Kramponlupisagor -

Premier League’de 37. hafta analizleri ve tahminleri

Samet Çayır
Samet Çayır
  • 03.05.2019

Yorgun savaşçı Liverpool, eski dost Benitez’e karşı sert bir Newcastle deplasmanına çıkacak. Şampiyonluk için gün sayan Manchester City, eski Liverpool Menajeri Brendan Rodgers’ın şaha kaldırdığı Leicester City’i mağlup ederek Brighton’a şampiyonluk maçına gitmek istiyor. Cardiff, Palace’ı mağlup ederse kümede kalma iddiasını sürdürebilir. İşte Premier League’de 37. haftaya bakış

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Mar.jpg

YÜKSELİŞİN SIRRI: MARCO SILVA’NIN YENİ BEŞLİSİ (EVERTON-BURNLEY)

Koltuğu sallantıdaydı, üzerinde büyük bir baskı vardı ve her an Goodison Park’a veda edebilirdi; ama öyle bir son dönem geçirdi ki, Everton’ı ligin en formda takımlarından biri haline getirdi, hem oyuncuların hem de taraftarların güvenini yeniden kazanmayı başardı Marco Silva… Başarısızlığın temel sebebi hem ilk 11’in hem de ilk 11’de bazı oyuncuların yerlerinin sürekli değiştirilmesiydi. Örneğin sezona sol önde başlayan Richarlison, sezon ortasında forvete geçti, ardından kendisini zaman zaman yine solda buldu. Bernard bir türlü ilk 11’in değişilmez oyuncusu olamamıştı, Calvert-Lewin de henüz bu kadar gelişim gösterememişti ve ciddi bir üretkenlik problemleri vardı. Değişimin ilk işaretini Watford deplasmanında verdi Marco Silva. Richarlison’ı ilk kez sağ kenarda kullanırken, Sigurdsson’u sola kaydırdı. O maçta Richarlison yine etkisiz olunca bir sonraki hafta Anfield’daki Liverpool maçında kesiği yedi. Fakat orada da dikkat çeken olay, 59. dakikada Walcott oyundan çıkarken Richarlison’un yine sağ kenar olarak oyuna girmiş olmasıydı. Yani aslında Brezilyalının bundan sonra sağ kenarda olacağının sinyalini vermişti Anfield’da. Ardından Newcastle deplasmanında ise ilk kez Richarlison’ın sağ kenarda oynadığı maçta yeni bir 5’li denedi. Gueye-Gomes merkezdeki ikili olurken; solda Bernard, ofansif orta saha olarak Sigurdsson oynamaya başladı. İleri uçta ise artık sürpriz olmayan Calvert-Lewin yer alıyordu. Tabii Gomes’in devre arasında takıma katılmış olmasından dolayı sezonun ilk yarısında bu 5’linin oynaması mümkün değildi; ama ikinci yarıda ilk kez bu 5’li, Richarlison’ın sağ kenarda oynadığı bir formatta bir araya geldi. Newcastle deplasmanından bu haftaya kadar geçen 6 haftada bu 5’li hiç bozulmadı ve yerleri de hiç değişmedi. Bu süreçte hem oyun kalitelerinin yükselmesi, hem 4 galibiyet almaları (ki bunlardan ikisi Chelsea ve Arsenal’e karşıydı) tesadüf değildi. Yani Marco Silva, biraz geç olsa da kadro istikrarını yakalayarak oyun kalitesini bir hayli yükseltti. Son maçta Palace deplasmanında da galibiyeti kaçıran taraf oldular, rakipten çok daha iyilerdi. 1.23 gol beklentisi değerinden skor üretemediler, Palace ise Everton kalesine isabetli şut çekemedi. Şimdi hedefleri, UEFA Avrupa Ligi’ne katılma ihtimalinin peşine düşüp ligi ilk 7 sırada bitirmek. Goodison Park’ta 7 maç üst üste gol yememe rekoru kırdıklarında yıl 2013’tü. Şimdi ise 4 maçtır gol yemiyorlar, bakalım yeni rekor iddiasını önümüzdeki sezona taşıyabilecekler mi?

Burnley ise küme düşme tehlikesini atlattıktan sonra çok daha rahat maçlar oynamaya başladı. Son 5 karşılaşmada sadece son hafta Manchester City’ye yenildiler. Sezona kötü başladıktan sonra ligin ortasına doğru Sean Dyche, biraz daha esnek ve ofansif futbol oynatmaya başladı. Zamanla bunun da meyvelerini aldı ve gemiyi liman yanaştırdı. Bu sezon en büyük kazançları 19 yaşındaki sol kanat Dwight McNeil’ın çıkışı oldu. Eğer önümüzdeki sezon da üzerine koyarsa, çok iyi bir ücrete elit bir kulübe gidebilir. Goodison Park’a hedefsiz gelmeleri onlar için aslında psikolojik anlamda bir avantaj; ama karşılarında son 100 metrede açılan Arap atı gibi bir takım olduğu için, buradan puan alma şansları çok yüksek olmayacaktır. Andre Gomes’in cezasından dolayı Silva’nın istikrar sağladığı 5’lisi bozulacak; ama bu form durumuyla yine de kazanırlar.

Tahmin: Maç sonucu 1

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Lucas.jpg

SPURS, AJAX MAÇINI BİR KENARA BIRAKMALI (BOURNEMOUTH-TOTTENHAM)

Yeni stadında West Ham’a karşı ilk mağlubiyetini alan Tottenham, Şampiyonlar Ligi yarı finalinde de aynı stadyumda Ajax’a 1-0 yenilerek tur şansını zora soktu. Harry Kane yokken sorumluluk alan Min-Son’un yokluğu Londra ekibinin üretimini kısıtladı. Bu hafta kazanırlarsa ligi ilk 4’te bitirmeyi garantileyecekler ve konsantrasyonlarını tamamen Ajax rövanşına verecekler. Son muhtemelen ilk 11’de olacak. Bournemouth’a karşı çok acımasızlar. 7 maçta 22 gol attılar ve maç başına 3.1 gol ortalaması ile oynuyorlar. Tabii Bournemouth’un hücumcu bir takım olmasından mütevellit, büyük 6 ‘ya karşı çok zorlanması da bunda etken.

Bournemouth ise sezonun ilk yarısına göre daha kötü bir ikinci yarı geçirmesine rağmen ayakta kalmayı başardı ve küme düşme tehlikesini atlattı. Son maçta deplasmanda Southampton ile 3-3 berabere kalırken ilginç bir taktik savaşı da vardı. Hasenhüttl’ın 3-4-3 çıkacağını düşünen Eddie Howe, muhtemelen bu yüzden 3’lü savunmayla başladı. Fakat Hasenhüttl sürpriz yaparak 4-4-2 ile başlayınca, 23. dakikada Mepham-Fraser değişikliğine gitti ve o da klasik 4-4-2’ye döndü. Süper Lig’de pek rastlayamadığımız bu esneklik, büyük keyif verdi. Callum Wilson, son 9 maçta 10 gole direkt katkı verdi ve milli takıma boşuna seçilmediğini bir kez daha kanıtladı. Fraser gibi çevik ve hızlı, Brooks gibi bir kadife ayakla direkt oynayan, geçiş oyununda da etkili olan bir takım oldukları için maçları gollü geçmeye aday oluyor.

Tottenham burada yenilirse, Arsenal ve Chelsea ikide iki yaptığı takdirde son maçı kazanmak zorunda kalacak. İşi o noktaya getirmek istemeyeceklerdir ve buradan 3 puanı alıp Şampiyonlar Ligi biletini garantilemeyi amaçlayacaklardır. Pochettino da bunun farkında olup oyuncularını maça iyi motive eder. Yüksek tempoda oynanması kuvvetle muhtemel olan maçta Tottenham kazanır.

Tahmin: Maç sonucu 2

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Hasen.jpg

SOUTHAMPTON 10’DA 10 YAPABİLECEK Mİ? (WEST HAM-SOUTHAMPTON)

Hey, West Ham… Yaşıyor musun? Sanırım hayat belirtileri var, en azından 2 haftadır… 3 maç üst üste mağlup olduktan sonra, önce iç sahada Leicester ile 2-2 berabere kaldılar, ardından Tottenham’ı yeni stadında 1-0’la geçerek onları ilk kez mağlup eden takım olarak tarihe geçtiler. Kaybettikleri Manchester United maçında da iyi sinyaller verdiklerini söyleyebiliriz. Elbette Pellegrini’nin bazı geçerli sebepleri var. Takımın uzun bir süredir revir kampına dönüşmesi bu sebeplerin başını çekiyor. Devre arasında gelen Nasri’den de sakatlığından dolayı pek faydalanamadılar. Takımın gol yükünü çeken Arnautovic de devre arasında Çin’e gitmek isteyince, ikinci yarıda performansı tanınmayacak hale büründü. Bunlar elbette hocayı zorlayan durumlar. Fakat bu kadro, ne olursa olsun daha iyi yerde olmayı hak ediyor. Son maçta Tottenham’a karşı geçiş oyununu Anderson-Antonio önderliğinde çok iyi işlediler. Ama bundan ziyade Diop’un müthiş performansı, galibiyeti getiren ana faktör oldu. Her Spurs hücumunda karşılarına çıktı ve adeta meydan okudu. Soton’u yenerek iç sahadaki son maçta, bu sezon çok üzdükleri taraftarlarına güzel bir veda partisi hazırlamak isteyecekler.

