Kramponlupisagor -

Büyük Devrimci: Arrigo Sacchi

SalihCakman
SalihCakman
  • 12.11.2017
Mayıs 1987’de Maradonalı Napoli şampiyonluğunu ilan ettiğinde, Milano şehrinin kırmızı tarafında yas vardı. 1981-82 sezonu sonunda herkesi şok eden bir performansla küme düşen Milan, ait olduğu yere dönmüştü ama durum eskisi gibi değildi. Kırmızı siyahlı takımın son 4 sezondaki en iyi derecesi 6.’lıktı. Değişim değil, gelişim şarttı. Efsane başkan Berlisconi’nin kafasındaki isim ise çoktan belliydi. Takımını İtalya Kupası dışına iten Parma’nın hocası: Arrigo Sacchi.
Juventus önce Kupa Galipleri Kupası’nı kaldırmış, bir sonraki sene ise Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanmıştı.  Milan ise 1969’dan beri bu kupanın hasretini çekiyordu. Berlusconi tecrübeleri ve zekası doğrultusunda doğru ismi bulmuştu. 18’lik Maldini’nin ve efsane isim Baresi’nin yanı sıra Donadoni ve Pietro Virdis’in bulunduğu kadroya yapılan takviyeler efsane hocanın oynatmak istediği futbolu apaçık gözler önüne seriyordu. Takıma katılan Carlo Ancelotti, Ruud Gullit ve Marco van Basten takımın çehresini tamamıyla değiştirecekti.
Takviyelere ve hoca değişikliğine rağmen İtalya liginde favori belliydi: Maradona’nın Napoli’si. Yine bir önceki sezon Napoli’yle kıyasıya bir şampiyonluk yarışına giren Juventus ve İnter cephesinde de beklentiler yüksekti. Sacchi’nin Milan’ı sezona Pisa deplasmanındaki 3-1’lik galibiyetle başladı.  Luca Cecconi kaleci Galli’den dönen topu ağlara gönderirken, beraberlik golüne cevap ise Gullit’in nefis kafasıyla geldi. Vatandaşı Van Basten ise beyaz noktadan skoru tayin etti. Lige iyi bir başlangıç yapan Rossoneri sadece Fiorentina ve Roma’ya boyun eğiyordu. Sezonu deplasmanda yenilgisiz tamamlayan Milan, Napoli ve İnter’i ise içerde dışarda üzüyordu.  Sacchi fırtınası ilk sezondan esmeye başlamıştı. Bu şampiyonluk beklentileri de yükseltmişti. Hollanda’yla o yaz Avrupa Şampiyonası zaferi yaşayan Gullit ve Van Basten’e Rijkaard’da katılmıştı. Orta alanda görev yapan Donadoni – Rijkaard – Ancelotti – Gullit adeta mahşerin dört atlısı gibiydi. Topu rakibe vermeyi reddeden takımın savunmasının göbeğinde belki de İtalya futbolunun gelmiş geçmiş en büyük savunma oyuncusu olan Baresi görev yapıyordu. Efsaneye savunmada Tassotti, Costacurta ve genç yıldız Maldini eşlik ediyordu. Milan’ın durdurulmaz bir kadrosu vardı. Çoğu İtalyan futbolsever bu kadronun Milan tarihinin en iyisi olduğunu iddia eder. İlerde ise Van Basten ve Pietro Virdis fırtına gibiydi. Genelde takımını çift forvetle sahaya çıkaran Sacchi’nin, zorlu deplasmanlarda Virdis’in yerine orta alanda Colombo’ya görev verdiği de oluyordu. Bu harika kadroyla Sacchi gözünü tepeye dikmişti. Tek hedefi takımını tekrardan Avrupa’nın en büyüğü yapmaktı.

1988-89 sezonunda lig Milan için iyi başlasa da Napoli ve İnter karşısında alınan mağlubiyetler can sıkmıştı. Cesena deplasmanından da puansız dönen Milan zirveden bir hayli uzaklaşmıştı.
Maradona ise Napoli’yi sırtlamış götürüyordu. Rossoneri dikkatini iyiden iyiye Şampiyon Kulüpler Kupası’na çevirmişti. Sacchi’de lig ile Avrupa’nın bir arada gitmeyeceğini biliyordu. Hele İtalya Ligi gibi zorlu bir ligin takımıysanız… 1. turda Levski Sofia’yı rahat geçen Milan’ın rakibi Kızılyıldız’dı. Sacchi en zorlu Avrupa sınavına çıkıyordu. 2 maç da 1-1 bitmiş, Sırbistan’da penaltı atışlarına geçilmişti. Rijkaard’ın penaltısıyla durum 4-2’ye geliyordu ve Milan çeyrek finalde Werder Bremen’in rakibi olmuştu. Almanya’da 0-0 biten maçın rövanşını Van Basten’in golüyle kazanan Milan yarı finalde karşısında Real Madrid’i bulmuştu. Hugo Sanchez ve Van Basten’in karşılıklı golleriyle evine avantajlı dönen takım rövanş için kendinden emindi. Ancelotti, Rijkaard, Gullit, Van Basten ve Donadoni’nin golleriyle İspanyol devini adeta paramparça eden Milan finaldeydi. Tarihinin en büyük hezimetlerinden birine uğrayan Madrid ekibi ise İspanya Ligi’ni şampiyon tamamlamasına rağmen hocası Leo Beenhakker’i kovacaktı. Camp Nou’daki finalde rakip Steaua Bükreş’ti. 1986 senesinde kupayı kaldıran Rumenler geçen sezon ise yarı finalde Benfica’ya elenmişti. Ama Milan’ın önünde kimse duramıyordu. Sacchi’nin takımı ilk yarıda gelen 3 golle rakibini sahadan siliyor, ikinci yarının başında Van Basten’den gelen gol ise skoru tayin ediyordu: 4-0. Süper Kupa’da Barcelona’yı yenen kırmızı siyahlılar kesinlikle zirvedeydi. Tam 10 golle takımını Avrupa’nın zirvesine taşıyan Van Basten ise sezonun yıldızıydı.
Sacchi’nin oynattığı futbol inanılmaz beğeni topluyordu. Özgüveni tavan yapmış takımın yeni sezonda da hedefi Avrupa en büyüğü olmaktı.  Milan’da hedefin daima Şampiyon Kulüpler Kupası olarak belirlenmesinde başkan Silvio Berlusconi’nin payı büyüktü. Lig şampiyonluğunun vasat bir kadroyla bile kazanılabileceğine inanan efsane başkan, bu kadronun layık olduğu yerin Avrupa zirvesi olduğunu düşünüyordu. Yeni sezonda hedef yine aynıydı. 2 puanlı sistemde Napoli’nin sadece tek galibiyet arkasında sezonu 2. tamamlayan Milan, kıtanın korkulu rüyası olmuştu.
Ertesi sezon Helsinki’yi rahat geçen Milan’ın 2. turdaki rakibi Real Madrid’di. Unutulmaz galibiyet henüz tazeydi bu eşleşme ‘çok’ erken bir finaldi. İtalya’daki ilk maçta yine Van Basten şov vardı. 1 gol 1 asistle takımını galibiyete taşımıştı. Çok büyük avantajla İspanya’ya giden takım rakibi üzerinde de ciddi bir psikolojik üstünlük kurmuştu. Toshack’ın takımı Emilio Butragueno’nun golüyle öne geçse de Milan skoru tutmayı bildi ve çeyrek finale adını yazdırdı. Yeni kurban 1988 Kupa Galipleri Kupası şampiyonu, geçen sezon ise yarı finalde Sampdoria’ya elenen Mechelen’di. Belçika temsilcisi tarihinin en parlak dönemini geçiriyordu. 0-0’ın rövanşında San Siro’da 90 dakika sonunda yine eşitlik vardı. Uzatmalarda ise kalite devreye girmişti. Van Basten ve Simeone’nin golleri yarı final demekti. Geçtiğimiz günlerde yine Bayern Münih’de görevi devralan Jupp Heynckes, Sacchi’nin final öncesi önündeki tek engeldi. İki maç da 1-0’lık ev sahibi takım üstünlüğüyle bitmiş, Almanya’da uzatma dakikaları başlamıştı. 100. dakikada Stefano Borgonovo sahneye çıktı. İtalyan oyuncu 1 sezon oynadığı Milan’daki, hatta kariyerindeki en kritik golü atıyordu. 6 dakika sonra gelen Alan McInally golü ise Bayern’i elenmekten kurtaramayacaktı. Sacchi’nin kupaya 2. kez uzanmak için önünde tek bir engel kalmıştı. Portekiz takımları tarihinin en iyi dönemlerini geçiriyordu. Porto 3 sezon önce kupayı kaldırmış, 2 sezon önce ise Benfica finalde PSV’ye elenmişti. 3 sezon içindeki 2. finaline çıkan Kartal’ın en tehlikeli ismi o sezon rakip filelere 37 gol gönderen Mats Magnusson’du. Prater, şimdiki adıyla Ernst Happel Stadyumu’ndaki maçta Milan adına galibiyet golü Rijkaard’dan geldi. Milan üst üste 2. kez, toplamda 4. kez Avrupa’nın en büyük kupasını kaldırıyordu. Takım Süper Kupa’da da Sampdoria’yı yenerek zirvedeki yerini iyiden iyiye perçinlemişti
Parma’yla Serie C şampiyonluğu yaşayarak dikkatleri üzerine çeken Sacchi için mevcut durum adeta rüya gibiydi. Dünya üzerindeki en iyi teknik direktördü ve İtalya’ya resmen futbolu tekrar öğretiyordu. Takıma monte ettiği Hollanda futbol ekolü ürünleriyle İtalyan tarzı savunma direncini harmanlayan Sacchi, durdurulmaz bir güç ortaya çıkarmıştı.
Bir sonraki sezon Rossoneri için işler yolunda gitmedi. Kupa 1’in çeyrek finalinde Marsilya’ya elenen Milan, ligde bittiğinde ise Sampdoria’nın gerisinde 2. sıradaydı. İtalya Kupası serüveni ise yarı finalde sonlanmıştı. Sacchi’nin Milan nezdinde elbette sonsuz bir kredisi vardı. Ama unutulmaz başarıların artık üstü yoktu. Efsane hoca da daha fazlasının kazanılmayacağını biliyordu. İtalya Milli Takımı’nın başına geçmek için yönetimle görüştü ve yollar karşılıklı olarak ayrıldı. Arrigo Sacchi, başta Milan tarihine ve İtalyan futboluna kattıklarıyla sonsuz saygı duyulan bir teknik adam hafızalara kazındı. 94’de Brezilya’ya kaybedilen Dünya Kupası finali belki de efsanenin içinde kalan tek ukdeydi.
Arrigo’nun bir futbolculuk geçmişi yoktu. 26 yaşında babasının yanında ayakkabı satarken teknik direktör olmaya karar vermişti. Aynı zamanda bu durumu eleştirenlere yanıt olarak söylediği “Jokey olmak için önce at olmak gerekmez.” sözü dünya futbol tarihine geçmiştir. Yakın zamanda Napoli teknik patronu Sarri, Manchester City maçı öncesi “25-30 yıl önce Sacchi futbolu tamamen değiştirdi. Birkaç yıl sonra aynısını Pep’in de yaptığını fark edeceksiniz.” demeciyle efsanenin hakkını teslim etmiştir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım