Kramponlupisagor -

Ali Koç vizyonundan nerede ödün verdi?

Samet Çayır
Samet Çayır
  • 11.12.2018

Vizyondan ödün vermek Ersun Yanal’ı getirmekle değil; modern futbolun gerçeklerini hiçe sayıp, Rize’de taraftarın yanına giderek, “Bunlar formanın ağırlığının farkında değiller” demekle gerçekleşti.

Fenerbahçe’de yaşanan başkan ve yönetim değişiminin, taraflı tarafsız herkesi heyecanlandırdığı yadsınamaz bir gerçek. Çünkü Süper Lig’de de modern futbola uygun eylemler görmek, özellikle genç futbolseverlerin son dönemdeki en büyük arzusu. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da, modern futbola uygun vaatler ile gelince, bu heyecanın yaşanılması doğal olarak kaçınılmaz oldu.

HATALAR ZİNCİRİ
Fakat bu enkazı kaldırmanın kolay olmayacağı da belliydi. Diğer şampiyonluk adaylarına göre daha kalitesiz bir kadronun yeni transferlerle daha da kalitesiz hale gelmesi, bunun üzerine bir de ligi bilmeyen (Türk futbolundaki en büyük ama en doğru klişedir) bir yabancı hocanın takımın başına getirilmesi, üstelik eldeki kadronun bu yeni gelen hocanın possession (topa sahip olma) oyununa hiç uygun olmaması, kısa vadede başarının gelmemesi için yeterli sebeplerdi.

ZICO, FREY’LE ŞAMPİYON OLMADI
Tabii bu süreçte tüm olumsuzluklar yabancı hoca tercihine bağlandı ama olaya sadece bu pencereden bakmak da aslında ciddi bir yanılgı içeriyor. Türkiye’de yabancı hoca başarılı olamaz diye bir kural yok. Ama yabancı hocanın başarılı olması için büyük bir şart var. Bu da kadro kalitesinin yeterliliğiyle alakalı. Eğer yabancı hoca getirecekseniz, şampiyonluk adayları içerisinden en kaliteli kadroya sahip olmanız gerekir. Kadronun diğer takımlara karşı sağladığı üstünlük, yabancı hocanın alışma ve ligi tanıma sürecindeki dezavantajını ciddi bir biçimde azaltacaktır. Türkiye’de yabancı hoca en son Fenerbahçe’de şampiyon oldu. O dönemde Zico’nun elindeki kadro, diğer şampiyonluk adaylarından bariz bir şekilde daha kaliteliydi.

Özetlemek gerekirse, şu 8 madde Fenerbahçe’nin şu ana kadar yaşadığı kâbus dolu 15 haftayı açıklıyor:

– Kadronun şampiyonluk yarışı için yetersiz olması
– Kadro mühendisliğinin doğru yapılmaması (Damien Comolli’nin başarısızlığı)
– Kadronun iskeletini oluşturan oyuncuların gidişi (Josef, Giuliano)
– Yeni transferlerden kilit isimlerin, sürekli ilk 11’de oynatılmadığı için uyum sağlayamaması (Örn: Benzia)
– Takımın ana hatlarının yeniden kurulmak zorunda olması
– Eldeki oyuncuların Phillip Cocu’nun oyun tarzına uyumsuz olması
– Phillip Cocu’nun Süper Lig’i yeterince bilmemesi, yardımcı hocaların bu konudaki yetersizliği
– Takım içindeki bazı gruplaşmalar ve disiplinsizlikler

Bu kadar yanlış, elbette doğruyu getirmeyecekti ki öyle oldu. Fenerbahçe bir anda kendini 15. haftada, 17. sırada buldu. Kabul etmek gerekir ki büyük umutlarla gelen Ali Koç, enkazı kaldırmak isterken teşhisi yanlış koydu. Şimdi tedaviye de hiç istemediği yoldan, Ersun Yanal’a giderek yapmak zorunda kaldı. Bazı kesim; Ersun Yanal’ı takımın başına getirmenin, Ali Koç vizyonuyla çelişeceğini düşünüyor. Fakat bu vizyondan ödün vermek değil, sadece fikir değiştirmektir.

Ali Koç, başkan olduğundan beri vizyonundan ilk kez, Rize’deki 3-0 mağlubiyetten sonra ödün verdi. Nasıl mı? Futbolun bu kadar bilimsel olduğu, kadroların, taktiklerin, rakip analizlerinin bu kadar hayati olduğu bir dönemde bu gerçekleri görmezden gelip taraftarın yanına giderek, “Bunlar formanın ağırlığının farkında değiller” diyerek…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım