23 Kasım 2019

Premier Lig’de 13. haftaya bakış

Premier Lig’de 13. haftaya bakış

Chelsea’nin, bir şeyleri kanıtlaması için önünde büyük bir fırsat var. Lider Liverpool, Selhurst Park’da Crystal Palace’a konuk oluyor. Arsenal’de Granit Xhaka, ilk 11’e geri dönüyor. Geri dönen bir diğer isim Jose Mourinho, ilk maçında ligin sıkıntılı takımı West Ham’ı devirebilecek mi? İşte Premier Lig’de 13. hafta…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Jose.jpg

JOSE İÇİN ŞANSLI FİKSTÜR (WEST HAM-TOTTENHAM)

Bu sezon da şu ana kadar beklentilerin altında kalan West Ham, ligde tam 6 maçtır galibiyet yüzü görmüyor.

Son hafta Burnley deplasmanında 3-0 mağlup olurken, korkunç bir oyun sergilediler. 90 dakika boyunca tek cılız atak, ‘VAR’dan geri dönen golü de sayarsak kalelerinde gördükleri tam 4 gol ve Burnley’nin kaçırdığı birçok gol pozisyonu…

Everton deplasmanındaki silik oyundan bile daha kötü bir oyun oynadılar ve artık Manuel Pellegrini ile bu işin daha fazla devam etmeyeceği de ortada.

Felipe Anderson’dan verim alamıyorlar, yeni transfer Fornals, ilk 11’de bir türlü kalıcı olamadı. Yarmolenko’nun son dönemdeki ciddi katkısı da onları ayakta tutmaya yetmedi. Haller’i kenarlardan yeterince besleyemiyorlar. Yani kısacası, West Ham’da problem diz boyu…

‘Dünyanın gelmiş geçmiş en medyatik teknik direktörü kimdir?’ diye sorulsa, muhtemelen çoğunluğun cevabı Jose Mourinho olacaktır. İşte o medyatik ve özel adam, çok özlediği futbola geri döndü ve Mauricio Pochettino’nun gönderilmesinin ardından Tottenham’ın başına geçti.

Pochettino’nun gönderilmesinin ‘nankörlük’ olarak görülmesi çok doğal. Kulüp tarihinin en iyi hocasıydı ve hem geliştirici, hem yarışmacıydı. Fakat bir ilişki yürümüyorsa, bunu geçmişteki güzel günlerle onaramazsınız. Peki bu ilişki neden yürümedi?

Bana göre bunun iki sebebi var. Birincisi; Şampiyonlar Ligi’nde final oynadıktan sonra takım hedefsiz kaldı ve motivasyonunu kaybetti. Daha ne yapabilirlerdi ki? Hocanın da uzun yıllardır bu takımda oluşu, artık bazı şeylerin eskimesi, bu sportif anlamda tükenmişlik sendromu ile birleşince ortaya bu tablo çıktı.

İkinci sebebi ise takım içindeki huzursuzluklar. Önce Eriksen’in ayrılmak isterken bir şekilde takımda kalması, fakat mutsuz olması. Ardından Vertonghen-Eriksen olayının yaşanması, takım içinde büyük bir huzursuzluk oluşturdu. Bu da, doğal olarak sonuçlara yansıdı.

Bir yerde tükenmişlik, hedefsizlik varsa, bir oyuncu grubunun heyecanı kaybolduysa, oraya en uygun isim şüphesiz, dünyanın en medyatik hocası Jose Mourinho’dur. Bu anlamda Tottenham’ın bu tercihi, oldukça mantıklı gözüküyor.

Tabii sadece sportif tarafından bakmamak lazım. İşin bir de pazarlama, marka değeri boyutu var. Jose Mourinho açıklandıktan 3 saat sonra Türkiye’de bile onun hakkında 175 bin tane tweet atıldı. Bu da Portekizlinin, Tottenham’ın marka değerini çok daha yukarıya çekeceğine dair önemli bir ip ucu olsa gerek.

Bakalım Jose, futboldan ayrı kaldığı dönemde kendini yenileyebildi mi yoksa aynı yerinde mi? En çok merak edilen konu bu olsa gerek. Kadroyu överek geldi ve bu oyuncu grubunu, özellikle kısa vadede iyi değerlendirebileceğini düşünüyorum.

Jose, yeni meydan okumasına West Ham deplasmanında başlıyor. Yani ligin en sıkıntılı takımı karşısında.
Doğru zaman, doğru insan, bizi bekliyor büyük heyecan…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Xhaka.jpg

GRANIT XHAKA GERİ DÖNÜYOR (ARSENAL-SOUTHAMPTON)

Premier Lig’de en çok tartışılan hocaların başında Arsenal Menajeri Unai Emery geliyor. Sezona fena bir başlangıç yapmamış olsalar da, son 4 haftada kazanamamış olmaları ve oyun kalitesinde yaşanan düşüş, İspanyol hocayı hedef tahtasına oturttu.

Milli aradan önce 2-0 kaybettikleri Leicester maçında, aslında ilk 15 dakikaya iyi başlayıp, geçiş oyunuyla birkaç pozisyon ürettiler. Skoru alamayıp geriye düşünce, oyundan da düştüler ve ligin en formda takımı karşısında yapacak pek bir şeyleri kalmadı.

Mesut Özil’in de ilk 11’de olduğu bir 3-4-1-2 ile maça başlaya Unai Emery’nin ekibi, defansif bir anlayışla sahada olmasına rağmen Leicester’ın pas opsiyonlarını bir türlü kapatamadı. Hem temassız oynadılar, hem de birinci ve ikinci bölgede sayısal üstünlüğü yakalamalarına rağmen alan paylaşımını doğru yapamayıp kolay pozisyon verdiler.

Kaptanlıktan alınan Granit Xhaka için olumlu konuşan Emery, “Xhaka’ya taraftarlarımızla yeniden bağ kurması için yardım edeceğiz” dedi. Tecrübeli oyuncunun bu maçta takıma ve hatta ilk 11’e geri dönmesi bekleniyor. Bakalım Emirates’te ona karşı taraftarların tepkisi nasıl olacak.

Southampton ise 9-0’lık Leicester hezimetinden sonra Manchester City karşısında sürprize imza atmaya çok yaklaşsa da, bunu başaramamıştı. Ardından milli aradan önce iç sahada Everton’a da 2-1 kaybettiler ve galibiyet hasretini 7 haftaya çıkardılar.
Yeni transferlerden Djnepo ileri üçlünün solunda hücum hattına hareketlilik getirse de, bu yeterli olmadı. Takım savunmasındaki problemler hâlâ devam ediyor. Kısa zamanda toparlanamazlarsa Ralph Hasenhüttl ile ayrılık yoluna gidilebilir.

Geçen sezon çok iyi yaptıkları ön alan baskısını bu sezon o kadar etkili yapamıyorlar. Bireysel hatalar da kötü takım savunmasını daha da kötü hale getiriyor. Hücum hattında henüz ideal ilk 11’i bulamamaları da gol sıkıntısının bir numaralı sebebi olmalı.

Arsenal, çıkış yakalayacaksa bundan daha iyi bir maç bulamaz.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Vita-1024x492.jpg

VITALITY’DE BEKLENTİ YÜKSEK TEMPO (BOURNEMOUTH-WOLVERHAMPTON)

Golcü kimliği ile ön planda olan Bournemouth, 3 hafta üst üste gol atamadıktan sonra bu krizi aştı ve iç sahada Manchester United’ı 1-0 mağlup etti. Fakat ardından, özellikle ilk 20 dakikasını çok iyi oynadıkları, farkı ikiye çıkarma şansı buldukları Newcastle deplasmanında 2-1’lik mağlubiyet aldılar. Açıkçası ilk 20-25 dakikalık bölümde ikinci gol fırsatlarından birini değerlendirebilselerdi, farka bile gidebilirlerdi ama bitiricilik problemi yaşadılar. Yine de geçer akçe bir oyun kaliteleri var. Harry Wilson özellikle kanattan içe kat ederek, cepheden çok ciddi bir şut tehdidi olmaya devam ediyor. Kaydettikleri gol öncesi kornerde yaptıkları muazzam organizasyon, ne kadar planlı bir takım olduklarının bir göstergesi.

Wolverhampton ise 3 haftalık 1-1’lik beraberlik serisinin ardından evinde Aston Villa’yı, iyi bir oyunla 2-1 mağlup etti. Sezon başından beri 3-4-3 ile 3-5-2 arasında gidip gelen Wolves Menajeri Nuno Espirito Santo, son maçta kararını 3-4-3’ten yana kullandı. İleri üçlünün sol kenarında oynayan Adama Traore, müthiş performansıyla galibiyette en önemli paya sahipti. Tam 7 maçtır kaybetmiyorlar, UEFA Avrupa Ligi mesaisine rağmen oldukça iyi bir ritim yakalamış durumdalar.

16 puanlı iki takımın mücadelesi, özellikle ev sahibinin hücumcu oyun yapısından dolayı yüksek tempolu ve bol gollü geçmeye aday.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Potter.jpg

POTTER’IN TALEPKÂR OYUN FELSEFESİ LEICESTER’A YARAYABİLİR (BRIGHTON-LEICESTER)

Bu sezon Graham Potter önderliğinde geçen sezona göre çok farklı bir oyun anlayışıyla oynayan Brighton, Norwich galibiyetinden sonra milli aradan önce Old Trafford’da Manchester United’a 3-1 mağlup oldu.

United’ın, Solskjaer geldikten sonra en iyi yaptığı iş geçiş oyununun iyi oynamak. Brighton, topa sahip olmak isteyen bir takım olduğu için United’ın etkili kontratak oyununa adeta davetiye çıkardı. Yedikleri 2 gol kontrataktan gelirken, bu pozisyonlarda hep geride az adamla yakalandılar.

Old Trafford’da %54 topa sahip olmak bu seviyedeki bir takım için oldukça ilginç; fakat skora yansımayınca bazı şeylerin de pek anlamı kalmıyor.

4-4-2’ye döndükten sonra daha iyi skorlar aldıkları kesin. Tam bu süreçte Aaron Mooy’un sakatlanmış olması hücum kalitelerini biraz düşürdü. Fakat geçen sezona göre çok daha fazla hücumu düşünen bir Brighton izlediğimizi söyleyebilirim.

İkinci sıradaki Leicester ise şampiyon olduğu sezondan sonra adından ilk kez bu kadar çok bahsettiriyor. Son 4 maçta 4 galibiyet almakla kalmadılar, 15 gol atıp sadece 1 gol yediler.

Kaybettikleri takımlar Manchester United ve Liverpool. Beraberlikleri ise yine ligin güçlü takımlarından Wolverhampton ile Chelsea karşısında aldılar. Yani puan kayıpları, kabul edilebilir düzeyde.

Son maçta ilk 15 dakikaya çok da iyi başlamamalarına rağmen, Arsenal’i özellikle ikinci yarıdaki iyi futbolla 2-0 mağlup etmeyi başardılar. Merkezde Tielemans, Maddison gibi kadife ayaklar; Chilwell ve nispeten Pereira gibi ofansif yönü çok kuvvetli bekler, Vardy gibi bir koşucu ve bitiriciye sahipler. Kadro kalitesi iyi olan takımı, Brendan Rodgers gibi iyi bir hoca yönetince, ortaya bu tablonun çıkması pek de sürpriz olmuyor.

Hocanın tek çapalı sisteme dönmesi de, bu gelen galibiyet serisinde oldukça önemli rol oynuyor. Ndidi-Choudhury ikilisi oynadığında üretim problemi yaşayabiliyorlardı. Fakat sadece Ndidi oynadığında daha üretken oluyorlar.

Brighton, muhtemelen Leicester’a karşı da topa daha fazla sahip olacaktır. Ama bu, onlar için tıpkı Manchester United karşılaşmasında olduğu gibi bir dezavantaja dönüşebilir. Zira Leicester’da Jamie Vardy gibi bir patlayıcı, arkasında da Maddison ve Tielemans gibi topu hızlı ve kaliteli bir şekilde aktaran kadife ayaklar mevcut. Leicester’ın bu deplasmandan da galibiyetle dönmesi kuvvetle muhtemel gözüküyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Zaha.jpg

ZAHA-ARNOLD EŞLEŞMESİNİN GALİBİ SONUCU ETKİLEYEBİLİR (CRYSTAL PALACE-LIVERPOOL)  

Mütevazı kadrosuyla hiç de fena işler çıkarmayan Crystal Palace, Roy Hodgson’ın meşhur katı savunma futboluyla Chelsea’yi ilk yarı durdursa da, ikinci devrede direnemeyip sahadan 2-0’lık mağlubiyetle ayrıldı. Tabii onlar için gayet normal bir sonuç. Hedefleri kümede kalmak ve şu ana kadarki performanslarını devam ettirebilirlerse bunu çok rahat başarabilecekler gibi duruyor. Fakat ara transfer dönemi onlar için tehlike! Zira sezon başında takımdan çok ayrılmak isteyen Wilfred Zaha’nın, bu kez bunu gerçekleştirme ihtimali bir hayli yüksek deniliyor. Zaha giderse yerini kimle doldururlar, ya da doldurabilirler mi, bu da muamma. O yüzden devre arasına kadar ne kadar fazla puan toplarlarsa, sezonun ikinci yarısındaki olası performans düşüklüğü öncesi o kadar iyi olacaktır.

Manchester City’i devirerek puan farkını 9’a çıkaran Liverpool, sadece puan farkını arttırmakla kalmadı psikolojik olarak da üstünlüğü net olarak ele aldı.

Pep Guardiola’nın; Emery ve Solskjaer’in yaptığı gibi ileride iki forvet bırakarak Liverpool’un stoperleriyle onları ikiye iki bırakma planı, Jürgen Klopp’un taktiksel zekâsına takıldı. Alman hoca; her zaman hücumda kullandığı sağ bek Arnold’ı bu kez geride tutarak, sağ çizgiye Henderson’ı yolladı ve bu sayede geride üçlü kalarak, De Bruyne-Agüero ikilisine karşı sayısal üstünlüğü ele geçirdi.

Sonuç olarak Liverpool belki de sezonun en önemli maçından galip çıkarak, şampiyonluk yolunda önemli bir adım attı. Bu maç öncesi Robertson ve Salah’ın durumu henüz netlik kazanmadı; fakat oynama ihtimalleri daha yüksek gibi gözüküyor.

Roy Hodgson takımları her zaman iyi kapanır ve Selhurst Park, atmosfer olarak da zor bir deplasmandır. Maçın kaderini ise Zaha-Arnold eşleşmesi belirleyebilir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Tosun.jpg

MARCO SILVA DOĞRU YOLU BULUYOR (EVERTON-NORWICH)

Bu sezon da geçen sezonki gibi beklentilerin altında kalan Everton’da, 19 Ekim’de oynanan West Ham maçından bu yana oyun kalitesinde ciddi bir yükseliş var. Son 4 haftada ilk 11’de yapılan radikal değişiklikler, sonuçlara da yansımış durumda. Milli aradan önceki son maçta da deplasmanda Southampton’ı devirdiler. Cenk Tosun ilk 11’de yer alırken hem Marco Silva’nın prensi Lewin hem de yeni transfer Kean, yedek kulübesindeydi. Son haftalarda yedek kalan Sigurdsson da bu kez ilk 11’deki yerini aldı. Santrfor oynamaya başlayan Richarlison, Cenk’in ilk 11’de başlamasıyla birlikte sol kenarda oynadı ve muazzam bir performans sergiledi.

Everton’ın hücum kalitesinin artmasında şüphesiz iki defansif orta sahadan tek defansif orta sahaya dönmüş olmaları ve Tom Davies’in hücum yönünün yüksek olması etkili oldu. Norwich’i de yenmeleri takdirde işler iyice rayına oturacaktır.

Norwich ise son haftalarda tam bir hayal kırıklığı yaşıyor. Sükseli Manchester City galibiyetinden sonra henüz galibiyetleri yok. 7 maçta 6 mağlubiyet, 1 beraberlik aldılar.

Çok fazla gol yiyorlar ve bu sorunu hâlâ çözebilmiş değiller. Radikal hücum futbolundan feragât etmiyorlar. Maç öncesi yapılan basın toplantısında hoca Daniel Farke, “Takımı bu şekilde inşa ettik, böylece otobüsü park etmemizi bekleyemezsiniz” diyerek bunu bir kez daha belirtti. Takımın genel form durumu, Teemu Pukki’ye de yansımış durumda. Sezon başında deyimi yerindeyse leblebi gibi gol atan Finlandiyalı futbolcu, adeta sırra kadem bastı. Cantwell’in son haftalarda sık sık sakatlanması da hücum kalitelerini düşürmüş görünüyor. Bu kadar keskin düşüş yaşadıkları bir dönemde, iyi bir çıkış yakalayan Everton’a konuk olmaları onlar için talihsizlik.

Cenk Tosun’un muhtemelen ilk 11’de başlamasını beklediğim mücadelede Everton, açık ara favori gözüküyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Deeney.jpg

WATFORD, GOLCÜSÜNE KAVUŞUYOR! (WATFORD-BURNLEY)

11 haftada galibiyeti bulunmayan Watford, Norwich deplasmanında 2-0 kazanarak sonunda bu kötü seriyi sona erdirdi.