Southampton ise Mark Hughes’un ardından Ralp Hasenhüttl’ı getirerek ne kadar doğru bir tercih yaptığını gösterdi. Takım kümede kalmayı başardı. Ama bundan daha önemlisi, Hughes dönemine göre oyun kalitelerini bir hayli yükseltmeleriydi. Üstelik bunu taraftarların zevk alacağı şekilde yüksek tempo ve ciddi bir ön alan baskısı ile yaptılar. Bu süreçte Avusturyalı hocanın en büyük yardımcısı Redmond olurken; son dönemde benim De Bruyne’nin varisi olarak tanımladığım Ward-Prowse da devreye girdi. Bu maçta da gol bulurlarsa 2002’den sonra ilk kez üst üste 10 Premier League maçında gol atmayı başarmış olacaklar.

İki takımın da rahat olması, West Ham’ın savunma problemleri ve Southampton’ın hücum takımı olması, bu maçın tempolu geçeceğine işaret.

Tahmin: Karşılıklı gol var

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Nuno.jpg

PARKER’A ESPIRITO SANTO ‘DUR’ DİYEBİLİR (WOLVES-FULHAM)

‘Bu sezon Premier League’de büyük 6 dışında hangi deplasmana gitmek istemezsiniz?’ diye sorulsa, muhtemelen tüm takımlar Wolverhampton deplasmanını istemeyecektir. Evet, kuşkusuz bu Portekizli (Nuno Espirito Santo) müthiş bir iş çıkarıyor. Ligin oyun kimliği en net takımlarından biri, belki de kadro/performans ortalamasına göre en iyisi. Sezonun ortalarına doğru biraz bocaladıklarında hemen orta sahaya bir adam ekleyip 3-4-3’ten 3-5-2’ye dönüş yapması da Santo’nun esnek bir hoca olduğunun kanıtı oldu. Raul Jimenez-Jota ikilisi alev aldı, Ruben Neves de müthiş performansıyla muhtemelen Pep Guardiola’ya göz kırpıyor. Son maçta da Watford’u deplasmanda 2-1 devirerek, bir anlamda FA Cup’ın intikamını aldılar. Şu anda 7. sıradalar ve eğer Manchester City FA Cup’ı alırsa, onlar da yerini korudukları takdirde UEFA Avrupa Ligi’ne gidiyorlar. Bu, bir Premier League kulübü için pek cezbedici bir şey değil; ama yine de orada olmayı isteyeceklerdir.

Fulham ise küme düşerek adeta rahatladı. Scott Parker, yeni sezonda takımın başında kalmak için ekstra çaba sarf ediyor ve son 3 maçta 3 galibiyet alarak koltuğa göz kırptı. Önümüzdeki sezonda da Premier League’de oynamak istediğini belirten Ryan Babel, formda. Son maçta da kümede kalma mücadelesi veren Cardiff’i onun müthiş golüyle devirdiler. Fakat kalelerinde 3-4 net pozisyon verip gol yememiş olmaları, futbol şansının geçen hafta onların yanında olduğu anlamına geliyor. 3 maçtır gol yemeyen Londra ekibi, Wolves deplasmanında da kaleyi gole kapatırsa 1966’dan sonra ilk kez en üst ligde 4 maç üst üste gol yemeden kazanmış olacak. Hem de küme düştüğü sezonda…

Fulham’ın bu rekoru Wolverhampton deplasmanında kırması zor gözüküyor. Doherty, Neves, Jota, Jimenez gibi kaliteli ayaklarla Wolves kazanmaya yakın duruyor.

