Kramponlupisagor -

Premier Lig’de 10. haftaya bakış

Samet Çayır
Samet Çayır
  • 25.10.2019


Koltuğu sallantıdayken Anfield’dan iyi oyunla ve yeni sistemiyle 1 puan çıkaran Ole Gunnar Solsjkjaer, Norwich deplasmanında güven arttırmak istiyor. Mauricio Pochettino’nun, Anfield Road’da en büyük kozu; geçen sezonki maçta faydalanamadığı Heung-Min Son olacak. Manchester City, Aston Villa’yı devirip Liverpool ile puan farkını maç fazlasıyla 3’e indirmenin ve şampiyonluk yarışındaki rakiplerini Tottenham maçı öncesi baskı altına almanın peşinde. Premier Lig’de 10. hafta başlıyor…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Ings-1024x640.jpeg

DANNY INGS VS JAMIE VARDY (SOUTHAMPTON-LEICESTER)

Raul Jimenez’in 2 golünün ‘VAR’a takılması sonucu, Wolverhampton deplasmanından 1 puanla dönmeyi başardı Southampton. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi; oyuncuların, Menajer Ralp Hasenhüttl’ın üzerindeki baskıyı hafifletmesi için burada muhakkak puan gerekiyordu ve bunu başardılar. Geçen sezona göre oyun kalitelerinde ciddi bir düşüş olduğu gerçek. Bunun belki de en büyük sebebi; ön alandaki oyuncuların sürekli değişmesi, Avusturyalı hocanın net bir ilk 11 belirleyememiş olması.

Geçen sezon, göreve geldiği ilk maç olan Cardiff karşılaşması hariç, tüm maçlarda üçlü/beşli savunmayı tercih eden Hasenhüttl, bu sezon deplasmanlarda aynı kurguyla devam etmesine rağmen, iç sahada dörtlü savunmayla oynatıyor. Muhtemelen Leicester’a karşı bir dörtlü savunma izleyeceğiz. Bu sezon iç sahada henüz galibiyetleri yok; fakat 4 maçın 3’ünde Liverpool, Manchester United ve Chelsea ile oynadılar. Bournemouth mağlubiyeti ise onlar için daha beklenilmezdi.

Wolves karşısında 14 şut çekip, 1.45 gol beklentisi ile oynamaları gelecek adına olumlu sinyaller verdi. Bu gelişimi iç sahaya da taşıyıp cuma gecesi yeni bir sayfa açmak istiyorlar. 

Burnley’i, Chris Wood’un son dakikadaki golünün sayılmamasıyla biraz da şanslı bir şekilde mağlup eden Leicester, yeni haftaya 3. sırada giriyor. Zaten bu kadro kağıt üzerinde, ligin ilk 4’ü için gizli favorileri arasında yer alıyor. Maddison, Tielemans, Vardy gibi isimler, gerçekten hücum kalitesini yükselten futbolcular. Brendan Rodgers’ın, sezon başından Tottenham maçına kadar, iki çapa ile oynaması, oyunun ritmini düşürmüştü. Tottenham maçından Burnley karşılaşmasına kadar olan 4 maçlık süreçte ise Choudhury’i kulübeye çekip, Ndidi ile tek defansif orta sahaya döndü ve bunun karşılığını 3 galibiyet ile 3. sıraya yerleşerek aldı.

Leicester, Southampton deplasmanında da kazanırlarsa, maç fazlasıyla Manchester City’i geçip ikinci sıraya yerleşecek. Elbette bu şans, takım için inanılmaz bir motivasyon unsuru olacak. Soton ise artık evinde kazanmak zorunda. Fakat kendilerinden çok daha hazır olan ve moralli olan Leicester karşılarında işlerinin kolay olduğunu söylemek zor. Son 3 maçta 3 gol atan Danny Ings ve Jamie Vardy, iki takımın da en büyük kozu olacak.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Pep.jpg

PEP, STOPERSİZ OYNAMAYA DEVAM EDECEK Mİ? (MANCHESTER CITY-ASTON VILLA)


Laporte ve Otamendi’nin sakat olması, Stones’un da sakatlıktan henüz yeni çıkmış olması, Pep Guardiola’yı Crystal Palace karşısında stopersiz oynamaya itti. Stoper tandeminde orta saha oyuncuları Fernandinho ve Rodrigo yer aldı ve gerçekten bu durum, topa sahip olma konusunda takımı çok daha fazla rahatlattı.

Ayew ile Zaha’ya savunma arkasına sarkma fırsatı da vermemiş olmaları, Pep’in doğru bir tercih yaptığını gösterdi. David Silva başta olmak üzere mükemmel bir Londra akşamı geçirdiler. Sağ kanattan gelen kenar ortalarla gol bulmaya devam ediyorlar. Pep Guardiola, bu sezon da taktik repertuarına bu organizasyonu dahil etmiş gibi gözüküyor. 

Hafta içinde Atalanta’yı 5-1 mağlup ederken David Silva, Bernardo Silva dinlendirildi. Stoper tandeminde yine Fernandinho ile Rodrigo yer aldı. Raheem Sterling, hat-trick yaparak vites arttırdı. Evet, Liverpool’dan 6 puan gerideler ama oyun olarak son iki maçta, yine o bilindik seviyelerine çıkmış durumdalar.

Aston Villa’da Dean Smith’in yeni hamleleri, etkisini kısa sürede gösterdi. İngiliz Menajer, takımın adeta beyni olan ve 4-3-3’ün sol içinde oynayan Jack Grealish’i, ileri üçlünün soluna kaydırdı. Trezeguet’i de yedek kulübesine çekip El Ghazi’yi sağ kenarda oynatmaya başladı. 90+4’te Matt Targett’ın golüyle Brighton’dan 3 puanı alırken, bu son dakikada gelen golün asisti Grealish’ten geliyordu. Maçın ilk golünü atan da oydu…

Elbette rakibin 45. dakikada 10 kişi kalması, bu galibiyette büyük rol oynadı. Ama ne olursa olsun iki maçta 7 gol atmış bir takımın, kötü gittiğini söylemek için aptal olmak gerekiyor. Tabii şimdiki sınavları çok daha zor olacak.

Manchester City’nin puan kaybına tahammülü yok. Aston Villa’ya karşı farklı bir galibiyet alacaklarını düşünüyorum. Rodri-Fernandinho tandemi, muhtemelen Pep Guardiola’nın çok hoşuna gitmiştir. Bakalım hoca, Stones hazır olsa dahi, bu ikili ile devam edecek mi?

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Everton.jpg

EVERTON İÇİN TEST MAÇI (BRIGHTON-EVERTON)

Brighton’ı Villa Park’ta puansız bırakan olay, Aaron Mooy’un 45. dakikada kırmızı kart görmüş olmasıydı. Buna rağmen topla oynama oranlarında %51 üstünlükleri vardı ve 90+4’e kadar skoru korumayı bildiler. Fakat Targett’ın son dakikadaki golüne engel olamayınca mağlup olmaktan kurtulamadılar.

Tottenham maçıyla birlikte başlayan 4-4-2 dizilişi, Aston Villa deplasmanında da devam etti. Sol kenarda Pascal Gross, sağ kenarda ise Aaron Mooy yer alırken; bu ikili yine Tottenham maçında olduğu gibi merkeze kat ederek oynadı.

Bunun getirdiği en büyük avantaj, bu kadar teknik iki oyuncunun merkezde, direkt savunma arkasına attığı paslar ve şut oluşturmaları. Arkalarında Stephens ve Pröpper gibi daha sert oyuncular da olduğu için, hücumdayken daha rahat oynama şansı yakalıyorlar. 

Everton, West Ham’ı evine 2-0 yenerek adeta derin bir nefes aldı. Bu maçta olası bir puan kaybı belki de Menajer Marco Silva’yı koltuğundan edecekti fakat, futbolcular hocalarına adeta sahip çıkarcasına istekli ve hırslıydı.

Dakika 25’i gösterdiğinde rakip kaleye beşi isabetli 8 şut çekti Everton. Kuşkusuz bu, normal performanslarının çok üzerinde bir veriydi. Gbamin ve Schneiderlin’in sakatlığı, Tom Davies’ın şans bulmasını sağladı ve o da, Andre Gomes’in yanında özellikle oyun kurulumunda müthiş işler çıkardı. Marco Silva ayrıca Sigurdsson’u yedek kulübesine çekip ofansif orta sahada Iwobi’yi kullanarak şaşırttı. Lewin ve Keane yedek beklerden, santrforda ise Richarlison yer aldı. 

En son bu sahada Tottenham’ı 3-0 mağlup eden Brighton’ın ne oynayacağı aşağı yukarı belli. Asıl merak edilen; Everton’ın son maçtaki iyi performansı West Ham’ın kötülüğünden mi kaynaklandı, yoksa gerçekten bazı şeyler değişmeye mi başlıyor? Cumartesi saat 17.00’de hep birlikte göreceğiz.


Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Deu.png

DEULOFEU, WATFORD’U İLK GALİBİYETİNE ULAŞTIRABİLİR (WATFORD-BOURNEMOUTH)

Quique Flores göreve geleli 5 hafta oldu fakat Watford’un hâlâ ligde bir galibiyeti bulunmuyor. Kabul etmek gerekir ki göreve gelir gelmez Arsenal, Manchester City ve Wolverhampton gibi 3 zorlu takımla karşılaşmak, çok da kolay değildi. Ardından iç sahada Sheffield United’a puan kaybetmeleri onları umutsuzluğa sürüklese de, son hafta Tottenham deplasmanından 1-1’lik skorla dönmeleri yeniden umutları tazeledi. 

İlk 3 maçta yenilen 12 gol, hocanın beşli savunma kurgusuna dönmesinde oldukça etkiliydi. Nitekim Sheffield ve Tottenham maçlarında bu savunma kurgusuyla 2 gol yediler. Spurs’e karşı henüz 6. dakikada öne geçtiler ve ondan sonra farkı açmak için fırsat da yakaladılar. Fakat bunları değerlendiremeyince 1 puana razı olmak zorunda kaldılar.

Maçın başında sakatlanan Welbeck, bu maçta forma giyemeyecek. Muhtemelen Deulofeu-Gray ikilisiyle başlayacaklardır. Pereyra da onların arkasında veya merkez orta sahada oynayacaktır. Zira Tottenham maçındaki Cleverley-Doucoure-Chalobah üçlüsü, Bournemouth maçı için çok fazla defansif olur. Flores’in bu maçtaki en büyük kozu, Gerard Deulofeu olacak.

Bol gollü maçlarına alışkın olduğumuz Bournemouth ise, 2 maçtır gol atamıyor. Arsenal deplasmanında tutuk bir performans sergileyen Eddie Howe’un öğrencileri, iç sahada Norwich’le 0-0 berabere kaldı ve fazla üretken değillerdi. 

Watford’un motivasyonu, Bournemouth’a göre çok daha fazla olacaktır. Eğer çok fazla risk almadan, sabırlı bir oyun planı ile başlarlarsa, sezonun ilk lig galibiyetini alabilirler. Fakat Bournemouth gibi geçiş oyununda çok etkili olan bir takıma, ilk galibiyeti almak istemenin getireceği baskıyla çok fazla önde oynarlarsa, ciddi anlamda sıkıntı da yaşayabilirler. 

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Lampard-1.jpg

LAMPARD, SAVUNMA PROBLEMİNİ ÇÖZÜYOR (BURNLEY-CHELSEA)

Chris Wood’un son dakikadaki golü sayılmayınca Burnley, Leicester deplasmanından 2-1’lik mağlubiyetle ayrılmış oldu. Aslında Burnley gibi defansif yönü kuvvetli takımlar, skor üstünlüğünü ele aldıklarında maçı kaybetme ihtimalleri çok fazla değildir. Fakat rakip Leicester olunca, kaliteli ayakları durdurmak o kadar da kolay olmuyor.

Menajer Sean Dyche klasik 4-4-2 düzenine ve uzun topa dayalı oyun sistemine devam ediyor. Bu sezon geçen sezondan çok daha iyi başladılar çünkü odaklandıkları tek bir kulvar var.

Newcastle’ı tek golle geçen Chelsea ise, Şampiyonlar Lig’inde de Ajax’ı deplasmanda 1-0 devirdi. Özellikle defansif anlamda çok iyi bir maç çıkardılar ki bu takımın savunması sezon başında hiç güven vermiyordu. Maviler, bu oyunu devam ettirebilirse açıkçası Arsenal’in içinde bulunduğu kaosu değerlendirip kendine ilk 4’te yer bulabilir.

Burnley deplasmanında da Lampard’ın en önemli iki kozu Mason Mount ve Tammy Abraham olacak. Hodson Odoi ve Willian’ın da maç eksiklerini kapatıp ilk 11’e girmesi Lampard’ın elini güçlendirmiş oldu. Zira özellikle Şampiyonlar Ligi dönüşlerinde rotasyona ihtiyaç var. Bu sert deplasmanda özellikle oyun kurulumunda yine Abraham’a büyük iş düşecek.

Chelsea, zor bir deplasman olsa da Burnley’i yenebilecek güçte ve formda.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Bruce.png

BRUCE, WOLVES’IN MENTAL YORGUNLUĞUNU DEĞERLENDİREBİLECEK Mİ? (NEWCASTLE-WOLVERHAMPTON)


Manchester United’ı iyi oyunla 1-0 deviren Newcastle, ardından Chelsea deplasmanında aynı skorla mağlup oldu. Benitez’in 5’li savunmasını devam ettiren Steve Bruce, aslında Stamford Bridge’de de iyi iş çıkardı ve rakibe çok fazla pozisyon vermedi. Buna rağmen Marcos Alonso’nun golüne engel olamayınca Londra’dan puansız ayrıldılar.

5’li savunma, orta sahanın merkezinde Longstaff kardeşler, kanatlarda Almiron ve Maximin, en ileride ise Joelinton ile ideal kadroyu oluşturdular. Özellikle büyük maçlarda daha iyi oynuyorlar çünkü son birkaç yıldır topu rakibe bırakmaya çok alıştılar. Kazandıkları iki maçın Tottenham ve Manchester United karşılaşmaları olması tesadüf değil.

İç sahada kazanmak zorunda oldukları maçlarda ise doğal olarak bocalayabiliyorlar. Bu haftaki rakipleri kendileri gibi 3’lü/5’li savunma oynayan Wolverhampton…

Manchester City’i deplasmanda çok iyi bir oyunla 2-0 mağlup eden Wolverhampton, iç sahada aynı performansı sergileyemedi ve Southampton ile 1-1 berabere kaldı. Gerçi Raul Jimenez’in kaydettiği 2 golün ‘VAR’dan geri dönmesi onlar için büyük talihsizlikti. 

Geçen haftaki yazımda Nuno Espirito Santo’nun, bu sezon tıpkı geçen sezonun başında olduğu gibi 3-5-2 değil de 3-4-3 oynattığını ve Soton maçına da muhtemelen öyle çıkacağını belirtmiştim. Çünkü Manchester City karşılaşması büyük bir maçtı ve orada orta sahanın daha kalabalık tutmak zorunda olduğu için 3-5-2 çıkmıştı. Fakat Soton’a karşı da 3-5-2 başlayıp, devre arasında Doherty-Neves değişikliği yaparak 2. yarıya 3-4-3 devam etti. Bu konuda biraz kafası karışık olmalı.

Soton maçının ardından perşembe akşamı UEFA Avrupa Ligi maçıdna Slovan Bratislava’yı deplasmanda 2-1 mağlup eden Wolves’ta ideal ilk 11 oyuncularından Raul Jimenez, Moutinho, Doherty, Boly, Coady ve kaleci Patricio ilk 11’de oynadı. Adama Traore ise 45 dakika forma giydi. Avrupa Ligi’nin fizik yorgunluktan ziyade vermiş olduğu mental yorgunluk, Wolves’a bu sezon zaman zaman sıkıntı yaşatıyor. Aynı problemi Newcastle deplasmanında da yaşayabilirler.

St. James’ Park’ta, topla daha fazla oynayanın, kazanmaya daha uzak olacağı bir karşılaşma bizleri bekliyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Son.jpg

SPURS, SON’LU BİR 4-2-3-1 İLE ANFIELD’DAN PUAN ÇIKARABİLİR (LIVERPOOL-TOTTENHAM)


Manchester United deplasmanında rakibin 5’li savunması karşısında tutuk bir görüntü sergileyen Liverpool, Adam Lallana’nın golüyle 1 puanı zor da olsa kurtardı. Jürgen Klopp’un, 60. dakikadan sonra 4-2-4’e dönüp, beklerin (Arnold-Robertson) hücuma katılımıyla rakibin 5’li savunmasına 6’lı hücumcuyla karşılık vermesi, bu oyunu ne kadar iyi okuduğunun ve ne kadar esnek bir teknik direktör olduğunun bir göstergesiydi. Zira gol de, Robertson’ın kenar ortasıyla geldi.

Hafta içinde Şampiyonlar Ligi’nde deplasmanda Genk’i 4-1 mağlup ederek sürprize izin vermediler. Açıkçası lige daha fazla odaklanmaları gerektiği için bu sezon Devler Ligi’nde olumsuz anlamda sürpriz skorlar almalarını bekliyordum; fakat şimdilik buna izin yok.

Uzun süreli sakatlıktan sonra geri dönen Chamberlain, 2 gol atarak özgüvenini yakaladı. Özellikle kaydettiği ikinci gol, Şampiyonlar Ligi’nde sezonun golü olmaya aday.

Ligin son maçında evinde Watford’u da yenemeyen Tottenham ise, kötü gidişatı Kızıl Yıldız karşısında 5-0’lık galibiyetle durdurdu. Fakat rakip zayıf olduğu için, elbette bu farklı galibiyet onlar için bir ölçü değil.

Bu maçı iyi okumak için, geçtiğimiz sezonki Liverpool-Tottenham karşılaşmasına da bir göz atmak gerekebilir. O karşılaşmada Mauricio Pochettino, 3-5-2 kurgusunu tercih etmiş; defansif sayılabilecek tek orta saha olarak Sissoko’yu kullanmıştı. Bunun sonucunda da half space bölgelerinde verdikleri boşluklar, başlarına bela olmuştu. Heung-Min Son sakat olduğu için oynayamamış, kontrataklarda Harry Kane ağır olduğu için etkili olamamışlardı.

Kızıl Yıldız maçında 4-2-3-1 dizilişiyle takımı sahaya süren, Sissoko ve Ndombele’yi derinde kullanan Pochettino, Liverpool karşılaşmasının bir provasını yapmış olabilir. Arjantinli hoca eğer geçen sezondan ders çıkardıysa, takımı 4-2-3-1 kurgusu ile sahaya çıkaracaktır. Son’un da hazır ve formda olması, geçen sezon etkili olamadıkları kontrataklarda onları daha tehlikeli bir hale getirecek.

Liverpool ile Manchester City arasındaki puan farkı, cuma günü itibariyle 6. Cumartesi günü City, Aston Villa’yı devirirse bu maç öncesi fark 3 puana düşmüş olacak ve bu da ister istemez Liverpool üzerinde bir baskı oluşturacak. 

Tottenham her ne kadar formsuz olsa da, bu sezon özellikle takım savunması sallantıda olan Liverpool’u bu kez daha fazla zorlayacaktır. Anfield Road’dan puan alma ihtimallerini hiç de az görmüyorum.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Ozil.jpg

ARSENAL’DE İÇ SAVAŞ BAŞLADI! (ARSENAL-CRYSTAL PALACE)

Hakem Mike Dean, Bramall Lan’de ilk 45 dakikanın bittiğini belirten düdüğü çaldığında deplasman tribünündeki Arsenal taraftarından gelen yuhalama, aslında 1-0’lık skora değil, Unai Emery’nin kadro tercihi ve ilk yarıdaki kötü oyunaydı.

Willock-Guendouzi-Xhaka orta sahası, aslında Unai Emery’nin topu çok fazla talep etmeyeceğini, Saka-Aubameyang-Pepe üçlüsüyle kontratak üreterek gol aramaya çalışacağını belli eder gibiydi. Nitekim konuk ekibin Pepe ile yakaladığı ilk net pozisyonu da bir kontrataktan geldi. 

Fakat 30. dakikada Lys Mousset’in golü, Arsenal’in bu planını çöpe attı. Evet, artık daha fazla topa sahip olup üretkenliği arttırmaları gerekiyordu. Bu yüzden devre arasında Ceballos oyuna girdi. Ardından sakatlıktan yeni dönen Lacazette, en son da Martinelli… Fakat buna rağmen ikinci devrede de istenilen üretkenlik sağlanamayınca, Arsenal, Sheffield United deplasmanından eli boş dönerek ligdeki ikinci mağlubiyetini aldı.

Kadrolar açıklandığında Arsenal taraftarlarının Mesut Özil’i sorguladığı, aldığı yüksek ücrete rağmen neden kadroda olmadığına yönelik eleştiriler yaptığı açıkça ortadaydı. Maçtan birkaç gün sonra Özil, Twitter hesabından bir fotoğrafını paylaşarak, “You make me laugh…” (Beni güldürüyorsun) paylaşımında bulundu. Bu fotoğrafı beğenenler arasında Granit Xhaka, Pierre-Emerick Aubameyang, Alexandre Lacazette, Shkodran Mustafi, Ainsley Maitland-Niles, Sead Kolasinac, Rob Holding ve James Olayinka da vardı.

Bu fotoğrafın Unai Emery’e karşı paylaşıldığı konuşulurken, bir gün sonra Mesut’un Emery ile idmanda kısa süreli tartışma yaşadığı Ada basını tarafından görüntülendi ve böylece taşlar yerine oturdu. Arsenal’de Mesut-Emery savaşı başladı ve Mesut’un yanında olanlar, azımsanmayacak sayıda…

Tüm bu olanların ardından perşembe akşamı UEFA Avrupa Ligi’nde Guimares’i ağırlayan Arsenal, yedek ağırlıklı çıktığı maçı 75’te oyuna giren Pepe’nin iki frikik golüyle 3-2 kazanmayı başardı. 

Crystal Palace ise kızgın ve patlamaya hazır Manchester City karşısında Selhurst Park’ta pek varlık gösteremedi. Orijinal stoper olmadan oynayan rakibi karşısında amaç Zaha ve Ayew’i savunma arkasına kaçırmaktı fakat bunu pek yapamadılar. Zaten City’e karşı ilk yarıda 2-0 geriye düşüyorsanız, o maçı çevirmeyi düşünmek hayalperestlikten başka bir şey değildir.

Sezona Wilfred Zaha kriziyle başlamalarına rağmen 10. haftaya girilirken 6. sıradalar ve bu kadroya bu sıralama, gerçekten fazla. Alamet-i farikaları, iyi takım savunmaları. Zaten Roy Hodgson’ın da en büyük özelliği takım savunmasını çok iyi uygulamasıdır. Bununla birlikte Garry Cahil transferi, onlara savunmada bir lider kazandırdı ve kaliteyi arttırdı.

Emirates’te Arsenal’in üzerinde büyük bir baskı olacağı aşikâr. Gol gelmedikçe tribünlerde homurdanmalar başlayabilir. Sheffield deplasmanındaki ilk 11’e göre topu daha fazla talep eden, daha üretken olabilecek bir ilk 11 görme ihtimalimiz bir hayli fazla. Palace ise bu sezonki 4-5-1 dizilişiyle merkezi kalabalık tutup, yine Zaha ve Ayew önderliğinde kontratak kovalayacaktır. 

Arsenal’in bu maçta yaşayacağı bir puan kaybı, Unai Emery için tehlike çanlarının çalmaya başladı demektir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Anderson.jpg

FELIPE ANDERSON KULÜBEYE Mİ ÇEKİLECEK? (WEST HAM-SHEFFIELD UNITED)

İlk 6 için net olarak aday gösterilen bir takım, bu kadar kötü oynamamalı. Everton’dan bahsetmediğime göre kimden bahsettiğim çok açık. Tabii ki West Ham United…

Goodison Park’ta Everton’a 2-0 mağlup olmak elbette çok anormal bir durum değildir; fakat dakikalar 25’i gösterdiğinde West Ham henüz kaleye şut çekememişken, Everton’ın tam 8 şutu vardı ve bunların beşi isabetliydi. Sol kenarda başlayan Felipe Anderson’u sağ kenara çekmesi de bir işe yaramayınca, en sonunda Brezilyalıyı kulübeye çekti Manuel Pellegrini. Onun formsuzluğu hücum kalitesini düşürüyor fakat bu, tek başına Anderson’un problemi değil. Takım, özellikle deplasmanlarda pozisyona gitmekte sıkıntı yaşıyor.

Evet Watford’u deplasmanda üçlediler ama Watford’un durumu ortada. Bournemouth’a da 2 gol attılar; ama Bournemouth da zaten Norwich’le birlikte bu ligin en hücumcu orta sıra takımı. Bu yüzden, böyle biraz dengeli takımlara karşı üretmekte çok zorlanıyorlar. Bunun sebepleri hem bireysel performans, hem de Pellegrini’nin yetersizliği olsa gerek.

Andriy Yarmolenko’nun yükselen formu, son dönemde takıma çok olumlu yansımış ve hücum kalitesini arttırmıştı. Fakat Pellegrini, milli takımdan yorgun döndüğünü düşündüğü için onu Anderson’un yerine ikinci yarı oyuna aldı. Fakat o da çare olmayınca, West Ham mağlubiyeti kabullendi. 

Sheffield United, pazartesi gecesi Arsenal’i çok iyi bir takım savunması yaparak Mousset’in golüyle 1-0 mağlup etti. ilk yarıda Pepe’nin pozisyonu dışında çok net fırsat vermediler. Tabii bunda, Unai Emery’nin çıkardığı hücum yönü zayıf kadronun da etkisi var. 2 ay sonra iç sahada kazanmaları, kendi evlerinde yaşayacakları olası baskıyı da ortadan kaldırmış oldu.

3-5-2 oynayan Sheffield, sağ ve sol stoper Basham ile O’Connell’in de hücuma çıkışlarıyla, çözülmesi oldukça zor bir rakip. Oturmuş sistemleri var ve her takıma zorluk çıkarabilecek potansiyelde bir takım. Ligde deplasmanda henüz mağlubiyetleri yok, Chelsea’yle 2-2 berabere kalıp Everton’ı 2-0 mağlup ettiler.

West Ham kuşkusuz, Everton deplasmanındaki silik oyundan sonra çok hırslı olacaktır. Andriy Yarmolenko da, Felipe Anderson’un bu kadar formsuz olduğu ve yedek kalma ihtimalinin olduğu dönemde, rakibin kilidini açmak için Pellegrini’nin bir numaralı yardımcısı olacaktır. Fakat West Ham’ın, bu kadar disiplinli bir rakip karşısında işi çok da kolay gözükmüyor. Çok erken bir gol olmazsa, kısır bir maç bizleri bekliyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Sols-1.jpg

SOLSKJAER, CARROW ROAD’DA GÜVEN TAZELEMEK İSTİYOR (NORWICH-MANCHESTER UNITED)

Sezona cesur bir futbolla başlayan Norwich City, iki hafta önce Manchester City’i devirerek büyük bir sükse yapmıştı. Fakat 9 maçta sadece 2 galibiyet aldılar ve yeni haftaya girilirken 19. sırada bulunuyorlar.

Watford’la birlikte ligin en çok gol yiyen takımı olmaları, aslında problemin kendisini özetliyor. Menajer Daniel Farke de muhtemelen bu işin böyle devam edemeyeceğini görüp, Bournemouth deplasmanında takımı biraz daha tutucu oynatıp oradan 0-0’lık beraberlikle döndü.

Manchester United’a karşı nasıl oynayacakları, aslında karşılaşmanın kaderini belirleyecek. Eğer sezona başladıkları gibi oynarlarsa, maç Rus Ruleti’ne dönebilir ve ManU’nun galibiyet alması daha kolay hale gelebilir. Son maçtaki gibi daha dengeli oynarlarsa, ortaya başka bir hikâye çıkabilir.

Manchester United, tam da Ole Gunnar Solskjaer’in koltuğunun sallanmaya başladığı dönemde Liverpool karşılaşmasında yeni bir sayfa açtı. Bazen temiz bir sayfa açmak için galibiyet şart değildir. Yeni ve güzel bir oyun, taraftarın ve camianın geleceğe daha umutlu bakmasını sağlar. 

Solskjaer’in yeni 3-4-1-2’si, Liverpool’un son derece canını sıktı ve onları 80. dakikaya kadar pasifize etti. Jürgen Klopp’un taktiksel kıvraklığı olmasa, o maçı kazanmaları işten bile değildi. Andreas Pereira’yı, Fabinho ile; Lindelöf’ü de Firmino ile bire bir marke ettiren Solskjaer, savunmada rakibin hücumdaki beşlisine (Robertson-Mane-Firmino-Salah-Arnold) beşliyle karşılık vererek sayısal üstünlüğü Liverpool’a vermedi.

Hücumda da James ve Rashford’u ileride bırakıp, Van Dijk-Matip ikilisiyle sürekli bire bir bıraktı. Nitekim gol de bu şekilde geldi ve taktiğin doğruluğunu kanıtladı.

Solsjkaer, bu dizilişin bir maçlık olmayacağını hafta için Partizan deplasmanında gösterdi. Orada da 3-4-1-2 kurgusunu tercih etti ve takım, Martial’in penaltıdan golüyle 1-0 galip döndü.

Liverpool maçında yeniden kazanılan özgüven, Manchester United’ı Norwich deplasmanında yeniden ayağa kaldırabilir. 



ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Ankara Web Tasarım