Deulofeu’nun 1 gol 1 asistle yıldızlaştığı karşılaşmada yine 5-3-2 dizilişi ile sahadaydılar. İleri uçta Deulofeu’nun yanında Welbeck ve Deeney’nin sakatlıkları olduğu için Pereyra yer aldı. Son 5 maçta 3 gol yediler ve bunun ikisi Chelsea’den. Yani, takım savunmasındaki problemleri beşli savunma kurgusuyla yavaş yavaş hallediyorlar. Bu, iyiye işaret.

Burnley ise 3 haftalık mağlubiyet serisinin ardından ligin son haftasında iç sahada West Ham’ı,müthiş bir oyunla 3-0 mağlup etmeyi başardı. Yakaladıkları net gol pozisyonlarını sonuçlandırabilseler, karşılaşmanın 5-0 veya 6-0 gibi bir skorla bitme ihtimali çok yüksekti. Belki de bu sezonun en üretken maçını oynadılar.

Sezon başında Ashley Barnes takımın gol yükünü çekerken, son dönemde ise Chris Wood alev aldı. Uzun toplarla, kenar ortalarla, topu mümkün olduğunca havada tutarak her rakibe zorluk çıkarıyorlar.

Watford’un 3 stoperle oynuyor olması, Burnley’nin hava hakimiyetine bir darbe vuracak gibi duruyor. Troy Deeney’nin uzun zaman sonra ilk 11’e dönmesi bekleniyor ve bu ev sahibi için çok iyi haber. Watford, bu karşılaşmayı da kazanarak çıkış yakalayabilir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Lampard-1024x576.jpg

LAMPARD VE CHELSEA İÇİN ETIHAD’DA TEST MAÇI (MANCHESTER CITY-CHELSEA)

Liverpool’u devirip, puan farkını 3’e indirebilirlerdi fakat olmadı. Manchester City, aslında iyi başladığı maçta erken bir gol yiyince, hakem tartışmaları arasında kayboldu ve sezonun belki de en kritik mücadelesinden 3-1 mağlup ayrıldı.

Anfield Road’da aslında kendilerine özgü oyunlarını oynadılar; fakat skora yansıtamadılar. Normalde topa sahipken 2-3-5 dizilen Manchester City, Liverpool karşısında daha çok 4-4-2 ve 4-2-4 şeklinde oynadı. Agüero ile De Bruyne ilerideki ikiliyi oluştururken, kontrataklarda Van Dijk ile Lovren’le bire bir kalma fırsatı kovaladı. Fakat Klopp’un, Arnold’ı hücuma çıkarmayıp geride bekletmesi, Pep Guardiola’nın bu planını bozdu.

En çok üretim sağladıkları ‘Half Space’i de Liverpool çok doğru kapatınca, istediklerin yapmakta zorlandılar. Özellikle Raheem Sterling, Arnold karşısında ciddi bir yenilgi aldı.

Chelsea ise beklentilerin çok üzerinde bir şekilde yoluna devam ediyor. Frank Lampard’ın talebeleri Crystal Palace’ı da iç sahada 2-0 geçerek, şampiyonluk yarışında kalabileceğini gösterdi. En azından şimdilik…

Sakatlıktan kısa bir süre önce dönen Willian, kendini bulmuş gözüküyor. Hem geçişlerde hem set oyununda çok iyi pas dağıttı ve hücum organizasyonlarının bir numaralı elemanı oldu. Son dönemin formda ismi Pulisic, yine golünü kaydetti. Tıpkı bir diğer formda isim Tammy Abraham gibi…

Hücumda çok dinamik olan Chelsea’de Lampard’ın asıl başarısı, sezon başındaki o dağınık takım savunmasını düzeltmesi oldu. Manchester City deplasmanı, Chelsea için tam bir test maçı olacak.

Chelsea’nin Etihad’da en büyük kozu, duran toplar olacak. Zira Manchester City’nin sezon başından beri kanayan yarası, duran toplar.

Pep Guardiola’nın artık puan kaybına tahammülü kalmadı. Liverpool maçının vermiş olduğu öfkeyle birlikte, iyi ama acemi olan Chelsea’yi bozguna uğratabileceklerini düşünüyorum.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Sheffield.jpg

MAGUIRE, 5 YIL SONRA BRAMALL LANE’DE (SHEFFIELD UNITED-MANCHESTER UNITED)

‘Premier Lig’de bu sezon şu ana kadar en iyi performansı hangi hoca sergiledi?’ diye sorsak, yanıtınız ne olurdu? Jürgen? Olabilir… Lampard? Hak ediyor ama, tam içime sinmedi… Brendan Rodgers? Oyuncuları çok kaliteli… Chris Wilder? İşte bu! Chris Wilder…