Tahmin: Maç sonucu 1

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Stoke-1024x698.jpg

CARDIFF, STOKE CITY’NİN KADERİNİ YAŞAYABİLİR (CARDIFF-C.PALACE)

Bu sezon Sala’nın üzücü bir şekilde vefat etmesinden dolayı devre arasında transfer yapamayan ve özellikle sezonun ikinci yarısında Chelsea maçı başta olmak üzere birçok karşılaşmada hakem kurbanı olan Cardiff, Brighton’ın inanılmaz kötü performansı sayesinde kümede kalma umudunu son 2 haftaya taşıdı. Eğer son 2 haftadan 6 puan çıkarabilirlerse, Brighton’ın Arsenal ve Manchester City ile oynayacağını göz önünde bulundurduğumuzda kümede kalma ihtimalleri az da olsa var. Fakat önce bu maçı kazanıp, ardından son hafta Old Trafford’da Manchester Unite maçından da zaferle ayrılmaları gerekecek. Düşük bir ihtimal de olsa bunu kovalayacaklardır.

Crystal Palace ise Arsenal’i deplasmanda mağlup ettikten sonra açıkçası Everton maçında konsantrasyon eksikliği yaşadı. Üst üste büyük maçlar oynandığında, oyuncuların bu rehavete kapılması, hele hedefsiz bir takımdaysanız çok normal olabiliyor. Deplasmanlarda çok daha etkili bir takım. Roy Hodgson’ın elinde Wilfred Zaha gibi bir canavar var. Bu canavar, deplasmanda boş alan bulduğunda rakiplerin korkulu rüyası oluyor. Palace, geçen sezon da 37. haftada bir başka küme düşmek üzere olan takım Stoke City’ye konuk olmuştu. Stoke’un o maçı kazanmak zorunda olması, Palace’a boş alan imkânı sağlamış ve bunu değerlendirerek 2-1 kazanmışlardı. Yine benzer bir senaryo bizleri bekliyor olabilir.

Son 6 deplasman maçında 5 kez fileleri havalandıran Wilfred Zaha, Cardiff’in risk almak zorunda olduğu karşılaşmada bulduğu boş alanları affedecek kadar merhametli değil.

Tahmin: 0-2 çifte şans

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Klopp.jpg

YORGUN SAVAŞÇI ESKİ DOSTA KARŞI (NEWCASTLE-LIVERPOOL)

Bu sezon kulüp sahibiyle taraftarların yaşadığı gerilime rağmen küme düşme tehlikesi yaşamayan Newcastle, bunu kesinlikle Rafa Benitez’e borçlu. Zira bu kadroyla bu puanı başka bir hocanın alması çok zordu. Devre arasında transfer edilen Almiron’u bir kenara koyarsak, gerçekten Benitez eldeki malzemeye göre büyük iş çıkardı. Son 3 maçta mağlup olmadılar ve iç sahadaki son 7 maçın 6’sını kazandılar. Sezon içinde bazen Rondon, bazen Almiron sorumluluk alırken, son dönemde ise Ayoze Perez adeta kendinden geçti. Son 3 maçta 5 gol atan İspanyol golcü, takımın yükselişinde büyük pay sahibi oldu. Bu maçta ise oynayıp oynamayacağı karşılaşma saatinde belli olacak.

29 yıllık hasreti sona erdirmek isteyen Liverpool ise Şampiyonlar Ligi’nde Barça deplasmanında skor olarak dağıldı. Oyun anlamında ise Barcelona’ya resmen acı çektirdiler. Maçı 3-0 kazanan aslında Barça değil, Messi oldu. Wijnaldum’un Firmino rolünde oynaması dikkat çekiciydi. Arnold’ın yerine ise sağ bekte daha sert olmak için Gomez’i tercih etti Jürgen Klopp. İyi oyun, kötü sonuç ve en az şampiyonluk kadar zora giren bir tur. Şimdi burada eski dost Rafa Benitez’in takımı Newcastle’a konuk oluyorlar. Barça maçının mental yorgunluğu ve yıpranma, burada ön plana çıkarsa zorlanabilirler.

Benitez, Liverpool’a karşı 5-3-2 dizilişi ile oldukça kontrollü oynayacaktır. Liverpool’un da maça çok yüksek tempo ile başlayacağını pek sanmıyorum. Muhtemelen 2-3 gol arasında bir mücadele olur.

Tahmin: 2-3 gol



Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Deu.jpg

SARRI, DEULOFEU’YU DİKKATE ALMALI (CHELSEA-WATFORD)

Arsenal’in üst üste yaşadığı puan kayıplarıyla ilk 4 için Tottenham’dan sonra en güçlü aday haline gelen Chelsea kalan 2 maçtan 6 puan çıkarırsa Şampiyonlar Ligi’ne katılacak. Bu kadar çalkantılı bir sezonda ligi 3. sırada bitirmek onlar adında başarı sayılabilir. Ne kadar üst düzey olursa olsun, Premier League’e yeni gelen her teknik direktör, alışma sürecinde zorlanır. Tıpkı Pep Guardiola ve Jürgen Klopp gibi. Bu yüzden her ne kadar yeterli esnekliği göstermese de, Stamford Bridge sakinleri Sarri’ye zaman tanımalı. Ligde son maçta Manchester United deplasmanından 1 puanla dönerek avantajı korudular. Son dakikada Higuain’le golü bulup galibiyetle de dönebilirlerdi ama Arjantinli, net pozisyonu harcayınca 1 puana razı oldular. Ardından perşembe gecesi UEFA Avrupa Ligi yarı final ilk maçında deplasmanda Frankfurt ile 1-1 berabere kaldılar. Sarri, Eden Hazard’ı 61. dakikada oyuna alarak yaklaşık 1 saat dinlendirmiş oldu. Bu maçı kazanıp, Şampiyonlar Ligi biletine bu kadar yaklaşmışken hayal kırıklığı yaşamak istemiyorlar.

Watford ise FA Cup’ta devirdiği Wolverhampton’a ligin son maçında evinde 2-1 mağlup oldu. Deeney’nin yokluğu onların hücum gücünü zayıflatıyor. Bu maçla birlikte cezası bitiyor ve takıma dönüyor. Deplasmanlarda 4 merkez orijinli oyuncu ile 4-4-2 oynamaya devam ediyorlar. Son 9 deplasman maçında 7 gole direkt katkıda bulunan Deulofeu, bu maçta da Sarri’nin öğrencilerine zorluk çıkarabilir. Bu yüzden Sarri’nin bu çocuğu dikkate almasında fayda var.

Her ne kadar perşembe gecesi Almanya’da sahaya çıkmış olsa da, Şampiyonlar Ligi bileti için Chelsea’nin Watford’u zor da olsa yeneceğini düşünenlerdenim.

Tahmin: Maç sonucu 1

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Degea.jpg


M.UNITED’IN VE DE GEA’NIN TADI YOK (HUDDERSFIELD-MANCHESTER UNITED)

Bu sezon beklenildiği üzere küme düşen Huddersfield, evinde son kez Premier League’in tadını çıkaracak. Kadro kalitesi olarak ligde kalmaları zaten büyük bir sürpriz olacaktı. Kasım ayında bir çıkış yakalayıp ‘acaba bu sezon da ligde kalırlar mı?’ dedirtmişlerdi; fakat o dönemde takımın adeta beyni olan Aaron Mooy’un sakatlanması ve şubat ayına kadar forma giyememesi, zaten düşük olan kadro kalitesini iyice düşürdü. İç sahadaki son maçta Manchester United karşısında taraftarlarına güzel veda etmek isteyecekler. Bu maçta da gol atamamaları halinde, İngiltere’de en üst kümede bir sezonda iç sahada 10 gol atamayan ilk takım olarak tarihe geçecekler.

Manchester United ise oldukça formsuz bir dönemden geçiyor. Solskjaer ile resmi sözleşme imzalandıktan sonra bir düşüşe geçtiler. Son 3 maçta 1 puan alıp sadece 1 gol atabildiler. Takımdan ziyade De Gea’nın formsuzluğu daha çok dikkat çekiyor. İlk 4’e girme ihtimallerini çok düşürdüler. İki maçı da kazanıp bir mucize olmasını beklemek zorundalar. Son maçta Chelsea’ye karşı ilk yarıda tempoyu yükseltip iyi bir baskı kurdular fakat ikinci yarıda oyundan düştüler ve az kalsın maçı kaybediyorlardı.

ManU her ne kadar moralsiz olsa da sezonun son deplasman maçından galibiyetle döner. En son 2011-2012 sezonunda ligin son deplasmanında kazanmışlardı, 7 yıl sonra bu kötü seriyi bozarlar.

