto’o’dan alıp takımının değişmez ismi olup, zamanında kendisine güvenenlerin yüzünü kara çıkarmama düşünceleri arasında sezona başlıyordu. Fakat tüm bunlar düşüncede kalacaktı. Ligde sadece beş kez ilk birde şans bulan Saviola, standart bir rotasyon oyuncusu rolünü başarıyla üstlenecekti.

 

 

 

 

Fakat Arjantinli, yeteneklerini bir şekilde akıllara kazımayı başarmıştır ve her an patlama yapacak bir bomba gibi görülmektedir. Şok bir transfer hamlesiyle Real Madrid, Barca’nın oyuncusunu elinden kapacaktı(!). Daha önce Nou Camp’tan Bernabeu’ya geçen Figo örneğinde olduğu gibi sahaya domuz kafası atılma gibi olaylar yaşanmayacak, hatta Barca tarafında bu transfer memnuniyetle karşılanacaktı. Ancak Madrid tarafına, kulübün en düşük maliyetli oyuncularından birini rotasyon parçası olarak kadroya katmanın hafif sevinci hâkim oluyordu. O sezon Real Madrid ile La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarına ulaşacak ancak, Javier kameralara sadece yedek kulübesinde gözükecekti. Ertesi sezon, genelde arkasında beklediği Robinho’nun takımdan ayrılmasıyla beraber umutları tekrar filizlenen Saviola’ya hayat beklediği şansı vermeyecek ve karşısına bu kez de Hollandalı hücumcu Klaas Jan Huntelaar engeli çıkacaktı. O sezon kadroya dahi girmekte zorlanan Tavşan, Barcelona ve Real Madrid tecrübelerinde her defasında kolay bir ava dönüşmekten kaçamamıştı. Kariyerinde biraz olsun ışıltı görmek amacıyla bu sefer daha az beklentili bir takıma yolu düşüyordu Saviola’nın. Sırada Benfica vardı. Burası Javier için büyük bir şans olacak, yazının başında belirtildiği gibi futbolu sanata çeviren Güney Amerikalı genleri burada buluşacaktı. Paraguaylı Oscar Cardozo ile rakip defanslara korku dolu dakikalar geçiren hücum partnerleri toplamda 50 golü aşkın bir performans göstererek takımlarının beş yıldan beri bekledikleri Lig şampiyonluğuna ulaşmasını sağlayacaklardı. Zamarano, Salas ya da Nihat, Kovacevic ikililerini andıran bu golcüler, işlerine bıraktıkları yerden devam edemeyeceklerdi. Her ne kadar yakaladıkları uyumdan bir şey kaybetmeseler de önceki sezon yakaladıkları grafiği yakalayamayacaklar ve ikisine de ağır eleştiriler yöneltilmeye başlanacaktı. Estadio da Luz’da eleştiriler ve homurdanmalarla geçen son sezonunun ardından kader bir kez daha Saviola için İspanya rotası çiziyordu.

 

 

 

 

Transfer sezonunun son günüde Malaga ile anlaşan Saviola için artık kısa süreli kariyer günleri başlamıştı. Her defasında şansını Akdeniz kıyısında deneyen Saviola’nın bu sefer ki tecrübesi de hazin bir şekilde noktalanacak, gösterdiği kötü performansı sonrası sözleşmesi kulübü tarafından feshedilecekti. Bir dönem Maradona’yla kıyaslanan isim artık kulüp bile bulmakta zorluk çekiyor ve istenmeyen adam konumuna düşüyordu. Valizlerini bu sefer de Yunanistan’ın ekol kulüplerinden Olympiakos için hazırlıyordu Arjantinli. Yunan taraftarlar ondan büyük beklentiler içine girecek fakat gerçeği görmeleri uzun zamanlarını almayacaktı. Sezonun bazı maçlarında gösterdiği performansını sezonun geneline, hatta bir kısmına yayamayınca bir kez daha sözleşmesi feshedilir Saviola’nın. Artık futbolla ilişiği pamuk ipliğine bağlı Saviola, kariyerinde bir sözleşmenin altına daha imzasını atacak bu sefer ki güzergahını, Seria A takımlarından Hellas Verona olarak seçecekti. Gittiği tüm kulüplerde olduğu gibi İtalyan ekibinde de fazla tutunamayacaktır. Attığı tek golle tüm sezonu geçirecek yaşlı Tavşan, İtalyan medyasında alaycı eleştirilere maruz kalacaktı. Kariyeri boyunca eleştirilere çok da kulak asmayan, bir dönemin hızlı forvetlerinden Saviola yine ilk sene sonunda sözleşmenin feshedildiğini öğreniyordu.

 

 

 

 

16 yaşında işlenmemiş yetenek olarak girdiği, 18 yaşında kulübüne kupalar kazandırarak, rekor ücretle Avrupa yolunu tutan Saviola, evine, Buenos Airese, River Platee asla büyümemiş yaramaz bir çocuk olarak geri döner. Giderken adına besteler yapılan, pankartlar açılan Javierin bu kadar sessiz sedasız gelmesi kariyerinin özeti niteliğini taşıyacaktı. Evim olarak nitelediği yerde yalnızca altı barınabilecek ve sadece bir kez forma giyebilecekti Javier Saviola. Emekliliğini açıkladıktan kısa bir süre sonra, Andorra Liginden bir takım alan ve üçüncü bir kimliğe, Andorra vatandaşlığına sahip olan Saviola aktif futbol yaşantısına bir de antrenörlük lisansını ekleyerek günümüzde hala orada yarı oyuncu yarı menajer olarak yaşantısına devam etmektedir.

Henüz 18 yaşında bir dünya markasıyla kıyaslanmanın, bir yıl akabinde rekor ücretle Barcelonaya transfer olmanın baskısını mı kaldıramadı yoksa değişen futbol mantalitesinde tek forvet oynama modasına mı yenik düştü tartışılır ama, ona verilen yeteneği çarçur ettiği aşikâr. Her ne kadar menajer oyunlarının vazgeçilmez ismi olsa da Saviola dünya futbol arşivinden hızla uzaklaştı, tıpkı boş alanda yaptığı topsuz koşuları gibi.

 

                                                                                                              Bilal Temizel

Etiketler: / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Pilot dedi ki:

    Yazılarını büyük bir keyifle okuyorum dostum. Çizgini bozma

YORUM YAZ