Herhalde sezon başında Sheffield taraftarı bile, 13. haftaya girilirken takımlarını ligin 5. sırasında görmeyi hayal edemezdi. Ama başardılar. Sezon başında ‘Küçük Wolves’ olarak tanımladığım bu takım, 5 maçtır kaybetmiyor ve ligin en zor gol yiyen takımlarından biri. Stoperlerin de hücuma katıldığı 3-5-2 kurgusuyla, her rakibe zorluk çıkarıyorlar. Kanat bekler Baldock ve Stevens da hem savunmada hem hücumda çok başarılı. Merkez orta saha Lundstram, sezonun en iyi orta sahalarından. Takımın gol dağılımı da oldukça orantılı. Disiplinliler, yeterince sertler. Şu anda hiçbir takımın karşılaşmak istemeyeceği bir ekipler ve böyle giderse, hocayı önümüzdeki sezon üst seviyede bir takımın başında görebiliriz.

Son haftalarda biraz kıpırdamaya başlayan Manchester United, iç sahada Brighton’ı 3-1’lik skorla rahat geçti. Rashford ve Martial’in tamamen sağlığına kavuşması, skora da yansımış gözüküyor. Solskjaer geldiğinden beri yaptığı en iyi iş, geçiş oyununu çok iyi oynatmak oldu. Geçen sezondan bunu çok iyi biliyoruz. Bu takım, topa daha az sahip olduğunda, kontratak yakaladığında, Rashford-Martial ikilisiyle çok daha etkili oluyor. Set oyununda bu kadar başarılı olamamalarının iki sebebi Lukaku gibi net bir santrforlarının olmaması ve Pogba’dan faydalanamıyor olmaları.

Manchester United iyi bir ivme yakalamak için bu deplasmandan 3 puan çıkarmak zorunda. Aksi halde yine sıkıntılı bir süreç onları bekleyecek. 5 yıl Sheffield United forması giyen Harry Maguire, yine 5 yıl sonra eski evinde sahaya çıkıyor. İki takımdan hangisi topa daha az sahip olursa, o ekibin kazanma ihtimali daha yüksek gibi görünüyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Dean.jpg

ASTON VILLA DURAN TOPLARA DİKKAT ETMELİ (ASTON VILLA-NEWCASTLE)

Ligin yeni ekiplerinden Aston Villa, şu ana kadar kabul edilebilir bir performans sergiledi. Belki son 3 haftada puan alamadılar ama bu 3 rakibin sırasıyla Manchester City, Liverpool ve Wolverhampton olduğunu unutmamak gerek.

Jack Grealish, takımın adeta beynidir. Özellikle 4-3-3’ün ileri üçlüsünün sol kenarına geçtiğinden beri skora etkisi arttı. 2-1 kaybettikleri ve pek iyi oynamadıkları Wolves karşılaşmasında onun eksikliği doğal olarak çok hissedildi. Newcastle’a karşı ilk 11’deki yerini alacaktır ve Dean Smith’in yine en büyük kozu olacaktır.

Newcastle ise Aston Villa’nın tam tersi şekilde, 3 maçtır kaybetmiyor. Rafael Benitez’in beşli savunma kurgusunu devam ettiren, risk almayarak pragmatist davranan Steve Bruce, bunun meyvesini şu ana kadar toplamış görünüyor.

Bournemoth’u 2-1 mağlup ederken 1-0 geriden gelmiş olmaları kıymetliydi. Demek ki takım, o kadar özgüvensiz ve umutsuz değil. İlk  25 dakikada, yedikleri gol dışında birçok pozisyon verdiler ve açıkçası futbol şansı da yanlarındaydı. Fakat ne olursa olsun geri dönmüş olmaları, onlar adına umutlandırıcı. Bu sezon savunma oyuncularından en fazla gol bulan takım konumundalar. Nitekim son maçta da goller sağ bek Yedlin ve İrlanda Milli Takımı’nda sakatlanan, bu maçta forma giyemeyecek olan stoper Clark’tan geldi. Bu maçta da duran toplar, onların önemli bir kozu olacak.

Küme düşme hattıyla arasında 7 puan bulunan Newcastle, Aston Villa’dan daha rahat durumda. Maçın başında momentum, Aston Villa’da olacaktır. St. James’s Park’ta n çıkacak bir beraberlik, iki takımı da çok fazla bozmayacaktır.







 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