Tahmin: Maç sonucu 2

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Laca.jpg

ARSENAL’İN HÂLÂ UMUDU VAR (ARSENAL-BRIGHTON)

Arsenal, son dönemdeki berbat performansının bedelini, ilk 4 yarışında geri kalarak ödedi. Eğer Chelsea iki maçını da kazanırsa Şampiyonlar Ligi bileti alamayacaklar. Bu yüzden UEFA Avrupa Ligi’ni kazanıp, Devler Ligi’ne oradan katılmak onlar adına şu aşamada daha gerçekçi gözüküyor. Ligde en son Leicester deplasmanında yine korkunç bir oyunla 3-0 mağlup oldular. 36. dakikada Niles’ın oyundan atılması da bir etken fakat ne olursa olsun oyunun kontrolünü tamamen Leicester’a bırakıp, neredeyse hiçbir şey üretememek kabul edilebilir bir şey değil. Bu maçın ardından perşembe gecesi Avrupa Ligi yarı final ilk maçında Emirates’te Valencia’yı 3-1 devirip nefes aldılar. Şimdi Brighton’ı mağlup edip, Chelsea’nin takılma ihtimaline göre ligden de Şampiyonlar Ligi biletini almayı umut ediyorlar.

Brighton ise sezonu rahat bir yerde bitirmek varken, tıpkı Arsenal gibi korkunç bir sezon sonu geçirerek kendini tehlikeye attı. Eğer son iki maçtan puan alamazlarsa, Cardiff de son iki maçını kazanırsa küme düşüyorlar. Tabii bu, çok kuvvetli bir ihtimal değil fakat yine de işlerin buraya gelmemesi gerekirdi. Hem Izquerdo’dan hem de Gross’tan sakatlıkları sebebiyle çoğu zaman faydalanamamaları, Glenn Murray’in aşırı formsuzluğu onları olumsuz etkiledi. Son maçta iç sahada Newcastle ile 1-1 berabere kaldılar. Chris Hughton bu sezon ilk kez 4-4-2 dizilişini tercih etti ve Murray’nin yanına Andone’yi yerleştirdi. İlk yarıda Newcastle oyunu domine ederken, ikinci devrede Brighton biraz kıpırdandı. Hatta maçın sonlarında Murray ile galibiyet golünü kaçırdılar. Fakat ilk yarıda 0 şut çekip, ikinci yarıda 9 şut atmaları ne kadar dalgalı bir performans sergilediklerini gösterdi.

Arsenal, ligde ilk 4 umudunu henüz yitirmedi. Formsuz Brighton’ı zor da olsa geçer.

Tahmin: Maç sonucu 1

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Rodgers.jpg

RODGERS, 2014’TE YAPAMADIĞINI 5 SENE SONRA YAPABİLECEK Mİ? (MANHESTER CITY-LEICESTER)

2013-2014 sezonunda Liverpool, yıllar sonra şampiyonluğa ilk kez o kadar çok yaklaşmıştı. Gerrard’ın Chelsea maçında ayağının kayması sonucu yenilen golle gelen mağlubiyet, ardından Palace ile 3-3’lük beraberlikle kaybedilen 2 puan, onları şampiyonluktan etmiş, hayalleri suya düşürmüştü. İşte o sezon takımın başında olan Brendan Rodgers, yine Liverpool’un şampiyon olması için çok kritik adam konumunda. Ama bu kez Leicester Kulübü Teknik Direktörü olarak…

Evet, Etihad’da Manchester City’den puan alırlarsa, Liverpool’un ikide iki yapacağını farz edersek şampiyonluğu Manchester’dan alıp Liverpool’a vermiş olacak Rodgers. Peki İskoç hoca, sezonun ilk yarısında Leicester’ın Manchester City’i 2-1 mağlup ettiği maçta Puel’in kadrosunu ve oyun yapısını kopyalamaya veya ona yakın bir oyun oynatmaya çalışır mı?
Puel o gün 3 tane defansif orta saha ile çıkıp (Ndidi-Choudhury-Mendy) orta alanda City’yi pasifize etmeyi başarmıştı. Rodgers, o günkü kadroya bir göz gezdirir, oradan çeşitli çıkarımlar yapar mı? Bunu düşünmek açıkçası çok zevkli.

Sezonun ilk yarısında Leicester’a deplasmanda 2-1 yenilen Manchester City, burada hem rövanşı almak hem de şampiyonluğun kapısını sonuna kadar aralamayı hedefliyor. Çok formdalar, durdurulamıyorlar. İşin romantik kısmı elbette çok güzel; ama bir tarafta da gerçekleri yok sayamayız. Manchester City, burada 3 puanı alıp taraftarına tribünde şampiyonluk şarkıları söyletir.

Tahmin: Maç sonucu 1





ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım