Kramponlupisagor -

FENERBAHÇE SEZON ORTASI ANALİZİ

S Ayaz B
S Ayaz B
  • 26.12.2017

Fenerbahçe bir devre arası tatiline daha taraftarını tatmin etmeden, mutsuz ederek giriyor. Takım geride bıraktığımız 17 haftada futbol adına herhangi bir ışık veremedi, yaşanan sansasyonlar, istifa durumları, Aykut Kocaman’ın oyuncu tercihleri, saha içi ve dışındaki kararlarının sürekli olarak tartışılması koca kulübün önüne geçti. Durum böyle karışıkken bütün bu değişkenlerin olumlu yönde sonuçlanacağını ve Fenerbahçe’nin şampiyonluğa oynayabilecek seviyede bir ikinci yarı geçireceğini düşünmek hayalperestlik olur.

 

Aykut Kocaman’ın 17 hafta boyunca takıma İsmail Kartal, Vitor Pereira ve DickAdvocaat dönemlerinden bir gram bile artı koyamaması beni şaşırtmasa da taraftarları şaşırttı. En çok isyan edilen Mehmet Topal – Josef ikilisine hoca geri dönüş yaparak en büyük fanboylarını bile isyan ettirip illallah dedirtti. Sezona iyi başlamasa da giderek form arttıran Ozan Tufan ile saha dışında yaşadığı tatsızlıklar Kocaman’ın potansiyel vaat eden bu oyuncuyu tek kalemde silmesine neden oldu. Bence çok yanlış bir karardı. Ozan Tufan’da ısrar edilip Fenerbahçe’nin orta saha dinamiklerini değiştirebilecekken 3 yıldır denenmiş ve başarısız olunmuş Topal – Josef ikilisine dönmek ciddi bir riskti ve hoca sınıfta kaldı. Aldığım bilgilere göre Ozan da artık Kocaman’ın çalıştırdığı takımda kalmak istemiyor ve devre arasında İspanya’ya transfer olacak. Kendisinin de yanlışları olsa da böyle bir oyuncuyu kazanamamak Fenerbahçe’nin ayıbıdır, yolu açık olsun.

 

Hocanın Mehmet Ekici’nin sakatlıkları yüzünden oyuncudan faydalanamaması bazı tercihlerini anlaşılabilir kılsa da, Alper Potuk’un da koca bir devrede hemen hemen hiç katkı verememesi ve Valbuena gibi takımın en klas oyuncusunun bile Kocaman’ın sisteminde(!)  yedek kalması da nazarımda Kocaman’ın bir antrenör olarak oyunculardan azami oranda faydalanamadığını ve alabileceği kadar randıman alamadığını gösteriyor. Hocanın kafası büyük bir takımda teknik direktörlük yapmak için fazla statik. Sabit fikirli ve yeniliklere çok açık olmayan bir insan. Bana göre modern futbolda antrenörlerin esnek olması ve kendi sistemlerinden ziyade eldeki futbolcu grubuna göre oyun oynatması lazım. Hocanın yapmak istedikleri deplasmanda puan almaya çalışan bir Anadolu takımının oynaması gerek oyun ve Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Şubesi bu zihniyetten fazlasını hakediyor.

 

İşin mental boyutundan sıyrılıp kısaca taktik anlamına da bakabiliriz. Bunda da net olarak söyleyebileceğimiz bir şey varsa Fenerbahçe’nin eldeki oyuncu grubu Kocaman’ın oynatmaya çalıştığı şeyle alakasız. ‘’Şey’’ diyorum çünkü oynatılan şey futbol değil. Koskoca Fenerbahçe Konyaspor deplasmanına 0 forvetle çıkıyorsa ve hoca 2 puan bırakılan maçın ardından ‘’hücum bölgesinde forvet eksikliği hissettik’’ gibi bir cümle kuruyorsa oynatılan oyuna futbol denemez, en fazla ’’şey’’ denebilir. Fenerbahçe futbol takımının teknik direktörü ligin 15. Sırasında bulunan bir takımla deplasmanda maç 1-1 devam ediyorken forveti ikilemek için 85. Dakikayı beklemez. Sezon başında ‘’Hasan Ali Kaldırım yeterli’’ diyen bir teknik direktör bu bölgeye transfer yapmayıp sezonun henüz ilk devresi bitmeden taraftarın canlı bomba olarak nitelendirdiği İsmail Köybaşı’na dönüyorsa, transfer ettirdiği İsla ve Neto yerine Şener &Neustader ile maçlara başlıyorsa o teknik direktörün planlaması da sıkıntılıdır. Hele hele büyük paralar verilen ve sahada varını yoğunu ortaya koymaya çalışan Valbuena’ya kendi kafasındaki sistemde yer veremediği için birçok maçta yedek bırakması da sorgulanması gereken ama fazla üstünde durulmayan bir durum.

 

Aykut Kocaman’ın içinde bulunduğumuz sezonda henüz futbol olarak savunulabilecek ya da övülebilecek her hangi bir icraati yok. Hocanın fanboyları yine kendisinin adamlığı, saçının ve sakalının Fenerbahçe yüzünden beyazlaması ve 3 Temmuz süreci gibi oynanan rezil futbolla uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan saha dışı faktörlerle savunmaya çalışıyorlar. İşin en acı kısmı da bu güruh Fenerbahçe’nin artık ‘’büyük takım’’ hürriyetini kaybetmek üzere olduğunun farkında bile değil. Bu sezon muhtemelen yine Başakşehir’in arkasında bitirilecek bir sezon olacak. Acizliğe bakar mısınız? Şampiyonlar Ligine gidememeyi geçtim, artık ön elemesini bile oynayamayacak hale geldik ama taraftarının büyük bir kısmının hala vasatı sevme arzusu devam etmekte.

 

İkinci yarı rakiplerin ve Fenerbahçe’nin fikstürlerine bakar ve oynanan futbolu da baz alırsanız şampiyonluk için yarışan takımlarda en düşük şansı Fenerbahçe’ye ait olduğunu görürsünüz. Ben şampiyonluk için en büyük adayın Başakşehir olduğunu düşünüyorum. İkinci yarıyı evinde Karabükspor ile açıyor, sonra Fenerbahçe’nin Cumartesi günü 2 puan bırakıtığı Konya deplasmanına gidiyorlar. Kendi statlarında oynayacakları Fenerbahçe maçını kazandıkları takdirde önleri çok açık. Başakşehir ve Galatasaray’ın şampiyonluk için kapışacağını, Beşiktaş’ın bu mücadeleye dâhil olacağını, rakiplerinden çok daha berbat yönetilen Fenerbahçe’nin ise bu grubun arkasında ligi 4. Sırada tamamlayacağını düşünüyorum.

 

Galatasaray Tudor’u kovdu ve şüphesiz ki Fatih Terim tercihiyle ivme yakalayacak. Fenerbahçe bu yarışın içinde olup şansını arttırmak istiyorsa yapacağı şey belli. Devre arası Kocamanla yolları ayırıp eski dost Daum’u takımın başına getirirse dengeler değişebilir. Tabii ki Yıldırım Brothers böyle bir şeyi Fenerbahçe’nin yararına olacağı için yapmayı düşünmezler. Yönetimin geri kalanı zaten koltuklarında sadece uzuv büyüttükleri ve başka bir şeye yaramadıkları için Fenerbahçe için yine kayıp bir sezon olacak.

 

Mayıs ayında yapılacak kongrede Sayın Ali Koç’u başkan görmek dileğiyle.

İyi Haftalar Dilerim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım