12 Kasım 2019

Süper Lig kabuk değiştiriyor

Süper Lig kabuk değiştiriyor

Son Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş için sık sık kullanılan ‘deplasman fobisi’ yorumu, dillere pelesenk olmuş durumda. Ne kolay değil mi, hiç nedenini sorgulamadan, karşı tarafı yok sayarak, sonucu sadece kendi açından okumak? Evet son 3-4 sezondur 3 büyükler diye adlandırılan İstanbul’un 3 şampiyon takımı, Anadolu takımlarına karşı deplasmanda net bir oyun oynayamıyor, kolay sonuca gidemiyor. Genel olarak Anadolu takımları ile doğal şampiyonluk adayları arasındaki oyun ve oyuncu kalitesi farkı da, her geçen sezon daralıyor. Bu da doğal olarak sonuçlara yansıyor. Bizim spor medyamızın çoğunluğu, bu durumu ‘deplasman fobisi’ göredursun; gerçekler çok daha farklı. Bu sebepleri, 3 ana başlık etrafında sıralamak mümkün olabilir.

YENİ YABANCI OYUNCU KURALI

2015 yılında değişen yabancı oyuncu sayısıyla birlikte, kulüpler kadrolarında 14 yabancı oyuncu bulundurabilme ve 11 yabancı futbolcu ile sahaya çıkabilme hakkı kazandı. Bu kuralla birlikte doğal olarak yerli ve pahalı Türk oyuncular gözden çıkarıldı ve yerlerine aynı maliyette veya daha uygun maliyette, daha yetenekli futbolcular tercih edildi. Eskiden yabancı futbolculara ulaşmak daha zor iken, yeni kuralla birlikte Anadolu kulüpleri aynı paraya, yerli oyunculardan daha kaliteli futbolcuları kadrolarına kattı. 

Esasında bu kuralın değişmesi, tek başına bir fayda sağlamıyordu fakat Anadolu takımlarının, özellikle son yıllarda doğru yabancı oyunculara yönelmesi, İstanbul kulüpleri ile aralarındaki kadro kalitesi farkının iyice kapanmasına neden oldu. Örneğin Galatasaray’ın, Brighton’dan renklerine bağladığı Florin Andone, Aytemiz Alanyaspor’daki Papiss Cissé ile kıyaslandığında, kalite olarak ibre, Papiss Cisse’den yana olacaktır. Premier Lig görmüş, Süper Lig tecrübesi de olan Hugo Rodallega kalitesinde bir santrforun, Süper Lig’e yeni çıkan bir takımın kadrosunda olması; daha yakın zamanda Beşiktaş’ın peşinde olduğu ve Polonya Milli Takımı’nda çok iyi performans sergileyen Michał Pazdan’ın, ligin küme düşme adaylarından Ankaragücü’nde forma giyiyor olması, aslında durumu çok iyi özetlemekte.

Premier Lig’de Aston Villa’da forma giyen, Trezeguet’i, geçen sezon Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, fırsat olsa muhtemelen havada kapardı. Sokakta yürüyen bir Galatasaray taraftarına, “Takımında Belhanda yerine Yeni Malatyaspor’daki Guilherme’yi görmek ister misin?” diye sorulsa, ‘evet’ yanıtını vermesi pek de sürpriz olmayacaktır.

YENİ NESİL YERLİ HOCALARIN TAKTİKSEL GELİŞİMİ

İstanbul’un şampiyon takımları ile, Anadolu takımlarının arasındaki kadro kalitesi farkının kapanması, elbette Süper Lig’in yeni düzeni hakkında bize çok şey açıklıyor. Fakat bir de, oyun kalitesi durumu var ki, bu makasın daralmasında en büyük etken o gibi gözüküyor. Oyuncu grubunuz ne kadar güçlü olursa olsun, kenardaki teknik direktörünüz yeterli değilse, başarıyı elde etme şansınız fazla değildir. Bu bağlamda özellikle son 2-3 sezonda, Anadolu kulüplerinde görev alan yeni nesil hocalar, ligin şekil değiştirmesinde oldukça etkili oldu.

Yeni Malatyaspor’da mükemmel bir takım savunması uygulayan ve kulübü UEFA Avrupa Ligi’ne kadar taşıyan Erol Bulut’un, Aytemiz Alanyaspor’da farklı bir oyunla da başarılı olması, onun bazı şeyleri kanıtladığını göstermekte. Akhisarspor’u Ziraat Türkiye Kupası şampiyonu yapan Okan Buruk’un, Çaykur Rizespor’da da çok iyi bir dönem geçirip, Başakşehir’de belki de ligin en iyi futbolunu oynatan hocası olması, asla tesadüf değil. Keza Sergen Yalçın’ın, Aytemiz Alanyaspor’da hem iyi bir takım oluşturup, hem de Ozan Tufan gibi sorunlu bir oyuncuyu futbola döndürmesi de oldukça dikkat çekici. Aykut Kocaman ise zaten yıllardır belirli bir oyun sistemi olan, ligin taktik bilgisi en yüksek hocaların başında gelen bir isim.

Bu tür hocaların sayısının artması, Anadolu takımlarının puanını yükseltiyor ve hatta şampiyonluk puanını son senelerde aşağıya çekiyor. 2015-2016 sezonunda 79 puanla şampiyon olan Beşiktaş, 2016-2017 sezonunda 77 puanla zafer ulaştı. 2017-2018 sezonunda 75 puanla şampiyonluk ipini göğüsleyen Galatasaray ise geçen sezon şampiyonluğunu ilan ettiğinde puanı sadece 69’du. 4 sezonda tam 10 puan düşen şampiyonluk baremi, artık Anadolu takımlarının daha fazla puan aldığının da bir göstergesi.

Az önce bahsettiğim yeni nesil hocalara tekrar dönecek olursak; bu konuyla ilgili geçen sezona dair çarpıcı bir örnek karşımızda beliriyor. Geçen sezon deplasmanda 20 puan kaybeden Galatasaray, bu 20 puanın 13’ünü az önce sözünü ettiğim teknik direktörlerin takımlarına karşı kaybetti. Fatih Terim; Aykut Kocaman’a 4, Erol Bulut’a 3, Sergen Yalçın, Okan Buruk ve yüzü her ne kadar çok yeni olmasa da, futbola her geçen gün yenilikler kazandırmaya çalışan Abdullah Avcı’ya ikişer puan kaybetti.

Rakip analizlerinin çok daha kolay yapıldığı bir çağdayız ve ligimiz her ne kadar kalitesiz olsa da, yeni nesil hocaların taktiksel gelişimi, Süper Lig’de büyük-küçük takım kavramlarını literatürden kaldırmak üzere.

VİDEO YARDIMCI HAKEM SİSTEMİNİN ETKİSİ

2000’li yılların başlarında bir Anadolu takımının, İstanbul deplasmanından puan alması neredeyse imkânsıza yakındı. Bunda o dönemki kadro kalitelerinin çok farklı olması en büyük etkenlerden biriydi fakat, hakemlerin İstanbul kulüpleri lehine çok fazla hatalı karar vermesi, zaten kadrosu çok kısıtlı olan Anadolu takımlarını inanılmaz derecede zor durumda bırakıyordu. Günümüzde ise İstanbul kulüpleri, eskisi kadar bariz şekilde kollanmıyor ve iki sezondur devrede olan video yardımcı hakem sistemi, henüz tam olarak doğru uygulanamasa da bazı hataların önüne geçmiş gibi duruyor. Yeni sistemin, bu anlamda Anadolu takımlarının puan ortalamasını yükseltmesine yardımcı olduğunu söylemek de çok zor olmasa gerek.

Sonuç olarak; tüm bu verilerin ışığında, yeni Süper Lig düzeninde kısa zaman sonra bir 6. şampiyon görmemiz, artık çok uzak bir ihtimal değil.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